RAMAZANLA GÜNCELLENME…

Sami Kesmen

İnsan, zamanla yorulur. Ruh kirlenir, zihin dağılır, beden ağırlaşır. Günlük hayatın telaşı, çıkar hesapları, dünya hırsı, kırgınlıklar ve iç hesaplaşmalar; insanın iç dünyasında görünmeyen tortular bırakır. Farkında olmadan kalbimize virüsler yüklenir. Kimi zaman kibir, kimi zaman haset, kimi zaman öfke, bazen de umursamazlık oluşur. İşte tam bu noktada Ramazan gelir.

Ramazan; insanı ruhen, manen, zihnen ve bedenen güncelleyen ilahî bir yazılımdır. Adeta insanın sistemine yeniden format atar. İç dünyamıza bir “antivirüs programı” yükler. Şeytanın fısıltılarından, nefsin aşırılıklarından, dünyanın gürültüsünden kalbimizi temizler.

Aylarca kapatılmadan, bakımı yapılmadan, virüs taraması olmadan kullanılmış bilgisayar; bir süre sonra yavaşlar, donar, hata verir. İşte insan da böyledir. Ramazansız geçen zaman, ruhu ağırlaştırır. Günahlar birikir. Kalp hassasiyetini kaybeder. Vicdanın sesi kısılır.

Ramazan geldiğinde ilk gün biraz zorlanır insan. Çünkü sistem temizlenmeye başlar. Açlık, sadece mideyi değil, egoyu da terbiye eder. Susuzluk; sadece bedeni değil, dili de kontrol altına alır. Oruç; sadece yemekten kesilmek değil; gözün, kulağın, kalbin de oruç tutmasıdır.

Ramazan, insanı kendisiyle yüzleştirir. Gündüz aç kalan bir Müslüman, fakirin halini anlar. İftar sofrasında bir hurmayla bile mutlu olabildiğini fark eder. Lüksün, israfın, gösterişin aslında ne kadar gereksiz olduğunu görür. Çünkü Ramazan; ihtiyaç ile arzu arasındaki farkı öğretir.

Bu ay; zihinsel bir detokstur. Sürekli akan bilgi bombardımanından, sosyal medyanın kirli dilinden, anlamsız tartışmalardan uzaklaşma fırsatıdır. Kur’an’la buluşma zamanıdır. İlahi kelamla zihni yeniden kalibre etme zamanıdır. Ayetler, kalbin ekranında yeniden parlamaya başlar.

Ramazan, manevî bir güvenlik duvarıdır. Şeytanın zincire vurulduğu bu ayda insan, aslında kendi nefsinin zincirlerini fark eder. “Ben iradeliyim” diyen insan; bir yudum suya hükmederek bunu ispatlar. Demek ki mesele güçsüzlük değil; irade zaafıdır. Ramazan, iradeyi güçlendirir.

Ayrıca Ramazan, toplumsal bir güncellenmedir. Camiler dolar. Teravihte omuz omuza durulur. Aynı kıbleye yönelen kalpler arasında görünmez bağlar oluşur. Zengin ile fakir aynı safta secdeye kapanır. Ramazan; sosyal adaleti hatırlatır. Zekât ve fitre ile servetin dolaşımını sağlar. Cimriliği törpüler. Paylaşmayı öğretir.

Bu ay, bir muhasebe mevsimidir. Geçen on bir ayın hesabı yapılır. Kırılan kalpler hatırlanır. İhmal edilen namazlar, ertelenen iyilikler göz önüne gelir. Ramazan, insanı kendine dürüst olmaya zorlar. Maskeler düşer. Gösteriş anlamını yitirir. Çünkü açlık riyakârlığı sevmez. Açlık, samimiyet ister. Ramazan aynı zamanda bedensel bir arınmadır. Mide dinlenir. Toksinler azalır. Disiplin oluşur. Gece sahura kalkmak, gündüz sabretmek, iftarda ölçülü olmak; eğitimdir. Bu ay; irade kampıdır.

Ramazanın Müslümanı ne kadar güncellediği önemlidir. Bayram sabahına varıldığında; sadece kilo mu verilmiş, yoksa kibir de bırakılmış mıdır? Sadece aç mı kalınmış, yoksa harama karşı da oruç tutulmuş mudur? Sadece teravih mi kılınmış, yoksa gönül kırmaktan da uzaklaşılmış mıdır?

Gerçek güncellenme; Ramazan bitince belli olur. Eğer bayramdan sonra dil daha yumuşaksa, göz haramdan daha çok sakınıyorsa, kalp daha merhametliyse, kazanç helâle daha hassas hale gelmişse; o zaman sistem gerçekten yenilenmiştir. Ama Ramazan bitince eski alışkanlıklara hızla dönülüyorsa, o zaman sadece geçici bir temizlik yapılmış demektir. Kalıcı bir güncelleme için istikrar gereklidir.

Ramazan; Allah’ın kullarına sunduğu büyük bir rahmet fırsatıdır. Her yıl yeniden gelen bir ilahî bakım servisidir. Bu ayı sadece açlıkla geçirmek, bu büyük fırsatı küçültmektir. Ramazan; insanı Allah’a yaklaştırmak, kalbi yumuşatmak, vicdanı diriltmek, aklı berraklaştırmak için vardır.

Ramazan, sadece takvimde bir ay olarak değil; bir dönüm noktası olarak görülmelidir. Sistem temizlenmeli, virüsler silinmeli, kalp yenilenmelidir. En önemlisi de; ramazanla güncellenen ruhlar, yıl boyunca günahlardan korunmalıdır. Çünkü insan, her yıl format atılan bir makine değil; her gün kendini yenilemesi gereken bir kuldur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.