Samsun Deyince...

Mehmet Büyükalbayrak

Samsun...
Daha dün denecek kadar yakın bir geçmişte, sadece orta ve doğu Karadeniz'in değil, Sinop, Amasya, Tokat, hatta Doğu Anadolu'nun kuzey bölümündeki illeri içine alan geniş bir coğrafyanın ticaret merkezi...
Türkiye ekonomisinde hatırı sayılır bir yeri olan Samsun...

Sonra bir şeyler değişti, Samsun'un üzerinden kara bir el geçti...
Önce ticaretten, sonra tarımdan aldığı pay sürekli geriledi...
Kimse ne oluyor diye sormadı... Kanıksadı herkes...
Ve aklımız başımıza geldiğinde, atı alanın, çoktan Üsküdar'ı geçmiş olduğunu gördük...
Oysa birden olmadı bunlar... Yavaş yavaş, göstere göstere geldi bütün olumsuzluklar...

1980'li yılların başlarında, üniversitemiz henüz kurumsallaşma aşamasında, gelişme çabaları içinde iken mühendislik fakülteleri komşu illere kaydırıldı. (Çok sonraları kuruldu bunlar.)
Yıllarca “kalkınmada öncelikli iller arasına katılmak için hayal kurup durduk...
Sanayi, kalkınmada öncelikli illere kayarken bizler sessiz kaldık, bekledik...
Kimse, duran ticaretin, gerileyen tarımın neden bu hale geldiğini araştırma gereğini duymadı.
12 Eylül döneminden kalan susma alışkanlığı ile sadece seyrettik.
Herkes, suçu / sorumluluğu başkalarının üzerine atma telaşındaydı sanki...

Sonra, 90'lı yıllar geldi...
Samsun'un adı büyük, geçmişi parlak ya...
Kimse düştüğü durumu görmüyordu...
Ve bir gün, “sizi kalkınmada öncelikli yöre yapamıyoruz ama, buyurun, büyükşehir yapalım” dediler.
Bununla avunduk bir süre, ama neden sonra farkına vardık “kalkınmada öncelikli yöre” trenini kaçırdığımızın...

Şimdi bize, oluşturdukları çevre kirliliği nedeniyle kimsenin istemediği kuruluşları göndermeye çalışıyorlar.
İşte, adı mobil kendi sabit santrallerimiz...
Sırada kömürle çalışan termik santraller var...
Ovalarımız gitti gidiyor... Sahip çıkan yok...
Özveri ile çalışan birkaç sivil toplum örgütünün mücadelesi yetersiz kalıyor...
Çarşamba Ovası kirlilik, Bafra Ovası tuzlu suyun tehdidi altında...
Oysa Bafra ve Çarşamba Ovaları ülkemizin sebze ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılardı, geçmişte...
Koordinasyonsuzluk ve kente göç, köyde kalanları kolaycılığa sevk etti. Ovada, kirlilik getirici sanayiden kalan alanların bir kısmını da fındık bahçesi yaptık... Rekolte artınca, bu sefer şikâyete başladık: Fındık neden ucuz? Tütünse artık eski ekonomik değerini yitirdi...

Biz hala planlama bekliyoruz: Samsun ne şehridir?
Eskiden ticaretti...
Büyük bir tarımsal destek vardı ticaretin arkasında...
Bugün, sanayimiz cılız, ticarette ise dünden çok gerideyiz...
Pazarlama olanakları arttıkça ticaretimiz geriledi...
Tarımı unuttuk...
Tarıma dayalı sanayi diyoruz, henüz ses getirecek bir şey göremedik...
Turizm seslendiriliyor, ama ne turizmi olacağı konusunda bir çalışmayı, en azından, ben göremedim...

Vakit geçiyor, tren kaçmakta...
Acil planlama gerekiyor... Geç kalmaya gelmez...
Eşi dostu ve günlük çıkarları düşünerek değil, geleceğin Samsun'unu oluşturmak için planlama...
Samsun için, Samsun'un geleceği için herkes elini taşın altına koymalı...
Unutmayalım,  bu şehir hepimizin...
Ve, yarın çok geç olabilir...

 


 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.