TARİHİ AMİSOS KENTİNDE 'YAVRUCU AĞA'NIN' SERÜVENLERİ

Adnan Bahadır

Uzun zamandan beri, Tarihi Amisos Kentinde yaşanan hikâyelerden bahsetme fırsatı bulamamıştık. Bugün Amisos kentinde yaşanan hikayelerden birisi olan 'Yavrucu Ağa'nın serüvenleri' ile devam edeceğiz. Dilerseniz Yavrucu Ağa'yı biraz tanıdıktan sonra, Hikâyelerine başlayalım... Yavrucu Ağa'nın, yavruculuk unvanını alma nedeni, o günlerde tefecilik yapanlara 'yavrucu' denilirmiş. Bizim Ağa da sürekli tefecilik yaptığından adı 'Yavrucu' diye anılırmış. Ağa'nın asıl mesleği, yaşadığı dönemde binek hayvanları olan At, Eşek, Deve gibi hayvan alım satımı yapmak imiş ama bu işin göstermelik tarafıymış. Ağa'nın asıl işi, binme vasıtaları olan hayvanları satma kılıfı altında tefecilik yapmakmış. Tefecilik işini öyle bir noktaya getirmiş ki bizim Ağa, yaşadığı dönemde en yüksek faiz oranı aylık yüzde ikilerde, üçlerde iken bizim Ağa yüzde onlar civarında tefe oranları uyguluyormuş. 
Yavrucu Ağa'nın sadece hayvan alım satım işi yokmuş, rençberlik işiyle de ilgileniyormuş. Atasından Dedesinden de hatırı sayılır araziler miras olarak kalan Ağa'nın yaşadığı dönemde onsekiz milyon ile yirmi milyon akçesinin olduğu rivayet edilmekte.
Neden Yavrucu Ağa'yı gündemine aldın derseniz, Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim de geçmiş dönemlerde yaşanan olayları bizlere anlatıyor ki ders alalım ve aynı hataları işlemeyelim. Bizim Yavrucu Ağa'yı ele alma nedenimiz de bu tür insanları sizlerle paylaşalım ki, ileride bu tür insanların bugünkü uzantıları olan insanlara dikkat edin ve gerekli dersi alın! Bizim Yavrucu Ağa kalabalık ailesinin bir ferdi olarak dünyaya gelmiş ama zamanla ailede gücünü artırmaya başlamış. Ancak Dedesi tarafından çok sevilmediği için farklı işlerde kendisini gösterme çabasına girmiş ve karı kız yüzünden alacak verecek meselesine girdiği hasımlarını vurmak isterken hasımları tarafından vurulmuş olduğu bilinmektedir. Uzun bir süre komada kalan Yavrucu Ağa dönemin Kadısı tarafından müebbed hapisle yargılanıp cezaevine girmiş. Uzun yıllar cezaevinde yattıktan sonra, padişahın çıkardığı afla özgürlüğüne kavuşmuş. Ama yaptığı olayın aslını bilmeyenlere kendisini delikanlı olarak tanıtmaya başlamış ama olayın aslını bilenler olayın kadın ticareti yüzünden işlendiğini de biliyorlarmış.
Yavrucu Ağa yaşadığı bu olaydan sonra bir hayli psikolojisi bozulmuş hatta artık çocuk sahibi de olma imkânı kalmamış. Var olan tek çocuğu ile hayatını sonlandırmak zorunda kalmış. Yavrucu Ağa çocuğunun da kendisi gibi cahil kalmaması için onu okutmuş ama ilk okuldan Darulfünun(üniversite) sonuna dek çocuğuna yaptığı masrafların tamamını yazıp hesapladıktan sonra çocuğundan bu paraları tahsil cihetine gitmiş. Sadece bununla mı kalmış derseniz elbette bu kadar da değil. Amansız bir hastalığa yakalanan Babasını tedavi etmek için ona aldığı ilaçların parasını Dedesinden tahsil edecek kadar onursuz ve çingene olan Yavrucu Ağa yanında çalıştırdığı işçilerden yemek yiyip, öğün atlatma kişiliksizliğini gösterecek kadar da kişiliksiz bir adammış. Adamı tanıyıp selâm veren kim varsa ondan illallah etmiş ama adam öyle bir yapışkanmış ki kimsenin peşini bırakmaz, onlardan bir yemek yiyebilmek için elli takla atacak kadar da taklacıymış.
Bizim Yavrucu Ağa'yı yeni tanıma fırsatı bulan bir arkadaşı bir gün paraya sıkışınca, elinde bulunan kaliteli binek Atını satmak üzere Yavrucu Ağa'nın mekanını tutmuş. Yavrucu Ağa her fırsatta ziyaret edip yemeğini yediği, çayını içtiği bu insanı makamında ağırlayınca, bırakın yemek ikram etmeyi bir bardak su dahi ikramda bulunmadığı gibi Atını satma konusunda da çok enteresan bir iş yapmış ona. Ne yapmış derseniz, izin verin anlatayım... 
Atını satacak olan kişinin Atının gerçek değeri yetmiş ile seksen altın civarındaymış. Yavrucu Ağa Atını satacak adama 'ben bir piyasa araştırması yapayım sana bilgi veririm' demiş. Atını satacak olan kişi de 'olur' diyerek yanından ayrılmış. Ayrılmasına ayrılmış ama içine de bir kuşku düşmüş. Bu adam acaba 'Atımı gerçek fiyatına satar mı' diye şüphelenince onun da
aklına bir plan gelmiş. Yakın bir arkadaşını, Yavrucu Ağa'nın yanına gönderip Atı almak istediğini, fiyatının ne olduğunu sordurmuş. Yavrucu Ağa da son fiyatının 'yetmiş altın' olduğunu söylemiş. Adam fiyatı kabul ettiğini, Atı almak istediğini söylemiş. Bunun üzerine Yavrucu Ağa, Atın sahibi ile görüştükten sonra kendisine haber vereceğini söyleyerek ondan zaman istemiş. Adam da 'olur' diyerek oradan ayrılmış. Bizim Yavrucu Ağa Atın sahibini arayıp ne dese iyi! Senin Atına 'altmış altın veriyorlar, istersen satalım' demiş. Normalde, Atın alım satımından alması gereken en üst komisyon 'yüzde üç' olması gerekirken adamdan 'yüzde onbeş' komisyon almaya kalkmış ve adam Atını ondan alarak, başka birisine seksenbeş altına satmış. Böyle bir sahtekârı sizlere anlatma nedenim, yukarıda da anlattığım gibi bu tür sahtekârların günümüzde de var olmasıdır. Aman siz, siz olun bu tür sahtekârlardan kendinizi kollayın, yoksa nerde ne zaman sizi yolacakları belli olmaz! Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.