İnsan; unutan bir varlıktır. Nereden geldiğini, neden yaşadığını ve nereye gideceğini çoğu zaman unutur. Günlük hayatın koşuşturması, geçim telaşı, makam hırsı, dünya meşgalesi insanın kalbini yavaş yavaş ağırlaştırır. Kalp, Allah’ı anmadığında sertleşir. Ruh, ibadetle beslenmediğinde zayıflar. İşte Ramazan, unutan insana hatırlatan ilahî bir davettir. Ramazan, insanın kendisine yeniden dönmesidir.
Ramazan, sadece aç kalmak değildir. Aç kalmak, Ramazan’ın görünen yüzüdür. Asıl olan; kalbin uyanmasıdır. Çünkü insan sadece bedenden ibaret değildir. İnsan, ruh ve bedenin birleşimidir. Beden yemekle güçlenir, ruh ise ibadetle güçlenir. On bir ay boyunca sürekli beslenen beden, Ramazan’da biraz geri çekilir. Ama ihmal edilen ruh, Ramazan’da yeniden güç kazanır. Bu yüzden Ramazan, ruhun bayramıdır.
Tok insan, açın halini tam anlayamaz. Sofrası sürekli dolu olan, boş sofraların sessizliğini bilemez. Ramazan, insanı açlıkla terbiye eder. Açlık, insanın kibirini kırar. Çünkü insan aç kaldığında, ne kadar aciz olduğunu fark eder. Bir lokma ekmeğe muhtaç olduğunu anlar. Sahip olduğu her nimetin aslında kendisine ait olmadığını, Allah’ın bir ikramı olduğunu hisseder. Açlık, insanın kalbinde merhamet kapılarını açar. Bu yüzden Ramazan, merhametin mevsimidir.
Ramazan, sabrın eğitimidir. İnsan, gün boyunca susuz kalır. İstese kimse görmeden su içebilir. Ama içmez. Çünkü bilir ki Allah görmektedir. İşte bu, imanın en saf halidir. Görülmeden yapılan itaat, imanın en güçlü göstergesidir. Ramazan, insanın Allah ile olan bağını güçlendirir. İnsan, Ramazan’da Allah’ın kendisini her an gördüğünü daha derinden hisseder. Bu his, insanı günahlardan uzaklaştırır.
Ramazan, aynı zamanda nefisle yapılan bir mücadeledir. Nefis, rahat ister. Yemek ister, içmek ister, konuşmak ister, kızmak ister. Ama Ramazan, nefse “dur” demeyi öğretir. İradesine hâkim olan insan, hayatına hâkim olur. Kendini yönetemeyen, hiçbir şeyi yönetemez. Ramazan, insana kendisini yönetmeyi öğretir.
Ramazan’da sadece mide oruç tutmaz. Göz de oruç tutar. Haramı görmemek için kendini korur. Dil de oruç tutar. Yalan söylememek, kırıcı olmamak için kendini sınırlar. Kulak da oruç tutar. Gıybeti dinlememek için dikkat eder. Kalp de oruç tutar. Kin, haset ve nefret gibi duygulardan arınmaya çalışır. Gerçek oruç, insanın bütün varlığıyla Allah’a yönelmesidir.
Ramazan, zamanın kıymetini öğreten bir aydır. İnsan, sahur için uykusundan vazgeçer. İftar saatini beklerken zamanın nasıl geçtiğini fark eder. Her geçen dakikanın değerini anlar. Çünkü bilir ki hayat da bir Ramazan gibidir. Başlangıcı vardır, sonu vardır. Ve sonunda bir iftar vardır. Ölüm, bu dünyanın iftar vaktidir. Sabredenler, oruçlarını Allah’ın huzurunda açacaktır.
Ramazan, eşitlik ayıdır. Zengin de aç kalır, fakir de aç kalır. Makam sahibi de susuz kalır, sıradan insan da susuz kalır. Açlık, insanlar arasındaki farkları ortadan kaldırır. İnsan, Ramazan’da aslında herkesin aynı olduğunu anlar. Üstünlük; malda, makamda değil, Allah’a yakınlıktadır.
Ramazan, affın kapılarının açıldığı aydır. İnsan hatasız değildir. Her insan hata yapar. Ama Ramazan, hataların temizlendiği bir fırsattır. Tövbe eden insan, yeniden doğmuş gibi olur. Kalp temizlenir, ruh hafifler. Çünkü Allah affetmeyi sever. Ramazan, Allah’ın kullarına sunduğu büyük bir rahmettir.
Ramazan, insanın kendisini tarttığı bir terazidir. İnsan bu ayda kendisine şu soruyu sormalıdır: Ben kimim? Nereye gidiyorum? Allah ile aram nasıl? Çünkü Ramazan, insanın kendisiyle yüzleştiği bir aynadır. Bu aynaya bakan, kendisini görür. Kusurlarını fark eder. Ve düzeltme fırsatı bulur.
Ramazan’dan sonra insan aynı kalıyorsa, Ramazan tam yaşanmamış demektir. Çünkü Ramazan, insanı değiştirmek için gelir. Daha sabırlı, daha merhametli, daha dürüst bir insan olmak için gelir. Ramazan, insanın iç dünyasını inşa eden bir okuldur. Ramazan, insanı Allah’a yaklaştırır. Çünkü insan, en çok aç kaldığında Allah’ı hatırlar. En çok susadığında Allah’ı anar. En çok sabrettiğinde Allah’a yaklaşır. Ramazan, insanın Rabbine döndüğü aydır.
Aslında Ramazan, insana şunu öğretir: Sen sadece bedenden ibaret değilsin. Sen, Allah’a ait bir ruh taşıyorsun. Bu dünya geçicidir. Ama Allah’a yapılan her ibadet kalıcıdır. Ramazan gelir ve gider. Ama geride bıraktığı iz, insanın kalbinde kalır. Ramazan’ı gerçekten yaşayan insan, artık eskisi gibi olmaz. Daha bilinçli, daha duyarlı, daha olgun olur. Çünkü Ramazan, insanı insan yapan aydır.