MÜNECCİM DEĞİLİM AMA

Adnan Bahadır

11 Mayıs 2018 tarihli ‘’Bu yazı da çok önemli’’ başlıklı yazımda bana bir arkadaşımdan gelen alıntı bir yazıyı siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. Aradan geçen bir yıllık süreçte Cumhurbaşkanlığı seçimi, Milletvekili seçimleri ve Yerel yönetimler seçimleri yapıldı. MHP Milletvekilliği seçimlerinde 35 civarında Vekil çıkarmış, Ak Parti’nin Vekil sayısı 330’lardan 295’lere gerilemiş, Yerel seçimlerde AK Parti Ankara, İstanbul başta olmak üzere ülke nüfusunun yüzde yetmişine tekabül eden belediyeleri kaybetmiş ama MHP onun üzerinde il Belediye Başkanlığı kazanmıştır. Tüm bu olup bitenlere bakıldığında o yazıyı tekrar sizlerle paylaşma gereği duydum ve tekrar sizleri o yazıyla baş başa bırakıyorum:

 

DERİN KUŞATMA

Tarih 2009 Haziran ayını gösteriyordu. Muhsin Yazıcıoğlu vefat edeli tam 3 ay olmuştu.

O zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a çok önemli şeyler anlatacağını söyleyen 4 adam ziyarete geldi. Erdoğan odasına buyur etti. Gelenler devletin “milli kanadını” temsil eden önemli insanlardı. Bunların kimini görürsünüz ama kimini görmezsiniz bile. Erdoğan’a anlatacakları çok önemli şeyler vardı. İşte bu 4 adamın 2009’da Erdoğan’a anlattığı şeyler Türkiye’nin tarihini değiştirdi.

Ne mi anlattılar? Safları sıkı tutun dikkatli okuyun dostlar.

“Fetullahçı Yapı” hakkında konuştular. Bu yapının ne amaçla kurulduğunu, tam olarak nerelerde kullanıldığını, yapılanmanın son hedefini, dünyadaki tüm şer odaklarıyla bağlantılarını detaylarıyla anlattılar. Fetullahçı Yapı hakkında normal bildiğimiz şeyler dışında çok detaylı ve hayretlere düşüren şeyler anlattılar. Anlattıklarının içinde en önemli şeylerden biri de şuydu:

Fetullahçı Yapı ABD güdümünde kurulduğu günden beri amaçlarını sağlam bir şekilde yerine getirdi. Amerika ve Derin Küresel Güçler, uzun vadeli plan yaptıklarını anlattılar. FETÖ’nün, Komünist Rusya’nın çökmesi ile İslam Dünyası’nın yeniden dizaynı için kurulmuş, çok büyük planların çok büyük bir yapısı olduğunu anlattılar. Türkiye, tamamen devlet ve askeriye olarak Fetullahçı Yapı’ya teslim edilecekti. Türkiye’nin sahibi olan Fetullahçı Yapı ile tüm İslam dünyasındaki Müslümanlar dönüştürülecek ve Amerika’ya ve en önemlisi ismini bile bilmediğimiz Küresel şer odaklarının istediği hale sokulacaktı.

Bunun için Fetullahçı Yapı tüm İslam ülkelerinde de Amerika desteği ile yapılandırıldı. Türkiye de dahil bir çok Müslüman ülkeyi ele geçirmek üzere olduğunu anlattılar. Erdoğan’ı da bunun bir parçası olarak kullanacaklarını kullanıldığını söylediler. FETÖ, Türkiye’de 5 sene sonra egemenliğini ilan edecek. Buna engel olabilecek 4 adam var. Türkiye’de bunu gerçekleştirmek için önlerinde 4 adamı engel olarak görüyorlar: Muhsin Yazıcıoğlu, Necmettin Erbakan, Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan. Necmettin Erbakan’ın sağlık durumu iyi değildi. (Çok kısa bir süre sonra 2011’de vefat edecekti) Onu hasta olduğu için engel olmaktan çıkardılar. Geriye Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli ve Muhsin Yazıcıoğlu kaldığını anlattılar.

Daha sonra, Önce Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürüp sonra sıranın çepeçevre kuşattıkları Erdoğan’a geldiğini söylediler. Onlar bunu anlatırken Muhsin Yazıcıoğlu şüpheli helikopter kazasında öleli 3 ay olmuştu bile. Sıra gerçekten de Erdoğan’a gelmişti. Erdoğan da bir şekilde tasfiye edildikten sonra ülkeye el koyacaklardı. Muhsin Yazıcıoğlu suikastını de Erdoğan’ın üzerine atacaklardı.

Planları, önce Muhsin Yazıcıoğlu engelini ortadan kaldırıp sonra Erdoğan’ı da tasfiye etmekti. Şu vereceğim kodu unutmayın. FETÖ, her türlü tutuklamayı, suikastı, dolandırıcılığı yapıyor suç Erdoğan’a kalıyordu. Çünkü hükümette Erdoğan vardı.

FETÖ, bir anda bir Hoca’yı veya bir futbol takımının başkanını tutuklatıyor, suç Erdoğan’a kalıyordu. Amaçları diğer cemaatleri, futbol takımı v.b toplulukları Erdoğan’a düşman edip tasfiyesini kolaylaştırmaktı. Muhsin Yazıcıoğlu suikastı da böyle bir vakaydı. Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat Darbesi soruşturmaları gerçek ve iyi niyetli bir olaydı. Gerçekten de birçok kirli ve darbe yanlısı bir grup asker vardı. Fakat Fetullahçı Yapılanma işin b..kunu çıkarmıştı.

Erdoğan’ı ziyarete gelen 4 adam Erdoğan’a acilen milli adamların olduğu bir “milli karargâh” kurmasını söyleyerek gelecek saldırılar için savunma ve saldırı stratejileri üretmelerini söyledi. FETÖ ile mücadele edebilecek başka kimsenin olmadığını biliyorlardı.

Bu bahsettiğimiz “milli karargâh” FETÖ’den gelecek saldırılara karşı savunma çalışmalarını, malzemelerini hazırladılar. Arkadaşlar bu söyleyeceğimi bir kenara not edin. FETÖ dediğimiz yapılanma Erdoğan ve AKP’den “on kat” güçlü bir yapılanmadır. Bu savaşta Erdoğan’ın çoktan yenilmesi lazımdı. FETÖ, on kat daha güçlü olmasına karşı Erdoğan bu işin içinden nasıl çıktı?

El cevap: Bahsettiğimiz milli karargâhın 2009 ve öncesinden bu yana başlattığı hazırlıklı çalışma ile Erdoğan bu işin içinden zor çıktı. Milli karargâh, her türlü hazırlığı yapmıştı. Strateji çizilmişti. FETÖ ve üst aklı da tüm hazırlıkları yapmıştı. Milli karargâh ve hazırlığı olmasaydı savaş boyutları çok farklı olacaktı. Milli karargâhta alanında uzman kişiler ve tecrübeli insanlar vardı. Bir ekip olarak çok iyi çalıştılar ve çalışmaktalar.

FETÖ yapılanması 2013’ten beri milli karargâhın yerini öğrenmek için elinden geleni yaptı. Sadece Erdoğan’ı indirmekle bu işin olmayacağını biliyorlardı. FETÖ, başta Avrupa devletleri ve Amerika’daki kirli lobilerden aldığı destekle Erdoğan şahsında tüm Türkiye’ye saldırıyordu, fakat milli karargâhın ürettiği savunma mekanizması saldırılarını boşa çıkarıyordu.

15 Temmuz Darbesinde milli karargâhı bulup yok etmek için her saldırıyı yaptılar. Ele geçirip birkaç kişiyi zorla konuşturduklarını hiçbir gazete yazmadı. Amaç milli karargâhı ele geçirip yok etmekti. Fakat işe bakın ki sonunda Erdoğan onların inlerinin çoğuna çöktü. 17 Aralık ve 15 Temmuz darbelerinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun adamları devletin derin dehlizlerinde ciddi direniş gösterdiler. Fark etmediniz.

“Gaynag yog belge yog, ne deyor la bu deli” diyen sersem, dikkatli okumaya devam et.

Üst akıl adına FETÖ tarafından partiler ele geçirilip dizayn ediliyordu. Bunun için partilerdeki samimi liderler tasfiye edilip uzun zamandır partilere yerleştirilen adamların partiye hâkim olmaları sağlanacaktı. Sonunda Küresel odakların korkunç planı tam olarak devreye girecekti. Milli ve direnişçi adamların hepsi tasfiye edilecekti:

– 2011’de Erbakan Hoca’nın vefatıyla uzun uğraşlar sonunda gerçekleştirilemeyen “Erbakansız Milli Görüş” planı başarıya ulaştırıldı. Partinin şuan Erbakan ile bir alakası yok ve derin odağa uymayan herkes partiden şutlanıyor. Fatih Erbakan da dahil.

– 17-25 Aralık ile “Erdoğansız Ak Parti” planını devreye soktular. Fetullah Gülen’in sadık adamı Mustafa Yeşil’in dediği gibi “Erdoğan ya akıl hastanesine yatırılacak ya da intihar ettirilecekti” Sonra parti tamamen ABD, AB’ci ekibin hakimiyetine geçecekti. Başaramadılar. Bitti mi? Hayır.

– FETÖ, “Devlet Bahçelisiz MHP” planını 15 senedir bir türlü gerçekleştiremedi. MHP’ye kaset komploları ile saldırdılar. Bahçeli’yi istifaya zorladılar, oyun bozuldu, tutmadı.

– “Muhsin Yazıcıoğlusuz BBP” planını kısmen uyguladılar. Fakat partiye tam egemen olmakta zorluk çekiyorlar.

– Deniz Baykal’ın kasetle tasfiye edilip yerine Kılıçdaroğlu’nun getirilmesiyle “Atatürksüz CHP” planı tastamam devreye sokuldu. Partinin Atatürk’le alakası bile yok. FETÖ ve Amerika lobileri partiye hâkim. Solcular bilmeli ki CHP’yi FETÖ’den kurtaracak tek adam var: Erdoğan.

Ve Baylock tutuklamaları. Güldürmeyin beni. Baylock da nedir! Neyse anlatacaklarımı iyi okuyun.

FETÖ Yapılanması CIA tarafından dizayn edilerek büyütülmüş “çok amaçlı” bir yapıdır. Profesyonel şekilde programlanmış bir aygıttır FETÖ. FETÖ’yü bir “cemaat” mantığı ile değil “örgüt” mantığı ile değerlendirmeniz gerekir. En sonunda FETÖ’nün artık dünya genelinde yapmadığı iş kalmamıştır. Küresel güçler dünya genelinde işlerini rahat yapmak için sağlam örgütler ve kullanışlı araçları fabrikalarında üretmekten çekinmezler. FETÖ bunlardan biridir. Büyük yatırımlarla kuruldu.

FETÖ, elmas kaçakçılığı, darbe, sahte belge, altın kaçırma-çıkarma, hukuksuzluk ve aklınıza gelecek daha birçok illegal işleri yapmıştır. Kiralık bir örgüt haline gelmiştir. Parayı basan tüm ülkelerin işini görüyordu. Birçok ülkede kurduğu okullarda zenginlerin ve milletvekillerinin çocuklarını okullara alıyor, bunları yetiştirip devleti küresel odaklar adına ele geçiriyordu. Bu da iş yapmasını kolaylaştırıyordu. İletişim ağlarının en önemlisini halâ “Baylock” olduğunu sanıyorsunuz değil mi? Lütfen dikkatli okuyun.

Baylock, FETÖ’nün üçüncü sınıf ekibinin kullandığı basit bir ağdır. Baylock tutuklamaları önemlidir fakat gözünüzde fazla büyütmeyin. Peki, FETÖ’nün “birinci ve ikinci sınıf” üst kadro ekibi nereden hangi ağla bağlantı kuruyorlar? Birinci sınıf yani üst kadro, şu an devletin bile tespit edemediği orijinal, çözülmesi zor, CIA tarafından FETÖ’ye sunulmuş bir ağdan haberleşiyorlar.

CIA, bu ağı dünyada kullandığı sayılı örgütlerin birinci sınıf, beyin kadrosu için üretmiştir. Devletin bunlara ulaşması çok zordur. Ulaşsa da konuşmaları, planları okuması imkânsızdır. FETÖ’nün İkinci sınıf ekibi “Deep Web” üzerinden haberleşiyor. İkinci sınıf ekibin başında bulunan kişi dışında diğerleri, birinci sınıftakileri tanımaz. Birinci sınıfa 2007’den beri özel törenle 100 kişi alınmaya başlandı. Üçüncü sınıf ekibe gelince, onlar Baylock kullanıcılarıdır. Devlet bunlara tam olarak çöktü. Fakat birini ve ikinci sınıf ekibin kimi yurt dışında kimi partilerin ve kurumların içinde yüksek kripto olarak yaşamaya devam ediyor. Türkiye’deki Alman, Vatikan ve Amerikan vakıf ve konsolosluklarında yapılabilecek yeni darbelerin planlarında yer alıyorlar. Halâ sapasağlam aktifler. Bunlar kendilerini kaybetmiş insanlardır. Güdülmekten haz alır hale getirilmişlerdir.

FETÖ yapılanması her türlü tehlikeye karşı önlem almış bir yapılanmadır. Bu Paralel Yapı’nın her türlü tehlikeye karşı kendisine hizmet edecek, kopyası olan “paralelin de paraleli” olan yapılanmasından henüz haberiniz yok!

FETÖ, yok olma durumuna karşı iki tane yedek cemaat(!) kurdurmuştur. Bundan haberiniz bile yok. Vakıf olarak çalışırlar. Bunlar sanki hiç FETÖ’cü değil gibidirler. Bunları 1997’de Fetullah bizzat kendi kurdurmuştur. Etrafındaki iki kişiden başka kimse bilmez. Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbah bunu akledememişti ama Fetullah bunu akletti. Bir nevi “yedek cemaat” olan bu yapılanma paralelin de paralelidir. Soruyorsunuz: “Neden şu bürokrata, şu hâkime, şu savcıya dokunulmuyor. FETÖ’cü olduğu kesin. Niye neden?”

Şuan devletin tespit ettiği, bildiği “750 FETÖ’cüye” hiçbir şey yapılmıyor. Ne tutuklanıyor ne hapse atılıyor. Çünkü devlet onların görüştüğü, konuştuğu kişilerden yola çıkarak FETÖ’nün diğer bağlantılarını ve adamlarını çözmek istiyor. Çözüyor da. FETÖ operasyonun bir kolu Vatikan’a bir kolu Fransa ve Almanya’daki mason localarına kadar uzandı. CIA ve Sabataizme uzanan kolu anlatmıyorum bile. Operasyonlar burada kitlendi. Meseleyi bebek oyuncağı sananlar aptallar. Ağzını gere gere konuşan sersemler. İyi bilin bu iş çocuk oyuncağı değil…

Şimdi vereceğim bilgiyi çerçeveletip duvarınıza asın dostlar. Altın vuruşu yapıp bitirelim.

1) 1800’lerde Lale Devri ile başlayıp Tanzimat’la devam eden süreçte Avrupa’ya teknik öğrenmesi için gönderdiğimiz öğrencilerin kafaları Batılılaşıp geri geldiler. Zeki öğrencilerimizin ilk “zihinsel kaybını” burada verdik.

2) Abdulhamid’i deviren “İttihatçılar” eğitime, medyaya ve teşkilat hayatına etkin oldular. Bununla beraber zihinsel kayıplar daha da arttı.

3) Osmanlı yıkıldı ve 1923’te “BATICI” grup yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne tamamen egemen oldu. Ve ele geçirdikleri eğitim sisteminde katı şekilde “seküler nesil”(batıcı) yetiştirdiler. Neslin en büyük “zihin kaybını” bu süreçte verdik.

4) Fakat Müslüman Anadolu halkının çocukları henüz sağlam kalmıştı. İşte o en “akıllı” çocuklarımızı da FETÖ eliyle ele geçirdiler. Bu yediğimiz en büyük operasyondu. İşte bu tüyler ürpertici bir olaydı.

İNGİLİZ AKLI 4 SÜREÇTE DE ETKİNDİ!

Emperyal kuşatma devam ediyor. Son kale Türkiye’ye büyük saldırı yapıyorlar.

Türkiye’yi tamamen etkisiz hale getirip coğrafyayı tamamen teslim almaya yönelik büyük planlarını anlattım. Uygulamaya geçireceklerdi.

Bitmeyen savaşın bitmeyen hikâyesi bu.

Savaşmadan ölmek yok…

Onlar kuşatacak, biz de yaracaz…

Allah’ım bizlere yardımcı ol. Lanetlilere karşı bizlere zafer ver…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (13)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.