14 Mart Tıp haftası nedeniyle oda binasında basın toplantısı düzenleyen Samsun Tabip Odası Pratisyen Hekimlik Komisyonu Başkanı Dr. Nuray Ensali, Pratsiyen hekimlerin çalışma şartları ve sorunları hakkında açıklamalarda bulundu. Ensali açıklamasında, "Toplum Sağlığı Merkezlerinde kanunen en az 48 pratisyen hekim istihdam etmesi gerekirken, Samsun il ve ilçelerinde bu sayı 15 civarındadır. Bir bakıma Sağlıkta Dönüşüm programı Toplum Sağlığı Merkezlerini yok sayıyor" dedi.
SAĞLIK ALINIP SATILAN BİR HAK GİBİ GÖRÜLÜYOR
Samsun'da Pratisyen hekimliğin önemli sorunları olduğunu belirten Ensali, Pratisyen hekimliği üzerinde yoğunlaşan sorunlar ile boğuştuklarına dikkat çekti. Sağlığın doğuştan kazanılmış bir hak değil de alınıp satılır bir mal olarak görüldüğünü belirten Ensali, "Bu koşullarda sermayenin, zenginlerin, sistemin her krizi, çalışanlar için daha da olumsuz gelişmeleri doğuruyor. İşte bugün işsizlik herkesin ağzında tekrarladığı ve giderek artan ama önlem alınmayan bir halk sağlığı sorunu olarak toplumu tehdit ediyor. Bizlerin de iş güvencesi, çalışma ortamlarımızda can güvencesi, gelir ve gelecek güvencesi, daha da sıkıntılısı hastalar yararına işimizi yapma güvencesi sorunlarımız var, çözülsün diye taleplerimiz var" diye konuştu.
Ensali, sorunlarını şöyle sıraladı;
Samsun'da pratisyen hekim istihdamı üzerinde eşitsizlikler gün geçtikçe artıyor. Örneğin 120.000 nüfuslu Vezirköprü Acil servisi 3 meslektaşımıza emanet. Toplum sağlığı merkezinde çalışan meslektaşlarımız özlük hakları kabul edilemeyecek durumda. Çalışanlar arasında 5 kata kadar varan gelir farkları mevcut. Bu meslektaşlarımız üzerinde hukuksal mevzuata uygun yapılanma gerçekleştirilmiyor. Samsun Acil servislerinde meslektaşlarımız yoğun hasta yükü ile, performans denilen ücretlendirme sistemi ile mağdur ediliyor. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin çok yoğun yaşandığı bir süreci yaşıyoruz. Sosyal güvenlik kurumunda çalışan meslektaşlarımız üzerinde ödeme erkleri tarafından baskılar artıyor. Bu meslektaşlarımızın özlük hakları her geçen gün geriliyor. Genel Sağlık Sigortası ve aile hekimliği, sözleşmeli çalışma dayatmaları ile geleceğimiz, iş güvencemiz ve mesleğimiz tehdit ediliyor. Pratisyen tabiplerin kamu hastanelerinde yaptığı muayene ve girişimsel işlemlerin getirisi uzman hekimle aynı olmasına rağmen ve oluşabilecek kusurlardan dolayı cezalarda herhangi bir indirim öngörülmemesine rağmen, döner sermaye katkı payı dağıtılırken pratisyen hekim katsayısı 1.1, uzman hekim katsayısı ise 2.5 olarak alınıyor. Bu bir değersizleştirme sürecidir.
Oysa Türkiye'nin sağlık sistemi açısından, insanların sağlığının korunması ve iyileştirilmesi için pratisyen hekimliğin giderek ayrı bir tıp disiplini haline gelmesi büyük önem taşıyor. Ancak bu görüş kabul edilmiyor.
Adem ERDOĞAN