MÜSBET HAREKET–POZİTİF ÜSLÛP...

Sami Kesmen

İnsan, konuşmasıyla tanınır. İnancı ise; olaylar karşısındaki tavrıyla anlaşılır. Bir insanın gerçekten olgun olup olmadığını sadece doğru sözler söylemesinden değil, zor zamanlarda nasıl davrandığından anlayabiliriz. İşte bu sebeple İslâm'ın en önemli eğitim metotlarından biri müsbet hareket, yani; yapıcı, onarıcı ve hikmetli davranıştır.

Müsbet hareket; haksızlığa boyun eğmek değildir. Zulmü alkışlamak hiç değildir. Yanlışa sessiz kalmak da değildir. Müsbet hareket; haklı kalırken haksızlaşmamak, doğruyu savunurken ahlâkı kaybetmemek, mücadele ederken adaletten ayrılmamaktır. Kötülüğe kötülükle değil; hikmet, sabır ve güzel ahlâkla karşılık verebilmektir.

Kur'ân-ı Kerîm bu konuda mümine eşsiz bir ölçü vermektedir: "İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir." (Fussilet, 34) Bu ayet, sadece bir ahlâk tavsiyesi değil; aynı zamanda bir medeniyet inşasının temelidir. Çünkü kin; kini, öfke; öfkeyi, hakaret; hakareti büyütür. Fakat güzel üslûp, birçok kilitli kapıyı açar. İnsanlar çoğu zaman söylenen sözü değil, o sözün nasıl söylendiğini hatırlar.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Mekke'de yıllarca hakarete uğradı, taşlandı, boykot edildi, aç bırakıldı. Buna rağmen kaba bir dil kullanmadı, intikam hissiyle hareket etmedi. Taif'te mübarek ayaklarından kanlar akarken bile beddua yerine hidayet temennisinde bulundu. Mekke fethedildiğinde ise, yıllarca kendisine eziyet edenlere, "Bugün size kınama yok." diyerek affın en büyük örneklerinden birini sergiledi. İşte müsbet hareket budur.

Hz. Ebû Bekir, kendisine ve ailesine iftira atan akrabasına yardım etmeyi bırakmıştı. Ancak Nûr Sûresi'nin, "Affetsinler, bağışlasınlar. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" (Nûr/22) ayeti nazil olunca kararından vazgeçti ve yardımına devam etti. Çünkü mümin, nefsinin değil; vahyin rehberliğinde hareket eder.

Bugün en büyük problemlerimizden biri, haklı olduğumuzu düşünürken üslûbumuzu kaybetmemizdir. Sosyal medyada, siyasette, aile içinde, iş hayatında insanlar fikirleri tartışmıyor; birbirlerini incitiyor. Bir cümle kurarken karşısındaki insanın onurunu düşünmüyor. Oysa İslâm, hakikatin yanında hikmeti de emreder. Sert söz, çoğu zaman doğru sözü bile değersiz hâle getirir.

Müsbet hareket; pasiflik değil, bilinçli bir iradedir. Öfkesini kontrol edebilen insan güçlüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), "Güçlü kimse, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiğinde nefsine hâkim olandır." buyurmuştur. Gerçek güç; yumrukta değil, iradededir. Gerçek cesaret; bağırmakta değil, kendini kontrol edebilmektedir.

Toplumları ayakta tutan şey sadece hukuk değildir. Hukukun yaşayabilmesi için güzel ahlâka ihtiyaç vardır. Güzel ahlâkın en önemli tezahürlerinden biri de müsbet üslûptur. Kırıcı olmayan, ötekileştirmeyen, hakarete başvurmayan, insanı kazanmayı hedefleyen bir dil... Yıkmak kolay ama yapmak zordur. Düşman üretmek kolay ama gönül kazanmak zordur. Bugün ailelerimizde de buna her zamankinden fazla ihtiyaç vardır. Anne-babanın evlâdına, eşlerin birbirine, kardeşlerin birbirine kullandığı dil; ya huzurun anahtarı olur ya da kavganın fitilini ateşler. Nice doğru sözler yanlış üslûpla söylendiği için tesirini kaybetmiş, nice gönüller kırılmıştır.

Müsbet hareket; hakikatten taviz vermeden insanı merkeze alan bir duruştur. Hedefi kavga etmek değil, gönül kazanmaktır. İslâm'ın tebliğ metodunda da esas olan budur. Rabbimiz, Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn'u Firavun gibi azgın bir hükümdara gönderirken bile, "Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır veya korkar." (Tâhâ,44) buyurmuştur. Firavun'a karşı bile yumuşak üslûp emredilen bir dinin mensupları olarak, birbirimize karşı kaba ve kırıcı olmanın izahı yoktur.

Mümin; öfkesini aklıyla, sözünü hikmetiyle, mücadelesini ahlâkıyla süsleyen insandır. Müsbet hareket, sadece bir davranış biçimi değil; Kur'ân ve sünnetten beslenen bir hayat anlayışıdır. Bugün İslâm toplumlarının yeniden güven, huzur ve kardeşlik iklimine kavuşabilmesi için daha çok bağırmaya değil; daha çok hikmete, daha çok nezakete ve daha çok müsbet harekete ihtiyacı vardır.

Güzel üslûp; gönüllerin anahtarıdır. Müsbet hareket ise; sadece insan kazanmanın değil Allah'ın rızasını kazanmanın en güzel yollarından biridir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.