OLDU MU ŞİMDİ?

Adnan Bahadır

 

OLDU MU ŞİMDİ?

Hayatımın hiçbir döneminde ırkçılık yapmadığım gibi, ırkçılık yapanlara da şiddetle karşı çıktım. Zira inancımız bunu yasaklıyor. Yüce Rabbimiz Kuranı Kerim'de “Biz sizi biri birinizi tanıyasınız diye kabilelere böldük” buyurmaktadır. Rabbimiz bize muhatabınız ile tanışırken nereli olduğunuzu söyleyip kendinizi rahat tanıtabilesiniz diye sizi farklı kabilelerden yarattık buyuruyor. İnsanların nereli olduğu, hangi partiyi tuttuğu, hangi renkte olduğu beni hiç ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan insanların kişilikleri ve yaptığı işlerdir. Bir insan benim en yakınım olsa ama yaptığı işler yanlış işler olsa ona hiçbir zaman yaklaşmam. İnsanların anne babalarını, doğdukları yeri seçme şansları olmadığına göre onları değerlendirirken bu kriterlere göre değerlendirmek fevkalade yanlıştır. Üzülerek ifade etmek gerekirse şehrimizdeki en önemli sorunlardan birisi yerli, yabancı ayırımıdır. Oysaki Salnameleri açıp bakarsanız Samsun'un merkezinde yerli nüfus yoktur. Kavak, Terme, Çarşamba bölgelerinde yerli nüfus mevcuttur. Kaldı ki farklı olsa ne değişir? Hiçbir şey değişmez. Bu şehirde yaşayan, bu şehre ait olduğunu kabul eden, bu şehirde vergi veren, istihdam yaratan herkes Samsunludur. Aksini iddia edenler bu şehre zarar verdiklerini unutmasınlar. Bu konuya neden girdim diye merak edenleriniz olduğunu biliyorum, zira bu konu şehrimizin yumuşak karnı kimse kıyısından köşesinden geçmek istemez. Ama biz doğruları yazmanın hakikatleri ortaya çıkaracağını düşündüğümüzden konuya parmak bastık.

Bu konuda şehrimizde iki türlü insan var, birinci türdeki insanlar bizim gibi nereli olduğunu sakınmadan söyleyip, ardından Samsuna ait olduğunu, Samsun'un menfaati için her türlü fedakârlığa hazır olduğunu söylerler. Ancak bu tipler doğruyu konuştuklarından toplumun belli kesimleri tarafından eleştiri yağmuruna tutulurlar. Ama hiç önemli değil, önemli olan doğruları konuşabilmektir. İkinci tür insanlara gelince işte onlarla ilgili o kadar çok yazılıp, çizilecek şeyler var ki anlatamam. Bu tür insanların dedeleri, babaları Trabzon'dan 40-50 yıl önce bu şehre gelmiştir, kendi nüfus cüzdanlarında doğum yeri olarak Samsun yazar, konuşmaya sıra geldiğinde en büyük Samsunludurlar, hatta Samsunspor'lu olmayanlara kızarlar ama evlerinin köşesinde Trabzonspor Bayrakları asılıdır, telefonları ya 61 ile başlar, ya 61 ile biter. Bize ateş püskürüp, siz Samsunlu olamazsınız diyenler bu tür adamları el üstünde tutarlar.

Söylediklerimin daha iyi anlaşılabilmesi için size bir örnek vermek istiyorum Sağlık Bakanlığı'ndaki Hastaneler Birliği yapılanması nedeniyle Trabzon'a tayin olan Mustafa Kasapoğlu TAKA Gazetesine bir beyanat vermiş. Beyanatında kendisinin de Trabzonsporlu olduğunu, cep telefonunun son rakamını 61 yapamadığını ancak ev telefonunun son rakamının 61 olduğunu söylemiş. Bir İnternet sitesi de bunu dün yayınlamış. Haberi görünce içim sızladı, zira Mustafa Kasapoğlu Samsun'da iken en iyi Samsunsporlulardandı. Ne zaman ki Trabzon'a tayin oldu Trabzonsporlu olduğunu ilan etmesi toplum tarafından oldu mu şimdi denmesine neden olmaz mı? Harun Çelik adam gibi Trabzonluyum, Trabzonsporluyum dediği için kötüydü ama Trabzonsporlu olduğunu gizleyenler iyi öyle mi? İşte ben buna isyan ediyorum.

Geçtiğimiz ay bir Cuma namazı çıkışında Camii bitişiğindeki lokantacı arkadaş çaya davet etti. Arkadaşın iş yerine hiç uğramadığım için bir çayını içeyim dedim. Aradan beş dakika geçince iki bürokrat arkadaş lokantasına köfte yemeye geldiler, beni görünce yüzleri kıpkırmızı oldu. Hatta bir tanesi lokanta sahibine benim orada olduğumu neden söylemedi diye sızlandı. Peki, neden benim onları görmemden rahatsız oldular derseniz bu iki bürokrat ve farklı Milletvekilinin adamlarının beraber oldukları bilinirse ağaları rahatsız olurdu. Ayrıca çok garipsediğim ve yadırgadığım başka bir durum vardı. Beraberlerinde İmam Hatip Lisesinden hocamız olan bir muhterem vardı. Hocamızın oğlu bir Bakanın yanında görev yapmakta, onu da köfte yemeye getirmişler. Hocanın oğlu Bakanın yanında görevli olmasa Hocayı sokakta görseler görmezlikten gelirler, ama oğlundan beklentileri olduğundan adamcağızı köfte yemeye getirmişler. İki bürokrattan birisi bulunduğu göreve vekâleten atanmış, asaleti iki kez gitmesine rağmen atama yapılmaksızın geri gelmiş. Meğer atamanın üçüncü kez gitmesi için Hoca köfte yemeye getirilmiş. Şimdi sorarım size toplumda bu tür adamlar mı makbul yoksa dobra, dobra doğruları konuşan mı? Cevabını hepimiz biliyoruz ama size iki müşahhas örnek verdim takdir sizlerin. Kalın sağlıcakla


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (15)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.