MEVLANAYI ANMAK VE ANLAMAK!

Süleyman Soylu

 Şeb-i Arus törenlerinin yıldönümü bugünlerde Mevlanayı anıyoruz. Dünya'ya ışık saçan O büyük düşünürü kimimiz sohbetlerde birbirimize, kimimiz konferanslarında, öğretmenlerimiz öğrencilerine anlatır dururuz.
  7 asırdan fazladır Dünya insanlığına bıraktığı öğretilerden en önemlisi olan bir dize sözlerini tekrarlar dururuz da hala onu anlayamayız.
   O dünyaya anlatır kendisini de bir türlü bize anlatamaz. Bu yıl da Mevlana'yı devlet katında anmaya Konya'daki o kutsal mekana hükümet başkanları dahil gittiler.  Mevlananın huzurunda, yine bir şeyler söylediler. Kürsüden yine ezber yaptılar yüksek perdeden "asırlardır bu topraklarda sevginin hoşgörünün nasıl yeşerdiğinden söz ettiler."Mevlananın dizelerini ezberden okudular; onu anlamaya yanaşmadılar. 
    "Gel, gel; ne olu rsan ol yine gel/
    Kafir, putperest, mecusi olsan da, yine gel/
    Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir/
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...    
 Çağrısı yapan, büyük anlam ve mana içeren, Mevlananın hayatı ve öğretileri insanlığa ışık tutarken ve dünya onu anlarken bizi yönetenler ne yazık ki,anlamadılar.  Müsamere çocukları gibi bir kaç sözle birlikte "yasak savdılar."  
    Ne Mevlana'yı, ne Yunus'u, ne Hacıbektaşi'yi, ne Hacı Bayram Veliyi, ne Hoca Ahmet Yesevi'yi anladılar. Anlasalardı güneyimiz, Mısır ve Suriye, kangölüne dönmezdi. 
    Korumalarıyla geldiler ve ezici güçlerini sergilercesine geldiler, sanki Mevlana ya nispet yaparcasına geldiler, kendince şiirlerini okudular ve birkaç sözle birlikte Sema törenlerinin ardından oradan ayrıldılar. 
  Andılar ama anlamadılar, evet mevlananın neler demek istediğini hala anlamadılar.
Her yıl tekrarlanan "Şeb-i Arus (Düğün günü)" ölümünü bile düğün günü olarak kabul eden Sema dönerken var olmanın temel şartının varlıklar etrafında dönmek olduğunu, Kemale doğru manevi bir yolculuk yapıldığını, kulun hakikate yönelip, aklıyla iradesiyle, nefsine bile kefen giydirebileceğini anlamadılar...
  Mevlana dönerken, evren de kendi etrafında dönüyor, kollarını yukarı açıp bir eli dua edercesine yukarı göklere, bir eli hakk'tan aldığı ihsanı halka saçarken yere dönüktür.    Mevlananın bu sevgi hoşgörü ve hakk'a yönelmek çağrısına koşmak için yerinde duramayan onca insan varken dünyada, onca insan varken Türkiye'de, neden onu anarken bir defa da onu anlayabilmeyi denemiyorlar ve sıyrılmıyorlar; hırslarından, nefislerinden, kokuşmuşluklarından, haris ruhlarından, haramiliklerinden, küfürlerinden, ayrıştırmalardan, zulümden, nefretten, erkin gücünden, sömürüden baskıdan, tamahtan, kinden, kıskançlıkla birbirine düşmekten kurtulamıyorlar.
   Bugün onu anlamak istemeyenlerin sıkıntısını, zulmünü masum insanlar çekiyor.
  Biz gönlümüzce yürüyemiyoruz sarmaş dolaş yollarda,
  Sarmaşıklar bile börtü böcek ile oynaşırken doğada,
  Papatya ile gelincik elele,
  Nergisle çiğdem, kolkola,
  Zambaklar grup grup,
  Kırmızı gül tüm kızıllığıyla bizim için açarken...
  Neden siyasi çalkantılara, hedef 2023 "taht" ve rant kavgalarına kapılıyoruz.
  Yürümeliyiz caddelerde, buluşmalıyız parklarda, seslenmeliyiz birbirimize okşayıcı, nakış nakış olmalıyız süslüce, kucaklamalıyız birbirimizi bir sevgili ve ana misali.       
  Aileiçi şiddet kalksın, Analar evlat acısıyla ölmesin.
  Biz Mevlanayı böyle anıyoruz ve anlıyoruz.
 Bilhassa ülkeyi yönetenlerin, Mevlanayı, Şeb-i Arus'u anarken dilerim; aynı zamanda  O'nu ve Yüce mevlayı anladıklarının işaretlerini görürüz.   
                                                                                                              Saygılarımla.  

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.