SAMULAŞ BORSASINDA SON DURUM NEDİR

Adnan Bahadır

                     

            Birçok değerli okurumuz bizzat arayarak veya yorum yazarak SAMULAŞ rezaletinde son durumun ne olduğunu, işin peşini bırakmamamız gerektiğini söylüyor. Arkadaşlarımız gerçektende haklı çünkü büyük bir bölümünün birinci derecede yakını veya eşi, dostu, komşusu bu sınava girip, mağdur olduğundan olayın peşinin bırakılmasını istemiyorlar. Doğrusunu ararsanız sonuna kadar haklılar ve biz de üzerimize düşeni yapacağımızdan hiç kimse endişe etmesin. Herkesin unutmaması gereken konulardan birisi hatta en önemlisi kimsenin hakkının kimsenin yanında kalmayacağıdır. Adili mutlak olan Yüce Allah ellerini ayaklarına dolaştırıp, yaptıkları hataları ayan, beyan ortaya koymamıza fırsat vermişse, bundan sonra da yapacakları her hatanın bedelini çok ağır ödeyeceklerini unutmasınlar. Şimdi yapmaları muhtemel tezgaha sıra gelince kafalarına göre listeden adam çağırıp, işlerine gelenleri işe alabilmek için olayı zamana yayıp, işin soğumasını bekleyeceklerdir. Zaten yaptıkları hileli sınavda dahi bazı kadroları hiç ilan etmeyip, sınav dışı bırakmışlardı. O kadroların tamamına istedikleri adamları almayı hedeflemişlerdi.

            Bir insan hangi makamı, hangi mevkiyi işgal etmiş olursa olsun elinde bulundurduğu yetkiyi kendi eş, dost, akrabalarına peşkeş çekmeye kalkarsa unutmasın ki ilk darbeyi de o insanlardan yiyecektir. Kişinin eğitimi, tecrübesi, çalışkanlığı ve dürüstlüğü ölçü alınmadığı işlerde başarı beklenemez. Bu ülkede kendi bilgi birikimine, eğitimine, çalışkanlığına güvenen hiçbir insan işsiz kalmaz. Bir insan mutlaka devlet memuru olacağım diye kendisini şartlamış ise ya çok tembeldir veya korkaktır, bu işin üçüncü şıkkı yoktur. Büyük oğlum Bilgisayar Mühendisi olduğundan, mesleğini rahat yapabilmesi için İstanbul"a gitti, hiç kimsenin tavassutuna ihtiyaç duymaksızın bir Bilgisayar Firmasında Bilgi işlem Müdürü olarak iş bulup, dolgun maaşla çalışmaya başladı. Arkadaşlarımın birçoğu torpil tapıp, yapmadığımı sordular, belki inanmadılar ama bırakın bu işte oğluma torpil koşmayı, kendisine dedim ki oğlum istersen sana kamuda veya büyük bankalarda iş bulayım, kabul etmedi, dedi ki ben bileğimin hakkı ile iş bulup, çalışacağım, ne devlet memuru olurum, ne de senin tavassutunla iş bulurum. Ben kendi ayaklarımın üstünde durmayı tercih ederim. Bu duruş ilk bakışta insanı rahatsız edebilir, ancak çok ilkeli ve doğru bir duruştur. Bir babanın en büyük görevi çocuklarını iyi bir eğitimle eğitip, hayata kazandırmaktır. İkinci çocuğum olan kızım ise geçen yıl Üniversiteyi bitirip, öğretmen olunca o da ağabeyi gibi; “Memur olmak istemiyorum, kendi iş yerimi kurup, hem para kazanmak, hem de hizmet etmek istiyorum” deyince dedim ona ki, peki kızım ne yapmak istiyorsun? “Kreş veya benzeri bir iş yeri açmak istiyorum” deyince bu yaz ona bir yer tuttum, tam iki aydır oranın tadilatı ile uğraştık, nihayet bitti ve ona da Kreş, Anaokulu ve Çocuk Kulübü olarak seksen civarında öğrenci kapasitesi olan bir iş yeri açtık. İsteseydim kızımı da devlet memuru veya benzeri bir kurumda iş başı yaptırabilirdim, ancak kızımın kendisine olan güveni, bilgisi, kültürü onu hizmet etmeye sevk ettiğinden, böyle bir işletme açmayı istedi, Yüce Allah"da ona nasip eyledi. İnsan istediği zaman yapamayacağı şey yoktur, yeter ki azmetsin, samimi ve dürüst olsun, gerisini Cenabı Hak getiriyor. Bu memlekette alnı secdeye giden bir insanın da diğerleri kadar, hatta diğerlerinden daha mükemmel bir gazete yapabileceğini bu toplum görmüştür. Bu günkü manşetimizde de gördüğünüz gibi işi sadece Dünya genelindeki IP leri ölçmek olan Alexa sitesi gazetemizin gerçek durumunun ne olduğunu tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Bunca dirence, ihanete, saldırıya rağmen, şehrin egemen güçlerinin dahi her türlü karşı duruşlarına rağmen böyle bir başarıyı yakalamanın tek nedeni inanç ve samimiyettir. Karun"dan daha zengin olmadığı dönemde onca kibrine, malına, mülküne, şaşaasına rağmen, akrabası olan Musa A.S. (Bir rivayete göre amcasının oğlu) kendisine bu kazandıklarını sana Allah verdi, sen de bu malların zekatını ver dediğinde, Karun hayır o malları ben kazandım, onları aklımla, fikrimle ve becerimle kazandım, Haşa Allah vermedi deyince tüm mal varlığı bir anda yerle bir oldu. Bakıyorum da üç kuruşluk malı, mülkü olanlar Karun"dan farksız pozisyonlara girip, yok şu kadar malım, mülküm var, yok şu kadar adama iş veriyorum deme cesaretinde bulunup, bir anlamda ilahlık taslıyorlar. En büyük zengin kimseye ihtiyacı olmaksızın geçinip, Allah"a ibadeti eksik etmeyendir. İdrak etmekte olduğumuz mübarek Ramazan ayında zekatlarımızı, fitrelerimizi hakkıyla verelim. İnsanların hakkına tecavüz etmeyelim. Yöneticilik yapıyor isek oturduğumuz koltuğun bir emanet olduğunu, bizden sonra oturanların bizim yaptığımız hataları mutlaka sorgulayacağını, hiç kimse sorgulamaz ise o büyük günde sorgulanacağımızı unutmayalım. Yüce Allah"tan her yaptığımız işi kendi rızasına muvafık yapmayı nasip eylemesi temennisi ile Kalın sağlıcakla              

                         

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.