SAMİMİYETSİZ SAMİMİYETLER...

Sami Kesmen

İnsan ilişkilerinin en kıymetli sermayesi samimiyettir. Samimiyet; söylenen sözün kalpte karşılığının bulunması, gösterilen sevginin menfaate bağlı olmaması, insanın yüzüyle yüreği arasında mesafe bırakmamasıdır. Samimiyetin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde dostluk, dostluğun olduğu yerde vefa vardır. Fakat her yakınlık samimiyet, her tebessüm muhabbet, her güzel söz dostluk değildir.
Hayatın en yorucu insanları açıkça düşmanlık edenlerden ziyade, samimiyet görüntüsü altında hesap yapanlardır.

Çünkü insan düşmanını bilir ve ona göre tedbirini alır. Fakat dost görünen, güven telkin eden, gönlünüze giren, sofranıza oturan ve özelinizi öğrenen bir insanın samimiyetsizliği çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Açık düşman kapınızı zorlar, samimiyetsiz dost ise anahtarı sizden alır. Bazı insanlar size yakın görünürler fakat gerçekte sizinle değil, sizden elde ettikleriyle ilişki kurarlar. İmkânınız varsa yanınızdadırlar, makamınız varsa etrafınızdadırlar, çevreniz genişse sizi överler, kendilerine faydanız dokunuyorsa dostluğunuzu önemserler.

Menfaat ortadan kalkınca muhabbetleri azalır, beklentileri karşılanmayınca yüzleri değişir. İşte buna “samimiyetsiz samimiyet” denilebilir. Kur’ân-ı Kerîm, insanın sözüyle özü arasındaki ayrılığa dikkat çeker; “Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.” (Âl-i İmrân,167) Bu ifade sadece tarihî bir hadiseyi anlatmaz, insan karakterindeki tehlikeli bir kırılmaya da işaret eder. Dil başka konuşuyor, kalp başka şey taşıyorsa orada samimiyet yara almış demektir.

Samimiyet, insanın her düşündüğünü söylemesi değildir. Edep, hikmet ve nezaket bazen susmayı gerektirir. Fakat samimiyet, insanın söylediğinin arkasında durmasını gerektirir. Sevmediğine “seni çok seviyorum”, güvenmediğine “sana güveniyorum”, değer vermediğine “sen benim için çok değerlisin” diyerek ilişki yönetmek, bir süre sonra nezaket olmaktan çıkar ve mürailiğe dönüşür. Samimiyetsiz insanın en belirgin özelliklerinden biri de kişiye ve ortama göre yüz değiştirmesidir. Birinin yanında onu över, başka bir ortamda aynı insanı küçümser. Yüzüne tebessüm eder, arkasından kusur arar. Güçlüye başka, zayıfa başka davranır. Menfaatine göre dostluk kurar, şartlara göre taraf

değiştirir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanların en kötüleri arasında “şunlara bir yüzle, bunlara başka bir yüzle gelen iki yüzlü kimseyi” zikretmiştir. (Buhârî) Samimiyetsizlik sadece bireysel bir karakter bozukluğu değil, aynı zamanda toplumsal güveni tüketen ahlâkî bir problemdir. Aileden ticarete, dostluktan siyasete, bürokrasiden cemaat hayatına kadar bütün sosyal yapılar güven üzerinde yükselir. İnsanlar birbirlerinin sözünden, selamından, tebessümünden ve dostluğundan şüphe etmeye başladığında toplumun görünmeyen bağları çözülmeye başlar. İhlâs kavramı tam da burada önem kazanır. İhlâs; yapılan işin içine gösterişi, hesabı ve gizli beklentiyi karıştırmamaktır. Dinî hayatın ihlâsı olduğu gibi insan ilişkilerinin de bir ihlâsı vardır. Bir insana sırf insan olduğu için değer verebilmek, karşılık beklemeden iyilik yapabilmek, yanında başka arkasında başka konuşmamak ve dostluğunu şartlara bağlamamak bir çeşit sosyal ihlâstır.

Samimiyetin gerçek ölçüsü ise menfaatin sona erdiği yerde ortaya çıkar. Makamınız varken telefonunuz çok çalabilir. İmkânınız varken sofranız kalabalık olabilir. Çevreniz genişken size “dostum”, “kardeşim”, “hocam”, “başkanım” diyenler çoğalabilir. Fakat gün gelir makam gider, imkân azalır, çevre daralır. İşte o zaman kimin sizi, kimin sizdeki imkânı sevdiği anlaşılır.

Bu yüzden menfaat bittikten sonra devam eden dostluk, samimiyetin en güçlü şahitlerinden biridir. Kur’ân-ı Kerîm, kıyamet günündeki büyük hesaplaşmayı anlatırken, “O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında dostlar birbirlerine düşman olurlar.” buyurur. (Zuhruf,67) Çünkü hakikat, ahlâk ve Allah rızası üzerine kurulmayan birçok yakınlığın altında görünmeyen hesaplar vardır. Hesap bittiğinde yakınlık da biter. İnsanın canını asıl acıtan da budur. Bir insanın sizden uzaklaşması değil, yıllarca yakınlığının aslında başka bir hesaba dayandığını anlamaktır. Çünkü o zaman sadece bir insanı kaybetmezsiniz, geçmişte yaşadığınız birçok hatıranın samimiyetini de sorgulamaya başlarsınız.

Bazen insan, düşmanından değil dost görüneninden daha fazla yara alır. Açık düşmanın kötülüğü insanı yaralar, samimiyetsiz dostun ihaneti ise insanın güven duygusunu yaralar. Biri size zarar verir, diğeri insanlara olan itimadınızı sarsar. Ancak bundan çıkarılacak sonuç herkesten şüphe etmek değildir.

Müslüman hüsnüzan sahibidir, fakat ferasetsiz değildir. İnsanları sözlerinden önce davranışlarıyla, iddialarından önce vefalarıyla, bolluk zamanındaki yakınlıklarından önce darlık zamanındaki duruşlarıyla tanımak gerekir. Çünkü karakter, rahat zamanlarda söylenen sözlerden çok, menfaatlerin çatıştığı zamanlarda verilen kararlarla ortaya çıkar. Gerçek samimiyet çok konuşmaz, kendini davranışlarıyla belli eder. Gerçek dost sürekli “Ben senin dostunum.” deme ihtiyacı hissetmez. Vakti geldiğinde yanında durur. İhtiyaç olduğunda elini uzatır. Yanlışınızı yüzünüze, iyiliğinizi başkalarına söyler.

Sırrınızı taşımaz, saklar. Zaafınızı kullanmaz, örter. Başarınızdan rahatsız olmaz, sevincinizi paylaşır. Düştüğünüzde seyretmez, kaldırmaya çalışır. Hayat insana zamanla çok önemli hakikatler öğretir. Her yakın duran yakın değildir. Her gülen seven değildir. Her öven dost değildir. Her “kardeşim” diyen kardeşlik hukukunu taşımaz. İnsan yaş aldıkça çevresinin kalabalıklığından çok ilişkilerinin sahiciliğine önem vermeye başlar. Çünkü yüzlerce samimiyetsiz yakınlıktansa birkaç vefalı insan daha büyük servettir. Kalabalıklar insanın etrafını doldurabilir, fakat ancak samimi insanlar gönlünü doldurabilir. Samimiyet sözün süsü değil, karakterin şahididir.

Bu sebeple insanların size ne kadar yakın göründüğüne değil, yakınlığın hangi şartlarda devam ettiğine bakınız. Samimiyet menfaatle başlıyorsa menfaatle biter. Şartlara bağlı sevgi, şartlar değiştiğinde değişir. Hesaba dayalı dostluk, hesap kapanınca kapanır. Gerçek samimiyet; hesapla başlamadığı gibi hesap bitince de sona ermez.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.