SON bir şey...

Fatih Kelleci

Artık yazmayacağım, bu benim son yazım. Nedeni ise, okumanın, konuşmanın, konuşurken aynı zamanda dinlemenin, tepkileri görerek ölçmenin vs. yazmaktan daha keyifli ve daha sonuç odaklı olduğunu farkettim. Konuşurken karşındakini incittiğini hissedebiliyor ve karşı çıkışının şahıslara değil, düşüncelere olduğu noktasında iknaya dönük tedbirler alabiliyorsun. Ancak yazdıkların ile ilgili böyle bir tespit süreci gelişemiyor. Zahmet gösterip iki kelam yorum yazan olur ise ozaman anlayabiliyorsun, kimleri üzüp kimleri memnun ettiğini. Hasılı artık birebir diyalogdan yanayım tıpkı yazmaya başlamadan önce olduğum gibi.

  Ancak, önceki gün okuduğumda üzüldüğüm, geleceğe dönük iyimser bakış açımı daraltan, milletin kardeşliği temelinde hiç bir katkı sağlamayacak bilakis başkalıkları körükleyecek hasımane ve tamamen hamaset dolu bir haber üzerine son birkaç şey söylemek istedim.
  Zaten yazar olmadığımın farkındayım ancak bir yazan olarak  düşüncelerimi paylaştığım son yazımda; yaklaşan yerel seçimler öncesi CHP' nin yeni bir söylem olarak geliştirdiği '' Büyük Taarruzu başlatıyoruz'' ifadesine dikkatleri çekmek istiyorum.

  26 Ağustos 1922 tarihi,Türk tarihinde Malazgirt kadar mühim, İstanbul' un fethi kadar büyük ve mukaddes olan bir takvimdir. Çünkü Büyük Taarruz; Türk tarihinde ,  esarete başkalıdırının, hürriyet gönüllülerinin, iman dolu göğüslerin, bedrin aslanları kadar şanlı olan türk yiğitlerinin, cennet vatan uğruna feda olanların, Gazi Mustafa Kemallerin , çılgınları zincirleriyle boğanların, medeniyetin tek dişini sökenlerin, Türk bayrağında al olanların adıdır.
  Bu yazım, bir tarih yazısı değil ancak asıl mesajıma geçmeden küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. 28 Temmuz 1921"de Kütahya"ya gelen Yunan Kralı Konstantin, “Savaş Konseyi”ni burada toplayıp Ankara üzerine yürüme kararı çıkardı. Yunan Ordusunun bu ilerleyişi karşısında Türk Ordusu, Sakarya"da Başkomutan Mustafa Kemal komutasında dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir taktikle büyük bir zafer kazandı.Sakarya"da durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 26 Ağustos 1922"de Büyük Taarruz"u başlattı. Bu çarpışmalar sırasında Türk askeri, tarihinin her döneminde görülen kahramanlık ve fedakarlıklarına yenilerini ekledi.
  Eminim ki hepiniz bukadarcık tarih bilgisine olsun sahipsinizdir. Bilmeyen varsa onun ayıbıdır diyor ve asıl vermek istediğim mesajıma geçiyorum.
  CHP ''Büyük Taarruzu'' ilan etti. Kime karşı bu taarruz?  Kimi dökeceksiniz denize?
Anlıyorum elbette burda bir teşbih var ancak atıfta bulunulan tarihte yeni 26 Ağustos 1922' de Türk Ordusu, Başkomutan Mustafa Kemal komutasında, gözü dönmüş, bayrağımıza ve hürriyetimize kasdetmiş işgalci Yunan ordusuna karşı '' Büyük Taarruzu'' başlatmış ve 30 Ağustos tarihinde de benzerine az rastlanan bir zafer kazanılmıştır. Sizin büyük taarruzunuz kimlere karşı başlatılıyor. Memleket işgal altında mı, kimden kurtarıyorsunuz vatan topraklarını? Üstelik daha üç-beş gün önce Samsun'a gelen PM üyesi Berhan Şimşek' in ülkede barışı güçlendirecek, küslükleri kaldıracak politikalar geliştireceğiz mesajlarına rağmen bu düşmanca tavır neden?
  Her fırsatta dinin siyasete alet edildiğini söyleyen sol siyasetçilerimiz, milli bütünlüğümüz ve dayanışmamız adına Türk Milleti' nin ortak değerlerini,zaferlerini ve bayramlarını iç politika malzemesi yapmaktan nezaman vazgeçecekler. Kim düşman, ne taarruzu, ne kurtarması ,ne oluyor, nereye koşuyoruz, bize neler oluyor böyle?
  Bu bir eleştiri ya da tenkit değil bu apaçık Türkçe bir duruş, bir feryat, bir çığlık, bir çağrı. Lütfen anlayın ve kendinize gelin efendiler.
  Karşılarında işgalci düşman kuvvetlerinin olduğunu zanneden ve kendilerince  ''Büyük Taarruzu !'' başlatan zevata, taarruz sürecinde acı bir sonla tarihe geçmiş olan  Albay Reşat Bey' i hatırlatalım.
  Albay Reşat Bey, bir taarruz gününde (27 Ağustos 1922) en sol kanatta 57. tümenimiz taarruz ederken, kuvvetlerini birbirinden biraz uzakça bulundurmuştu. Bu nedenle düşman üzerinde kalıcı bir etki yapamıyordu. Başkomutan, telefonda Albay Reaşat Bey' e soruyor? "Niçin hedefinize (Çiyiltepe) hakim olamadınız?" Reşat Bey' de cevaben yarım saat sonra hedefin elde edileceğini söylüyordu. Gel gör ki yarım saat geçmesine rağmen hedef alınamamıştı ve sonucu öğrenmek üzere telefon açan Başkomutan'a Albay Reşat Bey'in,'' Yarım saat zarfında size o mevkileri almak için söz verdiğim halde, sözümü tutamamış olduğumdan dolayı yaşayamam". yazan veda namesini okudular. İntiharından 15 dk sonra Çiyiltepe alınmış, ancak şerefli komutan Albay Reşat Bey bu müstesna anı görememişti. Ruhu şad olsun.”
  ''Büyük Taarruz'a''! başlayan siyasetçilerimiz;
  Hanginiz Albay Reşat Bey olabilirsiniz?
  İç politika malzemesi olarak kullanılması bir hata olan ' Büyük Taarruz' milli ifadesinden ya vazgeçin ya da almaya söz verdiğiniz mevkileri kaybetmeniz halinde Albay Reşat Bey duruşu gösterin. Elbette ki hayatınızı sonlandırmaktan bahsetmiyorum, buna bir siyasi taarruz desek bile ihtimalen bir yenilgi halinde siyaset yaşamıma son veriyorum diyebilmekten bahsediyorum.

  Bu vesile ile Milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı' nı kutlarken, Allah' tan bize zaferler kazandıracak kayıplar yaşatmamasını diliyorum...

  Sürçülisanımız affola.


 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.