Toplum içinde zaman zaman temiz kalpli, kötülük düşünmeyen, insanların sözlerini olduğu gibi kabul eden, dünya hesabını ve hilesini pek bilmeyen kimselere “saf” denildiğini görürüz. Daha kötüsü, bazıları bu insanları eğlence konusu yapar; kaba ve müstehcen sözlerle konuşur, sin-kaflı kelimeler kullanır, küfreder, kandırır ve onların mahcubiyetinden kendisine eğlence çıkarır. Bu davranış ne insanlığa ne ahlâka ne de Müslümanlığa yakışır.
Bir insanın saf olması, aklının veya şahsiyetinin değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen, “saflık” denen şey; kötülük düşünmemek, hile bilmemek, hesap yapamamak ve kalbin kirlenmemiş olmasıdır. Dünya kurnazlığı; zekâ, temiz kalplilik de; aptallık değildir. Kur'an-ı Kerim'in ölçüsü son derece açıktır; “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır.” (Hucurât,11). Belki de Allah katında o, daha hayırlıdır! İnsanlar onun konuşmasına gülüyor, Allah onun kalbine bakıyor. İnsanlar onun saflığını küçümsüyor, Allah onun samimiyetini seviyor. İnsanlar dünya hesabını iyi bildiği için kendini akıllı zannediyor, belki onun hesapsız iyiliği İnsanların bütün hesaplarından daha değerlidir.
Özellikle; zihinsel, psikolojik veya sosyal bakımdan kendisini yeterince savunamayan insanlarla eğlenmek daha büyük bir vicdansızlıktır. Güçlü olanın zayıfla alay etmesi marifet değildir. Asıl güç; kendisini savunmakta zorlanan insanı koruyabilmektir. Bu insanlara sövmek, küfretmek, müstehcen kelimeler öğretip tekrar ettirerek gülmek, onları kandırıp toplum içinde küçük düşürmek bir eğlence değil; kul hakkıdır, ahlâksızlıktır ve büyük günahtır. Peygamber Efendimiz, “Müslümana sövmek fısktır.” buyurmuştur. (Buhârî).
Müslümanın dili insanları yaralayan değil, gönülleri onaran bir dil olmalıdır. Halk arasında bazen böyle temiz ve saf insanlar için, “Eşkıya değil evliyadır, deli değil velidir” denilir. Elbette bir insanın veli olduğu bilinemez. Bu sözün taşıdığı mana; "Allah katındaki değerini bilmediğin insanı hor görme!" demektir. Belki küçümsenen insanın kalbi daha temizdir. Belki kahkaha atılan sözünden dolayı onun kalbi kırılmıştır. Belki onun kırık gönlünden yükselen bir dua, taşınamayacak bir vebale dönüşecektir.
Mazlumun duası konusunda Peygamberimizin ikazı çok ağırdır; “Mazlumun duasından sakının. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.” (Buhârî). Bu sebeple, mazlumun ahını alma! Kimin Allah'ın koruması altında olduğu bilinmez. İnsanların aklıyla, görünüşüyle, konuşmasıyla, engeliyle, fakirliğiyle veya saflığıyla eğlenenler bilmeli ki; o insan, Allah katında daha üstün olabilir. Allah'ın terazisi insan ölçüsü gibi değildir. İnsan elbiseye, makama, konuşmaya ve dünya becerisine bakar; Allah ise kulun imanına, niyetine, takvasına ve ameline değer verir.
Saf insanı kandırmak zekâ değildir. Savunmasız insanı aşağılamak güç değildir. Küfür ederek güldürmek mizah değildir. Bir gönlü kırmak asla marifet değildir. Toplumun görevi temiz kalpli insanları eğlence malzemesi yapmak değil, onları korumaktır. Çocuklara; "Kendinden farklı olanla alay edilmemesi, zayıf kimsenin ezilmemesi, saf görünenin kandırılmaması, kendisini savunamayanın yanında durulması" gerektiği öğretilmelidir.
Medeniyet, güçlü insanların nasıl yaşadığıyla değil; güçsüz ve savunmasız insanların nasıl korunduğuyla ölçülür. Saflık bazen akıl eksikliği değil, kötülük eksikliğidir. Saflık; temizliktir. Kimin Allah'a daha yakın olduğu bilinmez. Hiç kimse küçük görülmemeli, alay edilmemeli küfredilmemeli, gönül kırılmamalı, mazlumun ahından, kırık gönlün duasından sakınılmalı, Allah'ın adaleti düşünülmeli ve ahiret hesabından korkulmalıdır.