RAMAZAN’IN ARDINDAN…

Sami Kesmen

Ramazan, takvimden geçen bir ay değildir; insanın içinden geçen bir yolculuktur. Açlıkla başlayan, sabırla derinleşen, dua ile arınan ve bayramla taçlanan bir süreçtir. Bu ay boyunca insan sadece yemeyi ve içmeyi değil; öfkesini, dilini, gözünü ve kalbini de tutmayı öğrenir. Aslında oruç mideye değil, nefse tutulur. Ramazan bize şunu öğretir; insan, kendine hâkim olabildiği kadar insandır..

Bu ayda sofralar sadeleşir ama kalpler zenginleşir. Bir hurmayla açılan iftar, bazen en zengin sofralardan daha doyurucu olur. Çünkü orada sadece yemek değil; paylaşmak, şükretmek ve aynı duyguda buluşmak vardır.

Ramazan’ın en büyük kazancı; insanı insana yaklaştırmasıdır. Aynı sofraya oturmak, aynı ezanı beklemek, aynı duaya “âmin” demek; sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir birlik hâlidir. Ramazan sadece kazandırmaz; aynı zamanda ortaya çıkarır. Kimin sabrı gerçek, kimin ibadeti alışkanlık, kimin sevgisi samimidir. Hepsi bu ayda belli olur ve ardından bayram gelir. Bayram; Ramazan’ın aynasıdır. Bu aynada herkes kendi yüzünü görür.

Bir ay boyunca birlikte oruç tutanlar, bayram sabahı kiminle sevindiğini de ortaya koyar. İşte burada insanın içini sızlatan bir gerçek vardır; oruçu seninle tutup, bayramı başkasıyla yapmak. Ramazan boyunca aynı sofrada buluştuğun, aynı duaları paylaştığın, aynı sabrı birlikte taşıdığın biri bayram sabahı senin yanında değilse, orada bir eksiklik vardır.

Ramazan; yakınlaştırmak için, bayram ise; o yakınlığın tescilidir. Birlikte sahura kalkarsın, gecenin sessizliğinde aynı uykusuzluğu paylaşırsın. İftar saatinde gözlerin aynı saate kilitlenir ve o ilk yudum suyla birlikte aynı şükür yükselir. Ama bayram sabahı o kişi yoktur. İşte o zaman insan kendine sorar; “Biz neyi birlikte yaşadık?” Ramazan’da herkes iyidir, herkes yumuşar, herkes cömertleşir. Ama bayram, maskeleri düşürür; kalbin gerçek sahibini gösterir. Kimin gönlünde yerin var, kimin hayatında sadece bir “Ramazanlık”sın; bayram bunu açıkça ortaya koyar.

Ramazan’ın bir diğer kazancı da insanın yokluğu hissederek varlığın kıymetini anlamasıdır. Aç kalınca ekmeğin değerini, susayınca suyun kıymetini, yalnız kalınca dostun anlamını fark eder. Bu yüzden Ramazan; sadece bir ibadet ayı değil, aynı zamanda bir farkındalık mektebidir. Bayram ise; bu mektebin mezuniyet günüdür. Ancak herkes mezun olamaz. Kimisi sadece sınıfta oturur, kimisi gerçekten öğrenir. Gerçekten öğrenenler bayramı sadece şekerle değil, şükürle kutlar. Ramazan’dan geriye ne kaldığı ise asıl sorudur. Eğer sadece açlık kaldıysa, bir şey kazanılmamıştır. Ama eğer sabır kaldıysa, şükür kaldıysa, merhamet kaldıysa; işte o zaman Ramazan görevini yapmıştır.

Ramazan kalbi temizler, bayram ise kalbi ortaya çıkarır. Hayat, insana; seninle aç kalıp, seninle sevinemeyen birinin seni değil, sadece süreci paylaşmış olduğunu öğretir. Bu yüzden Ramazan’dan sonra insanın en büyük kazancı; kiminle yol yürüdüğünü anlamaktır. Çünkü herkesle oruç tutulur ama bayram herkesle yapılmaz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.