Ramazan; sadece bir takvim dilimi değildir. O, ilahî bir eğitim kampıdır. Atmosferiyle, muhtevasıyla, ibadet zenginliğiyle, zikriyle, tesbihiyle, tefekkürüyle Müslümanı kimliğine döndürür. Unutulan özü hatırlatır. Dağılan ruhu toplar. Kirlenen kalbi arındırır. Müslümanı, Peygamber modelli bir mü’min kıvamına ulaştırarak bayram sabahına hazırlar.
Ramazan bir “aç kalma” ayı değil, bir “nefs terbiyesi” ayıdır. Açlık burada araçtır, hedef değildir. İnsan, midesine söz geçirebildiğinde; gözlerine, diline, kulağına ve kalbine de söz geçirebileceğini öğrenir. Gün boyu susuzluğa sabreden insan; aslında öfkesine sabretmeyi, harama karşı direnç göstermeyi, nefsine sınır koymayı öğrenmektedir. Ramazan, irade kaslarını güçlendiren ilahî bir disiplindir.
Bu ayın en büyük öğretmeni Kur’an’dır. Zira Ramazan, Kur’an ayıdır. İnsan Kur’an’la buluştuğunda kendi hakikatiyle yüzleşir. Ayetler sadece okunmaz; insanı okur. Kalbi yoklar. Niyetleri tartar. Hayatı hizaya çeker. Ramazan’da Kur’an’la kurulan bağ; sadece sevap kazandırmaz, karakter inşa eder. Peygamber ahlakını model olarak önümüze koyar. Nitekim en büyük örnek olan Efendimiz’in ahlakı Kur’an’dır. Ramazan; bu ahlakın eğitim programıdır.
Teravihler, sahurlar, iftar sofraları… Hepsi birer eğitim sahnesidir. Sahur, bereket bilincidir. Gece uykusundan fedakârlık ederek kalkmak, Allah için bir adım atmaktır. İftar ise şükür dersidir. Bir hurma ve bir yudum suyla insanın nasıl huzura kavuştuğunu görmek; dünya hırsının anlamsızlığını öğretir. Teravihler ise cemaat ruhunu diriltir. Omuz omuza saf tutan mü’minler, aynı kıbleye yönelmenin kardeşlik olduğunu yeniden hisseder.
Ramazan, sosyal bir arınmadır aynı zamanda. Zekât ve fitre; malın içindeki fakirin hakkını temizler. İnfak; kalpteki cimriliği söker atar. Bir sofraya bir yoksulu oturtmak, sadece onun karnını doyurmaz; bizim merhametimizi de besler. Ramazan’da paylaşan insan, aslında kendini çoğaltır.
Bu ay; dil eğitimi de verir. “Oruçlu olduğum halde…” diyerek susabilen insan, kelimenin sorumluluğunu öğrenir. Gıybetten uzak durmak, kalp kırmamak, kırılan gönlü onarmak… Bunlar Ramazan müfredatının vazgeçilmez dersleridir. Çünkü Peygamber modelli mü’min; sadece ibadet eden değil, ahlakı güzelleşen insandır.
Ramazan aynı zamanda tefekkür mevsimidir. Gece sessizliğinde yapılan bir dua, insanın kendi acziyetini fark etmesini sağlar. Secdede gözyaşı döken bir kul, Rabbine yakınlaşır. Bu yakınlık; insanı inceltir, yumuşatır, merhametli yapar. Kibir erir. Gurur çözülür. Nefs geri çekilir. Kalp, Rabbine yaklaşır. Böylece bayram sabahına ulaşılır.
Bayram, bir ödül değildir sadece; bir terfi belgesidir. Ramazan okulundan mezun olan mü’minin sevinci, bir aylık disiplinin neticesidir. Eğer Ramazan; bizi daha sabırlı, daha merhametli, daha edepli, daha takvalı yapmışsa; işte o zaman bayram gerçek bayramdır. Aksi halde sadece takvim değişmiştir, insan değişmemiştir.
Ramazan eğitimi; insanı cennetlik kullar kıvamına taşımayı hedefler. Bu ayın sonunda ulaşılan seviye; sadece aç kalmış bir beden değil, arınmış bir ruhtur. Çünkü cennet; sadece namaz kılanların değil, ahlakı güzelleşenlerin yurdudur.
Asıl mesele; Rrmazan bittiğinde de ramazan devam ediyor mu? Eğer göz harama karşı daha hassassa, dil daha dikkatliyse, kalp daha yumuşaksa, infak daha işlevselse, secde daha iştiyaklıysa; işte o zaman Ramazan eğitimini başarıyla tamamlamışız demektir.
Ramazan; Müslümanı kimliğine döndürür. Ona kulluğunu hatırlatır. Peygamber modelli bir hayatın provasını yaptırır. Bayram sabahına, yüzü nurlu, kalbi arınmış, vicdanı hafiflemiş kullar olarak ulaştırır. Mesele; Ramazan’ı yaşamak değil, Ramazan’la yaşanacak bir hayata kavuşmaktır.
Ramazan; atmosferi, muhtevası, ibadet zenginliği, zikri, tesbihi, tefekkürü ile Müslümanı kimliğine dönüştürüp, şekillendirip, Peygamber modelli bir Mü'min yaparak Bayram sabahına cennetlik kullar arasına ve kıvamına ulaştırır