SAVUNMA SANAYİ

Bayram Ocak

Tam bağımsızlığımız için  olmazsa olmazlardan bir tanesi de   savunma sanayimizdir. Savunma sanayinde dışa bağımlılıktan kurtulursa, ülkemizin geleceği daha aydınlık olacaktır. Günümüze gelinceye kadar savunma sanayimiz gelişememişse ardında yatan tek gerçek, güçlü bir siyasi duruşun olmamasından kaynaklıdır. 

Savunma sanayi ihtiyacımız, yardımlarla gelen silahlardan kendi ürettiğimiz silahlara dönüşebilmesi için uzun bir yol alması gerekiyordu. 1964 yılında  Kıbrıs meselesi nedeniyle müttefik ülkelerin ambargosu ile karşılaşınca  1965 yılında Türk Donanma Cemiyeti, 1970’ te Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı olarak kuruldu. 1974 Kıbrıs harekatı sonrasında, 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve aynı sene ASELSAN kuruldu.

Savunma sanayinde en büyük atılım 1985 yılında Savunma Sanayi  Müsteşarlığının kurulması ile yaşanmıştır. Bu dönemde TSK'lerinin ihtiyaçlarının yerli imkanlar ile karşılanma oranı % 18 dir. 

Tam bir hurda yığınına döndürülmüştü araç, gereç bakımından ordumuz. 1989  yılı İstanbul'da bir kışlanın garajında bulunan 50 üzeri aracın büyük bir bölümü arıza nedeniyle hareket ettirilemezken, 92’yılında Suriye sınırında ki birliklerin araçlarının onlardan geri kalır yanı yoktu.

Sınır hattında, gece karanlığında görev yapan unsurlara verilen isim “Dinleme postası” idi. Adı üstünde arazide sorumlu olduğun alanda ,sessiz olacaksın gece sesin yayılmasından yararlanarak bölgene yaklaşan kişinin ayak sesini duyup hareket edeceksin. Elinde ki silah 400 metrede etkin iken gece onu 25-30 metrede görerek daha uzak mesafede karambole ateş ederek kullanacaksın. Düşmanın 50 metre yakınına girmişse ve sana yaklaşan o ise  işin tamamen Allaha kalmıştır.

Daha 92-93 yıllarında sınır hattında karakolun envanterinde tek bir Gece Görüş Dürbünü varken bölgeye gelen Termal kamera güvenin temelini oluşturuyordu. Tehdit unsurunu arazinin yapısına göre  3-4 km uzaklıkta fark edip ona göre hazırlık yaparak ön alıyorsun.

Her yıl gece görüş dürbünleri, termal kamera sayısı artmaya  ,askeri araçlar daha modernize ve amaca uygun kullanımlı termal kamera ve zırh ile donatılmış olarak kadrodaki yerlerini almaya başlamıştı.

2000’ li yıllara gelindiğinde artık kendimize ait tekerlekli bir keşif aracını gördüğümüzde gururlanmaya başlamıştık. İlk uçuşunu 1956 yılında yapan ve ordumuza 1970 yılında katılan UH-1 tipi helikopterlerin 1976 da üretimi durdurulmasına ve ABD ordusunun envanterinden 2011 yılında çıkartılmasına karşın ülkemizde hala kullanılmakta olan helikopterlerin yetersizliği, dışarıdan alınan genel maksat helikopteri  Skorsky  S70 ve taarruz helikopteri Kobra ile giderilmiştir.  Bir Skorsky helikopterinin fiyatı 20 milyon doların üzerindedir.

Savunma sanayimiz iyi bir  ivme yakalayarak her alanda atılıma geçti.  Bu hareketlenmenin ardında geçmişten gelen temel hazırlığının yanında  siyasi güç yatmakta idi.

Göktürk askeri istihbarat uydusunun uzaya Çin’den gönderilmesi için hazırlanan etkinlikte ODTÜ'sinde öğrencilerin eylemleri mantık alır gibi değildi. Aynı dönem sosyal medyada bu uydu için olumsuz söylemler artmıştı. Oysa şimdi o uydu sayesinde terörle mücadelemizde ön kazandık.

Atak helikopter projesini duyduğumuz zaman tarifsiz bir gurur yaşıyorduk. Helikopter test aşamasında iken motorundan ,gece görüş sistemine kadar söylenmedik olumsuzluk kalmamıştı. Söyleyenlere baktığınızda bu ülkenin vatandaşları idi.

Bu karşıtlığın tek nedeni vardı oda olaylara ideolojik yaklaşımdı.  Sonuçta Atak helikopterini ülkemiz üretmeye başladı. Terörle mücadelede etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

İlginç bir bilgi Patroid hava savunma sisteminin roketlerinin   kuyrukçukları ülkemizde Roketsan’da yapılmaktadır. Doğal olarak hiçbir Amerikan vatandaşı kalkıp da Patroitlerin kuyruğu Türkiye'de yapılıyor demez demedi de .

Hangi parçanın nerenin üretimi olduğundan ziyade bu parça ve üniteleri mülkiyet hakkı kimde olduğunun önemi vardır. Patroitlerin kuyruk kanatçıklarını biz yapsak da  ana üreticisi Amerika'dır . 

Tüm olumsuz yaklaşımlara rağmen savunma sanayimizdeki millilik oranımız % 75 seviyesine ulaşmıştır Uçağımız ve tankımız kaldı bunlar da test  aşamasında olup mutlak suretle üretilecek ve geliştirilecektir. Her türlü silahı, uyduyu ,füzeyi, roketi ,helikopteri, gemiyi yapmaya başladık. Atak1 ilk çalışmamızdı , daha moderni Atak-2 geldi.  Daha savunma sanayi tam bağımsızlık için atılmış bir adımdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.