Samsun Şehir Tartışması

OKAN ÇAKIR

Samsun’un caddelerinde bugünlerde iki farklı hikâye anlatılıyor. Biri, rayların üzerinde tıkır tıkır ilerleyen bir gelecek vaadi; diğeri ise şehrin en prestijli binasının tabelasında düğümlenen bir vefa kavgası. Şehir yönetmek sadece taş üstüne taş koymak değil, o taşın ruhuna ve o ruhun kimin adına tescilleneceğine karar verme sanatıymış, bunu bir kez daha görüyoruz.

Önce içimizi ferahlatan taraftan bakalım. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’ın ulaşım konusundaki gayretini görmezden gelmek haksızlık olur. Yıllardır tramvaylarda "balık istifi" yolculuk yapmaktan yorulan Samsunlu için 12 yeni tramvay haberi, çölde su bulmak gibi bir şey. Hele ki bu araçların yerlilik oranının yüksek olması ve ilk seferin 19 Mayıs gibi bu şehrin genetiğine işlenmiş bir tarihte yapılacak olması, siyasetin o özlediğimiz "hizmet odaklı" yüzünü hatırlatıyor. Şehir Hastanesi hattı için atılan adımlarla birleşince, Samsun’un ulaşım çilesinin artık bir "kader" olmaktan çıkacağına dair umutlarımız yeşeriyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde, o muazzam mimarisiyle Avrupa’yı kendine hayran bırakan yeni şehir kütüphanesi duruyor. Bu bina daha kapılarını açmadan, içine kitaplar dizilmeden büyük bir sessiz çığlığın merkezi oldu. Başkan Doğan’ın, buraya önceki dönem başkanı Mustafa Demir’in ismini verme kararı, kuşkusuz bir "vefa" nişanesi olarak sunuluyor. Fakat vefa dediğimiz kavram, toplumun genel rızası ve hukukun usulüyle birleşmediğinde ne yazık ki bir "dayatma" gölgesi altında kalıyor.

Samsun’un yerel basınında, özellikle de Gerçek Taraf haber sitesinde yer alan o çarpıcı detaylar, meselenin sadece bir isim değişikliğinden ibaret olmadığını yüzümüze çarpıyor. CHP Meclis Üyesi Atila Tekcan’ın yükselttiği itiraz, aslında demokrasinin en temel kuralını hatırlatıyor: Yetki meclisindir. Bir şehrin ortak değerine isim verilirken, halkın temsilcilerinin toplandığı meclis iradesini baypas etmek, "ben yaptım oldu" demek, o binanın ödüllü mimarisine yakışmayan bir yönetim biçimidir.

Dahası, bu yapı Avrupa’da "Samsun Şehir Kütüphanesi" adıyla alkışlandı, o isimle tescillendi. Şimdi kendi ellerimizle, tescilli markamız olan "Samsun" adını o tabeladan silip yerine bir şahıs ismini nakşetmek, şehre mi hizmettir yoksa şahsa mı? Mustafa Demir döneminin bazı icraatları şehir hafızasında hâlâ tazeyken ve tartışılıyorken, böylesine bir kültür yuvasını bu kutuplaşmanın öznesi haline getirmek kime ne kazandırır?

Sonuçta tramvaylar gelir geçer, yollar yapılır, binalar yükselir. Ama bir şehrin yönetim kültürü, sadece yaptığı ihalelerle değil, sergilediği ortak akıl ve hukuka duyduğu saygıyla ölçülür. Samsun halkı, ulaşımdaki o modern vizyonun, şehrin manevi değerlerini yönetirken de sergilenmesini bekliyor. Tabelalardan isimler değişir ama "Samsun" ismi her zaman baki kalmalıdır. Çünkü bu şehir, isimlerin üstünde, hepimizin ortak hafızasıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.