SORUMLULUKTAN KURTULMA GEREKÇESİ...

Sami Kesmen

     Dünyalığı "Allah" takdir eder, ahireti "Kul" talep eder. Tedbirler takdirleri boz(a)maz ama tedbirsizlik de takdir olarak görül(e)mez.
      Kul; üzerine düşen fiili işleri yapacak(fiili dua), Rabbından lisani  dua ile yardım isteyecek, sonra da sahih bir iman, salih bir duruş ile Allaha tevekkül edecek.
       Olumsuzlukları "Kader"e ihale etmek İslâmi bir yaklaşım tarzı değildir. İrade dışı karşılaşılan olumsuzluklar aslında lütuftur ve Allah bunu sevdiği kullarına ihsan eder.
       Göz yaşı; zulüm nedeniyle ve yapılan hata sebebiyle  değil de irade dışı olumsuzluklar sonucu ise, o kul Allah tarafından sevilen salih bir kimsedir ki, onun göz yaşında rahmet ve bereket vardır.
       Allah  müsibeti en çok Peygamberlere, sonra Velilere(Allah dostlarına) sonra da Salih kullarına verdiğini Peygamberimiz haber vermiştir.
      Dünyada bilerek yapılan hata ve kusurların dışındaki olumlu olumsuz her şeyi Allah takdir eder, ahirette karşılaşılan her durumu da kul dünyada yaptıkları nedeniyle kendisi hak eder.
       Geçmişte ödenen her bedel gelecek için sermayedir. Yaşanan tecrübeler atılacak doğru adımların provasıdır. Ödenen bedeller sonucu elde edilen tecrübeyi hiçbir maddi değer karşıla(ya)maz.
       Tecrübe; sanat gibidir, öğretir, öğrenilir ve unutulmaz. İnsanı, iki günü birbirene eşit olmaktan tecrübe kurtarır ancak. Bunun İslami terminolojide tarifini, "Mü'min bir delikten iki defa ısırılmaz" buyurarak Peygamberimiz yapmıştır.
       Kişi, bedel ödemekle zarar etmez aksine elde ettiği tecrübeyle başka türlü kazanamayacağı büyük bir zihni müktesebat sahibi olur.
       Bedel, "Kader" değildir. Kader; Allah c.c. takdir ettikleridir. Bedel; kişinin kendi iradesiyle karar verip, elleriyle yaptıklarıdır.
       Kişinin başına ne gelirse, kendi elleriyle yaptıklarından dolayıdır buyuran Yüce Allah, irade dışı karşılaşılan sonuçların kişinin kendi yapıtlarının sonucu olduğunu bildirmiştir.
      Kırmızı lambada geçen bir araçla kaza yapan kişinin karşılaştığı sonuç,  "Kader" değil, kendi hatasının ürünüdür.
       İnsanın itikadi, ameli ve ahlaki olarak nasıl yaşayacağı Kur'anda bildirilmiş, numune-i imtisal olan Peygamberimizin hayatı ile gösterilmiş, Peygamberimizin güzel ahlakı tamamlamak, yani anlatmak ve öğretmek için gönderildiği de ilân edilmiştir. Bu ölçülerde yaşanan hayatın içinde karşılaşılan her sonuç "Kader"dir.
         Kader; her sorumluluğu yerine giderdikten sonra ortaya çıkan irade dışı sonuçlardır ki, bunlara da  "Allah'ın takdiri" denir. Elbette her fiil Allah tarafından yaratılır ama her fiil ve sonucu "Kader" değildir.
       Yapılan hatalar nedeniyle ortaya çıkan sonuç "Bedel"dir. Bedel,  tecrübe kazandırır. Tekrar aynı hatanın yapılmasına engel olur. Kişinin kendi kendinin pratik eğitimi anlamına gelir.
        Hata ve kusur yapmamak için Allah c.c. bildirdiği ve belirttiği gibi bir hayat yaşamak gerekir. Teorik ilahi bilginin, pratik eğitimi/görsel dersi Peygamberimizin hayatıdır. Bu derslere katılmayan, bilmeyen veya bildiği halde gerektirdiği şekliyle yaşamayan bedel ödeyerek doğru yaşamayı öğrenir.
      Bedel ödeyerek yaşamayı öğrenmek, kişiyi  tecrübe sahibi  yapar ama böyle bir hayat tarzıyla hatasız bir sürece geçmek için ömür yetmez.
      Hatanın bedeli olan sonuç "Kader" değil, "Tecrübe"dir. Kader fıtrat üzere, Allah'ın belirlediği ve belirttiği şekilde yaşamaktır. Hatalar ve kusurlar "Kader" e ihale edilerek, sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.
      Kader; sorumluluktan kurtulma gerekçesi ol(a)maz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.