Ürdün'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Gül, İsviçre'de minare yapımının yasaklanmasına ilişkin referanduma tepki gösterdi. Konunun ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Gül, "Batı dünyasında, İslamifobi dediğimiz İslam düşmanlığının nasıl geliştiğini göstermesi açısından dikkat çekici bir unsurdur. İsviçreliler için ayıp olmuştur" dedi.
Başbakan Erdoğan da, partisinin grup toplantısında konuya değinerek Demokrasilerde referandumların da bir ölçüsü olduğunu ve her konunun referanduma taşınmasının yanlış olduğunu belirterek "Temel hak ve özgürlükler oylama konusu yapılamaz. Bir insanın insan hak ve hürriyetlerini, bir toplumun, halkın yaşam özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü kalkıp da referanduma sunamazsınız. Bu durum, Avrupa'da yükselen ırkçı ve aşırı milliyetçi dalgaların tezahür etmesi bakımından oldukça manidardır" diyen Erdoğan, "Antisemitizm ne kadar insanlık suçu ise İslamifobi de o denli insanlık suçudur" söylemini yineledi. Erdoğan, Varşova'da bununla ilgili bir karar çıktığını, ancak o günden bugüne sağlıklı bir gelişmenin Müslümanlar açısından olmadığını söyledi. "İnanç, düşünce ve bu tür özgürlükler insanın doğuşluya birlikte kendisinin en doğal haklarıdır. Bunlar sonradan verilmez, bunlar doğuşla birlikte var olan haklarıdır, özgürlüğüdür" dedi.
DÜNYAYI GERİLİMİN İÇİNE SOKMASINLAR
Erdoğan dağa sonra "Şimdi dünyadaki bu yeni gelişme, maalesef sizin niçin şu ırktan doğduğunuzu veya şu inançla, şu düşünceyle doğduğunuzu sorgulayacak çağdışı, ilkel bir anlayışın tezahürüdür ve Batılı bir anlayışın tezahürüdür. Temenni ediyorum ki başta AB üyesi ülkeler, AİHM, ilgili merciler, -Bu konuda duyarlılıklarını ortaya koyan ülkeler var- hep birlikte duyarlılıklarını ortaya koysunlar ve dünyayı başta Avrupa olmak üzere böyle bir gerilime sevketmesinler. Medeniyetler İttifakının bir eşbaşkanı ve kurucusu olan ülkenin Başbakanı olarak bu yanlıştan bir an önce dönülmesinin gereğini hatırlatmak, bizim görevimiz. Bu tür şovenist yaklaşımların ortadan kalkması lazım. Dünya artık bu çağda bunları yaşayamaz, görmek de istemez" dedi.
MİNARENİN KÖKTENCİLİKLE NE ALAKASI VAR
İsviçre Adalet Bakanının, gelen uluslararası tepkiler üzerine yasaklamanın Müslümanları değil, İslamcı köktenciliği hedeflediğini söylediğine işaret eden Erdoğan, "Caminin minaresinin köktencilikle ne alakası var? Yani, O da şecaat arzederken sirkatin söylemiş. Bu ifadeyi kurmak, birbiriyle mütenasip iki ayrı yanlıştır. Tehlikelidir, kabul edilemez bir değerlendirmedir. İsviçre gibi güya demokrasinin beşiği sayılan, özgürlüklerin rahatça yaşanabildiği bir ülkede böyle bir referandum sadece İslam dünyasını değil, medeniyetler çatışması noktasında endişesi olan büyük bir kesimi de rahatsız etmiştir. Bu tür konular referanduma götürülemez. Yanlış buradadır" ifadesini kullandı. "Ülkemizde de zaman zaman böyle bu tür konuları konuşanlar oluyor. Bu tür konular referanduma götürülmez" diyen Başbakan, "Bakınız ben, cami, havra ve sinagogun yüzyıllarca aynı cadde üzerinde ahenk içinde varolabileceğini kanıtlamış olan bir medeniyeti temsil eden ülkenin Başbakanı ve Medeniyetler İttifakı Projesinin eşbaşkanı olarak bunları ifade ediyorum. Biz bir taraftan kalkıp da bu tür mabetleri devletin kasasından restore ederken, bunların kalkıp da bu adımları atması, anlaşılabilir bir şey değil. Demokrasilerde referandumların da bir ölçüsü vardır. Her konuyu referanduma taşımak yanlıştır. Temel hak ve özgürlükler oylama konusu yapılamaz. Bir insanını insan hak ve hürriyetlerini, bir toplumun, bir halkın yaşam özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü kalkıp da referanduma sunamazsınız. Ne yazık ki İsviçre'de bu yapılmıştır, yanlış yapılmıştır. Ben bu kürsüden bir kez daha aklıselim ve sağduyu çağrısı yapıyorum" dedi.
DIŞİŞLERİ "TALİHSİZLİK" OLARAK NİTELEDİ
Dışişleri Bakanlığı da, İsviçre'de düzenlenen referandumla yeni minare yapımının yasaklanmasını "temel insani değerlere ve özgürlüklere aykırı, talihsiz bir gelişme" olarak niteledi.
Kararın hayal kırıklığı yarattığını bildiren Dışişleri, "Çok kültürlülük, hoşgörü ve insan haklarına saygı gibi değerler toplumsal huzur ve barış açısından da önem taşımaktadır. Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı Girişimi'nin iki eş sunucusundan biri olan Türkiye, farklı kültür ve inançlar arasında karşılıklı anlayış ve hoşgörü ortamının güçlendirilmesi yönünde yoğun çaba içerisindedir. İsviçre halkının bu kararı ülkemizde büyük bir üzüntü ile karşılanmıştır" açıklamasını yaptı.Açıklamada, "Artık ikinci vatanları olarak kabul ettikleri İsviçre'de yaşayan 100 binden fazla vatandaşımızın da alınan karardan kaygı duymaları tabiidir. Çeşitliliğe saygı ve uzlaştırıcı geleneğiyle uluslararası alanda saygın bir yer edinmiş olan İsviçre'nin, gelenekleriyle bağdaşmayan bu durumu düzeltici adımlar atması Türkiye'nin yanı sıra uluslararası kamuoyunca da beklenmektedir" denildi
DENİZ BAYKALDAN DA TEPKİ GELDİ
Yasağın minarenin mimarisiyle bir ilgisi olmadığını dile getiren Baykal, böyle bir kararın çıkabiliyor olmasının Avrupa'nın İslamiyet'e bakışı, duruşu, konumunu sorgulama mecburiyetini getirdiğini söyledi. Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan Baykal, hiç kimsenin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği konusunda bir şey demediğini vurguladı. İsviçre'deki yasaktan dolayı büyük üzüntü içinde olduğunu dile getiren Baykal, "Avrupa bu anlayışla bölgede barışa hizmet etmekte ciddi sorunlarla karşılaşır. Hükümetin bu konularda ciddi bir tavra girmesi ihtiyacı var." dedi.