"SOKAKLAR KAN GÖLÜ , TELEVİZYONDA LAY LAY LOM..."

M.Halistin Kukul

Evvelâ şunu söyleyeyim; yazımın başlığı bana âit değildir. Yazıma başlarken, ünlü aktristimiz Fatma Girik Hanımefendi'nin 'yaygın-ağ'dan mevzûmuzla ilgili bir beyanını okuyunca, onun sözünü başlık yapmayı uygun buldum. Yâni, yazımın başlığı Fatma Girik Hanımefendi'ye aittir. Bu vesîleyle, söze, onun, 13 Mart 2016'da Ankara Güvenpark'taki terörist saldırısından duyduğu endîşesini ve üzüntüsünü dile getiren şu cümleleriyle başlamak istiyorum. Diyor ki:

"Akşam duyar duymaz tüylerim diken diken oldu. Televizyonu açtım ne oldu, nasıl oldu, ölü var mı, iyiler mi, kim yaptı diye öğrenmeye çalışıyorum. Fakat bir bakıyoruz yayın yasağı geliyor. Sonra zaten diziler geldi. İnsanlar orada can pazarında, sokaklar kan gölü, televizyonda lay lay lom..."(www.sozcu.com.tr/hayatim/magazin/haberleri-haberleri-Mart 14 2016)

İşin hulâsası bu: "Sokaklar kan gölü, televizyonda lay lay lom!.." Aslında, fazla söze de gerek yok fakat devam edeceğiz.

"Erdoğan: "Kızılay'daki saldırı,terör örgütünün gerçek yüzünü gösteren bir hadisedir. .. Terör ve terörist tanımı tekrar yapılmalıdır, dedi" ( HABERLER.COM / 14 Mart 2016, 21.12)

Davutoğlu: "Bu hain saldırının kaynağı açık bir şekilde tespit edilmiştir." (TRT HABER/ 14 MART 2016, 18.28)

"Davutoğlu'nun: "Terörün belini kırdık" dediği gün binbaşı şehit oldu." (Aktifhaber, 27 Eylül 2015, 09.51)

17 Şubat 2016'da Ankara Merasim Sokak'ta 28 kişinin katledilmesi üzerine, Erdoğan: "Misliyle karşılık verilecek, dedi." (Haber Türk, 18 Mart 2016, 23.00)

Erdoğan: "Türkiye'ye asla diz çöktüremeyecekler tam aksine kendileri diz çökecektir." (TRT ABER, 15 MART 2016)

Davutoğlu: "Bugün itibarıyla şunu ifade etmek isterim ki Türkiye'ye dönük terör tehdidin beli kırılmıştır." (Milliyet.com.tr, 28. 09. 2015, 08.25)

Erdoğan: "Biliniz ki, bunlar son çırpınışlardır" (HABERLER.COM/29. 09. 2015,14.18)

Bu sözlerden sonra, kaç yüz şehit verdik, kaç insanımızı kaybettik ve kaç şehrimiz târümâr oldu, harâbeye döndü!..

13 Mart 2016 tarihinde, pazar günü saat 18.45'te Başşehir Ankara'nın Kızılay Güvenpark semtinde vahşî bir terörist saldırısı oldu. Yapılan inceleme sonucunda 37 vatandaşımızın vefat ettiği açıklandı. Daha önce de, Ankara Garı önünde 107 ve Merasim sokakta ise 29 insanımızı kaybetmiştik.

Yapılan açıklamalara ve verilen beyanatlara bakıyorum da, evvelkilerden hiçbir farkları yok. 20 Temmuz 2015'te Şanlıurfa ilimizin Suruç ilçesindeki terör saldırısından kaybettiğimiz 34 vatandaşımızın ardından da benzer beyanatlar verilmişti. Diğerlerinde de...Bunun üzerine yazdığım "Teröre Lütfen Demek" başlıklı" yazımda, yerli ve yabancı birçok devlet adamının "başsağlığı/geçmiş olsun" gibi temennileri yanında, "üzgünüz, lânetliyoruz, kınıyoruz, yüreklerimiz yandı, terörün dini yoktur.." gibi sözlerle avutulduk.

Meselâ; o zaman, Cumhurbaşkanı şöyle demişti: "Suruç'ta maalesef bir terör eylemi sonucunda 28 vatandaşımızın ölümü ve bunun yanında ciddi sayıda yaralıların oluşu bizleri teessüre boğmuştur. Bu vahşeti işleyenleri ben de şahsım olarak , milletim adına lânetliyorum, kınıyorum."

Şüphesiz ki, ben de, bi'l-umûm terör saldırılarını, her türlü tecâvüzü, hak gaspını ve ahlâksızlığı lânetliyor ve kınıyorum. Hem de milyon kere milyon defa!..Şâyet, kınamak ve lânetlemek çâre ise, defaâtle bunu haykırıyorum!..

Meselâ; o zaman, Başbakan şunları söylemişti: "Bu saldırının hedefi Türkiye'dir, Türk demokrasidir diyorsak, şimdi dört genel başkanın da bir araya gelerek ortak deklarasyona imza atmamız lâzım. Ben bunu yapmaya hazırım. Gün bugündür."

Ne âlâ!..

Birinci ve ikinci derecedeki devlet salâhiyetlileri ve mes'ulleri de, 'hâdiseden sonra', 'tıpkı benim gibi' konuşmaktadırlar. Yâni, lânetlemekte ve kınamaktadırlar. Bir farkla ki, şu cümle benim salâhiyetimde değildir: "Dört genel başkanın da bir araya gelerek ortak deklarasyona imza atması..."

Peki; sözünü ettiğiniz adam(lar) "imza atmadı/atmıyor" ise, ne yaptın ve ne yapacaksın? Atmadı diye, sen, gerekeni yapmayacak mısın? Meydan meydan, salon salon, millet bize yetki verdi diyorsunuz, o hâlde, kullanın yetkinizi!..Elinizi tutan mı var? İstihbaratınız var, silâhlı -silâhsız elemanlarınız, müşâvirleriniz, müsteşarlarınız, genel müdürleriniz, yardımcılarınız, valileriniz ve onların emrindekiler var!..

12 Eylül 2010 tarihinde Halkoyuna sunularak kabul edilmiş Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, her mevzûda olduğu gibi 'terör mes'elesinde de' size her türlü salâhiyeti vermiştir. Söyleyeyim: T.C. Anayasası'nın 120., 121. ve 122. Madde'leri bu hususta ap-açıktır: Buyurunuz!..

Yukarıda sözünü ettiğim "Teröre Lütfen Demek" başlıklı yazımın sonunda bir değerlendirme yaparak şöyle demişim: (Bu kaçıncı "kınama", bu kaçıncı "lânetleme", bu kaçıncı "ortak mücâdele talebi", bu kaçıncı "icraata geçmenin zamanıdır", bu kaçıncı "kriz merkezi kuruldu", bu kaçıncı "daha önce dikkat çektiğimiz konular deyiştir?") (Bknz: Denge Gazetesi, 08 Ağustos 2015, Sf. 11)

Dikkat edilirse, yine aynı veya benzer sözler söylenmektedir. Yazık!..Gelinen veya geldiğimiz durum hiç hoş değil!..

O hâlde, birkaç hususu hatırlatalım: Meselâ; "Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara" unutuldu mu? Meselâ; "Çözüm sürecini hayvanlar bile anlamış ama bazı insanlar anlamıyor" unutuldu mu? Meselâ; "PKK'lılar ellerinde silâhla karakolun önünden geçiyorlar onlara el sallıyordu, asker de onlara hiçbir şey yapamıyordu..." unutuldu mu? Meselâ; "Bağımsız Kürdistan'a hiç olmadığı kadar yakınız" diyen Barzani'nin, bizim hayâlini dahi kuramadığımız makamlarınızda ağırlandığı unutuldu mu?

Meselâ; "ortak deklarasyona imza" talep ettikleriniz için söylediğiniz: "Bunlar bırakın Edirne'yi Kars'ı, hâlâ Sivas'ın ötesine geçemiyorlar" sözleri unutuldu mu? Meselâ; "Valiler verdiğimiz talimatlar gereği operasyon yapmadı" beyanı unutuldu mu? Meselâ; "Beğenseniz de beğenmeseniz de Kürtlerin lideri Öcalan'dır" efelenmesi unutuldu mu? Meselâ; "Ortadoğu'da bizden habersiz yaprak bile kıpırdamaz" ifadesi unutuldu mu? Yoksa, "Mezopotamya Ruhu" iflâs mı etti, ne dersiniz?

Ve peki; bize, şu "hayvanların bile anlamış" olduğu ve "bâzı" denilen "insanların" anlamadığı "açılım"ın ne olduğunu niçin hâlâ anlat(a)madınız? Bu kurulan cümleyi, 'tersinden okumak" bana yakışmaz fakat, sizler, bunun gereğini yapmalı ve en azından, nezâketen, ilgili zata: "Bu nasıl sözdür?" demeliydiniz!..Niçin demediniz?..

Ya, âkiller!.. Şu anda, yâni, kendilerine en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda niçin ortada yokturlar?

Vatandaş olarak bizler; sizler ne dediniz de yapmadık ki, şimdi çıkmış bizleri zan altında bırakırcasına: "Şimdi birlik zamanıdır" diyorsunuz. Ya evvel zamanlarda, hangi zamanı yaşamıştık? Hangi zaman "birlik zamanı değildi" söyler misiniz?

İyi biliniz ki, azîz Türk Milleti, 'TERÖR MESELESİ'nde, TÜRK DEVLETİ'ne ve ONUN HÜKÛMETİ'ne, sâdece bugün(ler)e mahsûs değil, 'TÂRİHİ BOYUNCA' yüzde yüze yakın nispette 'DESTEK VERMİŞ'tir.

Bilinmelidir ki, bu destek, hiçbir zaman gerilemez ve durmaz; aksine, artarak devam eder.

Peki, birkaç sene evvel, "Bunlar son çırpınışlardır" dedikleriniz doğru idiyse, bugün niçin bu saldırıların muhatabıyız? Acaba; "Terör örgütü gerçek yüzünü-şimdi mi- gösterdi"?

Lütfen; bizim de aklımızın, idrâkimizin ve hayat tecrübemizin olduğunu düşünün ve bizleri -en hafif tâbiriyle- 'anlamaz' yerine koymayın!..

Davutoğlu'nun "Belini kırdık" dediği terör bu ise, Sur'un/Diyarbakır'ın, Nusaybin'in, Cizre'nin, Silopi'nin, Yüksekova'nın bu "vîrân hâli" neyin nesidir?

Bugünlerde yine bir "kınama, lânetleme, son çırpınma" furyası aldı başını gidiyor...Haydi hayırlısı diyelim! Putin ve ABD bile "kınıyor', hem de en "şiddetli" bir şekilde!..

"Kremlin Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov TASS ajansına yaptığı açıklamada: "Vladimir Putin, Ankara'da meydana gelen bu vahşi saldırıyı şiddetle kınadı, dedi."(CNNTURK.COM/13.03.2016)

"Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Ned Price, Ankara'daki terör saldısının ABD yönetimi tarafından "şiddetle" kınandığını belirtti." (CNNTURK.COM/13.03.2016)

Tabiî ki, 'hafif' kınamalar yanındaki "şiddetli kınamalar" daha müessirdir değil mi?

Türkiye, olarak, geldiğimiz mevki burasıdır!..

Diyeceğim o ki, eğer, hâlâ, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 120., 121. ve 122. Madde'lerindeki hâlin mevcut olmadığı/yaşanmadığı/ Türkiye'nin bu hâl ile muhatap olmadığı düşünülüyorsa, -ki, öyle görünüyor- çok daha sıkıntılar çekeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın!..

Temenni ediyorum ki, bu gidişât, inşâ-Allah böyle devam etmez ve bir zaman sonra, yine "Lay Lay Lom!.." diyenimiz çıkmaz!..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.