Ne oldi, rengin soldi!

Bugün Anadolu Ajansı Bölge Müdürlüğü"ndeydim…

Mekan eski ama… Eski mekana yeni bir hava gelmiş…

Ee! Neymiş?.

“Mekanları güzelleştiren insanlarmış…”

***

Baktım, arkadaşlar harıl harıl çalışıyor…

Mehmet Kumcağız haberden dönmüş…

Üzerinde haberin heyecanı…

Bilmem hangi nehirde balıklar ölmüş…

***  

Ercan Dilaver"le konuştuk çıkarken…  İlyas"la selamlaştık…

Asansör de Nihat Ertören"le karşılaştık…

“AK Parti İl Yönetimi"ne girdim” dedi…

Daha önce Canik"teydi…

AK Parti"de bugünlerde bir şeyler değişecek, belli…

***

Dilek Sezen"i gördüm, çalışıyordu…

Hiç değişmemiş… İbrahim"e selam gönderdim…

Bir ara aklıma da gelmedi değil…

“Gazeteciler Cemiyeti"ne O"nu önersek. En azından yönetime girse” diye…

Kadın eli değince belki bir şeyler düzelir be?

Kabul eder mi?

Bilmem ki?

***

Yeni Bölge Müdürü Harun Çelik, öyle sıradan biri değil…

AA"nın bütün havasını değiştirmiş… Üstelik birikimli de biri…

Tam sayamadım ama 5-6 tane basılı kitabından belli…

Elindekilerden ikisini imzalayıp verdi…

Birisi “Bize Her Yer Trabzon”…

Diğeri, Filistin"deki İsrail zulmünü anlatan "İşgalci"ydi…

"İşgalci"yi ayaküstü okumaya başladım…

Bir de, duymuşsunuzdur…  “Kuzeyli Yazılar” diye bir kitabı daha var…

En bilinenleri de o zaten…  

Çok sattığı şuradan belli, çünkü bir tane bile bulup, bana veremedi…

***

İçindeki kamyoncu hikayesi bir çok yerde kullanıldı…

Çok duygulanmıştım ben de… 

Denge Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni de bu yazıya yer vermişti köşesinde…

***

Başka bir ilde yatılı okuyan kızını…

Tatil dönüşü, okuluna tek başına göndermek zorunda kalan baba…

Her seferinde Karadenizli, Trabzonlu kamyon şoförleri arıyordu…

Görenler kızını satıyor zannedermiş…

Oysa kitapta, Karadenizli insanın ne kadar dürüst, namuslu ve güvenilir oldukları anlatılıyordu…

***

Her neyse… Gazeteciler cemiyeti defterini soruyorsanız, kapattım artık…

Açmak isteyen olursa, hazırım her zaman…

Ama bence boş verin, işimize bakalım…

Millet, bizi kavga ettirip, eğleniyor kafasına göre…

***

Mesleki örgütlenmeler önemli…

Sivil toplum kuruluşları katılımcı demokrasilerin olmazsa olmazı…

Ancak bizimki, “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” misali…

19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti, son birkaç yıldır atıl kaldı…

Dernek binası, lokali, mokali, hatta sağlıklı bir yönetimi dahi, maalesef…

“Hak getire” derler ya, aynen öyle…

Bir kedimiz bile yok… Çok kötü durumdayız, çok…

***

Merdiven altında basılan yerel gazetelerden beteriz…

Çeyrek asır önce kurulmuş bir cemiyet…

Önemli bir kuruluş… Ama adresini, yerini, yurdunu bilen yok…

***

Dün de olağanüstü genel kurul için karar almışlar zaten…

Ne diyelim, vatana millete hayırlı olsun…

Oysa, bazı hıyarlara uyup, kimsenin kendini ezdirmesine gerek yoktu…

Temiz temiz otursa, saza gelse, gaza gelmese… Sorun yok…

***

Ne oldu da böyle oldu, bir hatırlayalım önce…

Cemiyete üye, gazeteci arkadaşlar… Kızmışlardı eski yönetime…

Ki, ben de içlerindeydim o dönemde… Kızılan taraftaydım yani…

Tam, “Bu gidişata bir dur diyelim, şu düzeni değiştirelim” derken…

Bir dirençle karşılaştık ki! Eskiyi yıkmak kolay değil tabi…

O zamanki mevcut yönetimdeki arkadaşlarla, biz…

Değişimi evvela kendi içimizde becerememişiz…

***

Bu yüzden kongrede, şimdiki arkadaşı cemiyetin başına getirdiler…

Gerçi o olmasaydı da Hayati Kaynar seçimi alsaydı, daha iyi mi olacaktı?

Yoo! Kesinlikle!

Bizimkisi saflık işte!

***

Adamın zoruna gidiyor ama böyle…

Herkes boş vermiş, kimsenin umurunda değildi artık cemiyet…

En kötüsü de bu ya zaten…

İnsanın, kapıcıya kızıp evine gitmemesi gibi bir şey…

***

Buradan bütün gazeteci arkadaşlarıma sesleniyorum…

Yeter artık, şimdi ayağa kalkma zamanı…

Hadi, yapın güzel bir yönetim…Çıkın Ergenekon"dan…

Kurun obanızı, yerinizi, yurdunuzu…

“Filanca yerde bir cemiyetimiz var” diyelim…

Biz de ara sıra gelip çayınızı içelim…

***

Ben, Dünya Gazetesi"nin temsilcisi Ragıp Göker"i başkan olarak önerdim…

Diğer arkadaşlar da pek karşı gelmedi…

Ama siz bilirsiniz tabi…

İsterseniz başka bir arkadaşı seçin…

***

Yaşadığı çağa tanık bir gazeteci olarak…

Duyduğum sorumluluk gereği, üzerime düşen yaptım…

19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti"nin, içinde bulunduğu bu durumdan kurtulup, işler hale geldiğini görmekten başka da hiç bir beklentim yok artık…

Ne başkan adayıyım, ne de yönetimde yer alacağım…

Herkes başkan olarak kimi görmek istiyorsa söylesin…

En çok kimi istiyorlarsa, ben de o başkan adayının peşindeyim…

***

Şimdiki başkanı eleştiriyoruz ama ona da haksızlık etmeyelim…

O yazıları yazdıran uyanıklara… Akıl hocalarına kızmak lazım…

***

Eleştirilecek yanı yok mu?

Olmaz mı? Hem de çok…

Ama çuvaldızı başkasına batırırken…

İğneyi de kendimize batırmasını bilelim…

***