SİZ HERŞEYE DEĞERSİNİZ, ÇÜNKÜ ÇOK DEĞERLİSİNİZ…

Hande AYDIN

                  SİZ HERŞEYE DEĞERSİNİZ, ÇÜNKÜ ÇOK DEĞERLİSİNİZ…

     Günlük hayatımızda hepimizin kaybetmekten korkacağı insanlar vardır. Hatalarını görsek de susmayı tercih ederiz çoğu zaman. Oysa ki susmak, yeni hatalara, yeni üzüntülere davetiye çıkarmaktır…

Tartışma çıkmasın, arkadaşım üzülmesin, patron kızmasın diye sustukça susmak;  bir noktadan sonra kendinizden ödün vermeyi gerektirir. Sonunda öfke patlaması yaşarsınız ve bu durum gösterdiğiniz sabrın hiçbir önemi kalmadığını kanıtlar. Sonuç olarak herşeyi berbat edersiniz…

Karşınızdaki insanla hayallerinizden, memleketin gidişatından, siyasetten, çocuğunuzun geleceğinden, ünlülerden, gittiğiniz tatilden saatlerce keyifli, kendinize güvenerek sohbet edebiliyorsunuz. Ancak konu özel hayatınıza, kendimizi doğrudan etkileyecek önemli meselelere geldi mi dut yemiş bülbüle dönüyorsunuz. Sanki sorunlarımızı; arkadaşlarımızla ya da ailemizle olan problemlerimizi dile getirmediğimizde karşımızdakiler hemen anlayacak, problemlerimize çözüm bulacak sanıyoruz. Patronumuz, elimizden geleni son noktasına kadar yaptığımızı anlayacak; bizi takdir edecek, arkadaşımız bizi aramadığı için üzüldüğümüzü anlayacak arayıverecek, tartışma çıkmasın diye sustuğumuzu anlayıp, karşımızdakiler de uzatmayacaklar…

Ne yazık ki hayat bu kadar sorunsuz değil…Ama bu sorunları en aza indirmek için yapılması gereken birtakım davranışlar mevcut…

1)      Kendinizi önemseyin, doğrularınızı savunun.

Örneğin bir arkadaşınız, kendi canı sıkkın olduğunda sizi arıyor, evinize gelip sizi dışarı çıkmaya zorluyor. Beraber geziyorsunuz, eğleniyorsunuz ve arkadaşınız kafa dağıtıyor. Sizin ona ihtiyacınız olduğundaysa nedense hep meşgul oluyor. Bu durumu dile getirmeden; sonunda öfke patlaması yaşamaktansa, arkadaşınızı arayıp bu sorunu onunla paylaşmanız, doğru olanı yapmanız kendinizi daha iyi hissettirecektir. Evet arkadaşınızın bir süre bu durumun kötü etkisinde kalması kaçınılmaz ama sürekli sizin canınız sıkılmasındansa arkadaşınız bir defa üzülecek. Belki de böyle yapmazsanız sonunda olacak öfke patlamanız yüzünden o arkadaşınızı sonsuza dek kaybedeceksiniz.

2)Etrafınızdakilere ve en önemlisi kendinize açık olun.

İçinde bulunduğunuz duyguları netleştirin. Öfke mi, mutluluk mu, kıskançlık mı, kızgınlık mı, gıpta mı? Karşınızdakilere ne hissediyorsanız bunu o anda paylaşın. Eğer paylaşmazsanız zamanla içinizdeki duygular katlanarak büyür. İçinizdeki iyi duyguların büyümesi size ve çevrenizdekilere  elbette pozitif yansır. Ya kötü duygular?…

3)En doğru zamanı tercih edin.

Örneğin eşinize monotonluktan sıkıldığınızı ve artık hareketli bir yaşam istediğinizi söylemek istiyorsunuz. Bunun için eşinizin koltuğa uzanıp tv izlediği zamanı tercih etmeyin. Birlikte bir yemekten dönerken ve ya eğlenceli geçirdiğiniz vaktin sonunda ikinizin de keyfi yerindeyken hareketli bir yaşam istediğinize vurgu yapın.

4)'Ben' dilini kullanın.

Bir konuyu tartışırken karşınızdakine 'sen böyle davranıyorsun' demekten kaçının. 'sen şöylesin, sen böylesin, bu senin hatan' demek yerine; 'ben hata yapmış olabilirim' gibi ucu açık bir cümle kurmanız karşınızdakinin size bakışını bile saniyesinde değiştirecektir. Karşınızdaki insanlar sizinle karşılaşana dek suçlanmaya alıştıkları için, sizin suçu kendinizde aradığınızı görmeleri, onları hatalarının farkına çabucak vardıracaktır.

5)Sizi üzen bir şeyi sorun değilmiş gibi yapmayın.

Biz kadınlar bazen canımızı çok sıkan bir olay hakkında 'hiç önemli değil' diyebiliyor, ya da hiç kabahatimiz yokken olay çıkmasın diye özür dileyebiliyoruz. İtiraf edin bir buluşmaya gittiğinizde arkadaşınız sizi beklettiğinde aslında çok sinir olmuşken, gece berbat olmasın diye 'ben de yeni gelmiştim' diyerek geçiştirebiliyoruz. Oysa bekletilmenin size verdiği gerginliği uygun bir dille söylediğinizde hem rahatlayacaksınız, hem de arkadaşınız bir dahaki sefere daha dikkatli olacak.

6)Siz buna değersiniz.

Karşınızdakilerin değerinizi anlaması için öncelikle kendi değerinizin kendiniz farkına varmalısınız. Kendinize güvenmeyi asla bırakmayın. Unutmayın ki, siz olmasaydınız etrafınızdakiler de olmazdı. Yaptığınız iş, aileniz, arkadaşlarınız hiçbirşey olmazdı…

7) Her daim harekete geçmek için hazır olun.

Uzun zamandır ertelediğiniz konuşmayı yaptıktan sonra ne kadar rahatlayacağınızın farkında mısınız? O zaman daha fazla beklemeye gerek yok. Harekete geçin… Derin nefes alın, sakin sakin konuşmaya başlayın. Sorunlarınızı dile getirmekten korkmayın. Bu sırada daha mutlu bir gelecek için adım attığınızı da aklınızdan çıkarmayın…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.