SANIĞIN İDAMINA SAVUNMASININ...

Adnan Bahadır

 SANIĞIN İDAMINA SAVUNMASININ BİLAHARE ALINMASINA

Dünyanın en zor ve en ağır bedeli olan işi dürüst olmaktır, dürüst olmanın bedeli her şeyden çoktur. Menfaat şebekelerinin bir araya gelmesi çok kolaydır ama dürüst insanların birlikte hareket etmeleri çok zordur, zira düzgün insanlara şeytan çok yanaşır ama menfaat şebekeleri ile şeytanın uğraşmasına gerek yok, onlar zaten şeytanın ta kendileri olduklarından şeytan dürüst insanlara musallat olur.

Siyasette geçmişte yaptıkları hataların bedelini ödeyenler intikamlarını başkalarından almaya kalkınca, ortaya çok komik bir trajedi çıkıyor. Bu insanlara kendileri ile ilgili menfi haber yapılmayacağı yönünde söz verilmesine rağmen, geçmişte yedikleri naneler ortaya çıkınca bedelini bürokratlara ödetmeye kalkmaları, onlara yakışan bir tarz olduğu aşikar. Biraz onurlu, biraz haysiyetli, biraz da dürüst olan insan bu çirkefliklere asla alet olmaz ama muhatabınız hava yerine şeytanı içerisine almış ise yapacak bir şey yok.

Ak Parti İl Başkanlığı seçiminde Osman Çetinkaya'nın karşısında cephe oluşturanlar istedikleri sonucu çıkaramayınca, intikamını Osman Çetinkaya'ya tavır almayan bürokratlardan almaya kalkmaları çok ama çok gülünç bir durum. Geçtiğimiz Cumartesi günü A.A. Bölge Müdürlüğünde o kadar enteresan bir gelişme yaşandı ki aklınız şaşar. A.A. Bölge Müdürü Harun Çelik şehrimizin, bölgemizin, hatta ülkemizin yetiştirdiği müstesna insanlardan birisi. Bu arkadaşımızı ben daha önce hiç tanımazdım. Şehrimize atandığında ziyaretine gittim, kalitesini gördüm ve o günden itibaren kendisine fevkalade değer verdim.

Harun Çelik, Ankara'da İletişim fakültesini okuduktan sonra uzun yıllar Türkiye ve Dünyanın dört bir yanında gazetecilik yapmış. Cihan Haber Ajansı'nın Pakistan, Hindistan, İran temsilciliği görevlerini yürütmüş. Yıllarca Başbakanlık muhabirliği yaptıktan sonra, Ankara'da televizyon programcılığı, sunuculuk ve yönetmenlik yapmış. Daha sonra üç yılda Sağlık Bakanlığı'nın Basın ve Halkla ilişkiler Müşavirliği görevini üstlenmiş. Türkiye'nin en prestijli yayın evlerinden kitapları çıkmış. Tüm bunların ardından A.A. Samsun Bölge Müdürlüğü görevine getirilmiş bir arkadaşımız olup, arkadaşımızın entelektüel birikimi ülkenin en saygın aydınları arasında bile ilk üçe girecek seviyededir. Böyle bir insanın Samsun'da olması şehrimiz adına bir şans olmasına rağmen, sırf benimle yakın olması ve Osman Çetinkaya'ya tavır almaması nedeniyle onu bu şehre getirenler tarafından idamına karar verildi. Hem o kadar aşağılık bir uygulama ile arkadaşımız görevden alınıyor ki hayretler içinde kalırsınız.

Peki nedir arkadaşımızın suçu, neden görevden alındı derseniz. Arkadaşımızın idamına karar veren siyasi irade önce idam edilmesine, idamının ardından ise savunmasının alınmasına karar veriyor. Önce geçtiğimiz Cumartesi öğleden sonra yani bir tatil günü A.A. Genel Müdürlüğünden bir ekip Samsun'a gelip Harun Çelik'i evinden çağırarak kendisine Bölge Müdürlüğünden alındığını ve aynı Bölge Müdürlüğü emrine, muhabir olarak verildiğini tebliğ ediyorlar, ardından tüm çalışanlara baskı yaparak Harun Çelik aleyhinde ifade almaya çalışıyorlar. Çalışan personelin bir kısmı Harun Çelik'in dünya görüşüne olan düşmanlıkları nedeniyle, bir kısmı da işinden olmak korkusuyla gelenlerin istedikleri gibi ifade veriyorlar. Hatta bunlardan özellikle iki tanesi daha önce birileri tarafından ayarlanıyor. Bu iki kara ruhlu kişi A.A. Genel Müdürlüğü'ne bir mektup göndererek Harun Bey'i şikayet ediyorlar, şikayet konuları ne biliyor musunuz? Merhum Menderesin köpek-bebek davasının benzeri, aslı astarı olmayan konular.

Neymiş efendim Harun Çelik A.A. Genel Müdürüne hakaret içeren ifadeler kullanıyormuş, Trabzonspor'u tutuyormuş, Denge gazetesine A.A. nın kamerasını emanet vermiş, yazdığı kitapları personele satmış gibi… Sizin anlayacağınız fasa fiso gülünç, tutarsız konular. Harun Çelik'i tanıyanlar onun literatüründe bu tür şeylerin olmasının söz konusu olmayacağını bilirler. İşin daha da enteresan ve vahim boyutu ise soruşturma yapan hukuk müşaviri ifade veren bayanlara '' Siz hiç hapiste yattınız mı?'', '' Hapis ne demektir biliyor musunuz?'', ''Harun Çelik aleyhinde ifade vermezseniz işten atılırsınız'' gibi abuk sabuk sorular sorup baskı yaparak, istedikleri ifadeyi almaya çalışması akıllara durgunluk verecek boyutta. Olayın daha da vahim boyutu A.A. da çalışan bazı gençlerin kaldığı eve gece yarısı gidilerek, soruşturma yaptığını ileri sürenlerin kanunsuz bir şekilde aldıkları ses kayıtlarının peşine düşülmesinin ne anlama geldiğini çok merak ediyoruz. Sanki ülkemizde 28 Şubat süreci devam ediyor da gece yarıları insanların kapılarına gidiliyor. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Harun Çelik'in aleyhinde konuşmayan, onun dürüst, yardımsever ve kaliteli bir insan olduğunu söyleyen muhabirler işten atılıyor.

Şimdi buradan herkese ilan ediyorum. Bu işlerin arkasında olan arkadaşlar Harun Çelik'i sahipsiz zannediyor iseler yanılıyorlar. Bilsinler ki malımla, canımla, her şeyimle ölümüne Harun Çelik'in yanındayım. Bunu hiç akıllarından çıkarmasınlar. Onlar Adnan Bahadır'ı hala tanıyamadılar ise kendilerine tanıtacağımdan şüpheleri olmasın. 28 Şubat bin yıl sürecek diyenlerin bugün cezaevinde olduğunu unutmasınlar. Bunu yapanlar ve arkasında olanlar bunun karşılığını bir gün mutlaka görecekler.

Gelelim bu tezgahın arkasındaki siyasetçilere ve yardakçılarına; onlara sadece şunu söyleyeceğim Yüce Rabbimiz Kuranı Kerim'de “Kafirler istese de istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır” buyurmaktadır, diyeceksiniz ki bunu yapanlar Müslüman değiller mi, benim inandığım Kuran, Allah böyle bir Müslüman tarifi yapmıyor. Bunlar olsa olsa kendi inandıkları menfaat, alavere dalavere dinine mensup kişiler olabilirler. Onlarla hem bu dünyada hem de ruzi mahşerde hesaplaşacağımızdan emin olsunlar. Kalın sağlıcakla


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (12)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.