TBMM Genel Kurulu'nda Vakıflar Kanunu'nun 41. ve 68. maddelerinin görüşülerek kabul edilmesinin ardından, yasanın tümü üzerinde yapılan oylama ile tasarı yasalaştı. Oylama öncesinde söz alan vekillerin sorularını cevaplandırmak üzere bir konuşma yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, kanunun Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün teşkilat yapısı ve bütün vakıf çeşitlerinin haklarını gözeten bir yasa olduğunu, her çeşit vakıfların, vakfiyecilerini ve yönetim kurulları ile denetleme şekillerini düzenlediğini söyledi. Bir milletvekilinin 'Yasanın 45. maddesinde sözü geçen mütekabiliyet gözetilmedi mi?' sorusunu yanıtlayan Yazıcı, "Lozan Anlaşması'nda kesinlikle mütekabiliyet öngören bir düzenleme ve sözcük yoktur. 45. maddede sözü edilen düzenleme devletler hukukunda ifadesini bulan paralel uygulamayı öngören bir düzenlemedir. 'Türkiye'deki cemaat vakıfları için şu şu öngörülmüştür' der. Benzer durumlarda, Yunanistan'daki cemaatler, azınlıklar için de Yunanistan tarafından yerine getirilen bir paralel düzenleme öngörülmüştür. Bu bakımdan burada bir mütekabiliyet düzenlemesi söz konusu değildir. Kaldı ki mütekabiliyet yabancı ülke vatandaşları arasında olur. Bizim hukukumuzda cemaat vakfı olarak nitelenen vatandaşlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" dedi. Hak ve özgürlükler konusunda ise mütekabiliyetin uluslararası hukukta söz konusu olmadığını belirten Yazıcı, "Hak ve özgürlüklerin söz konusu olduğu alanda mütekabiliyet aranmaz. Bir ülke, bir ülkenin vatandaşını idam cezası varsa idam edecek, böyle bir şey olmaz" ifadelerini kullandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Fener Rum Patrikhanesi arasındaki davanın hangi aşamada olduğuna ilişkin bir soruyu da cevaplandıran Yazıcı, davada henüz karar çıkmadığını ancak konuyu takip ettiklerini söyledi.