Marka Şehir Olabilmek

Mehmet Büyükalbayrak

 

            “Samsun'u marka şehir yapacağız...”

            “Samsun marka şehir olacak...”

            Son aylarda sıkça duyduğumuz bir iddia...

            Nasıl bir şeydir “marka şehir” olmak? Ya da nasıl “marka şehir” olunur?..

            Ve ne zaman olacak bu?..

            Ben, önce şehir olabilirsek ardından markalaşmak kendiliğinden gelir, diyorum.

***

            TMMOB, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu, geniş katılımlı olarak, dün (17 temmuz) Samsun Şubesinin ev sahipliğinde şehrimizde toplandı. Merkez yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin yanında değişik şehirlerimizden gelmiş yüze yakın meslektaşımızı ağırlama olanağı bulduk. Şehrimizi daha iyi tanıtabilmek için çaba harcadık. Yüz kişiyi bir arada konaklatabileceğimiz bir otel, ne yazık ki, bulamadık. Misafirlerimizi iki ayrı otele yerleştirmek zorunda kaldık. İşte bu, yetkililerin “marka şehir” yapma iddiasında bulundukları bir şehre hiç yakışmadı.

            Şehrimizdeki tek beş yıldızlı otel, Büyük Samsun Oteli kapalı. Gerekçe ne olursa olsun, sorun çözülüp en kısa sürede faaliyete geçirilmesi sağlanmalıdır. Eski otogar alanında yapılması düşünülen, hatta planlanıp, bakan ve milletvekillerinin katılımı ile temeli de atılan(!) kompleksin akıbeti meçhul... Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, konunun hangi aşamada olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendirmelidir. Bildiğim kadarı ile, Mimarlar Odası buraya müdahil olmadı... Yani, başka bir bahane bulmaları gerek...

            Popülist yaklaşımlarla, “biz planladık, Mimarlar Odası yargıya taşıyarak engel oldu” kolaycılığını, artık kimse yutmuyor. Yargı kararını, yürürlükteki yasalara göre vermek durumundadır. Bazılarının yasalara uymama, onları ihlal etme ayrıcalığı da yoktur. Yasaların nasıl yapılacağı ve nasıl değiştirileceği Anayasamızda belirtilmiştir. Yasalar, buna uygun olarak değiştirilebilinir, ama yürürlükte iseler, mutlaka uyulur...

            Otellerin, mutlaka şehrin merkezinde yapılma zorunluluğu yoktur. Hatta getirecekleri yoğunluk dikkate alınırsa, ulaşım ve altyapı sorunu olmayan yörelerde planlanmaları daha doğru olacaktır. Bu doğrultuda, Baruthane'de planlanan üst geçitin getireceği olanakla, Kalkancı sırtları bu amaç için düşünülebilir. Kıyı kenar çizgisi zorlanarak, Fener Plajı ve DLH arazisinin bir bölümünde, Çevre Düzeni İmar Planı değişikliği ile oluşturulmaya çalışılan otel alanının, hemen üst bölgedeki Kalkancı ve Amisos sırtlarında planlanması, bölge için de gelişim nedeni olacaktır.

            Tarihi değerlerimiz ortaya çıkarılarak turizmin hizmetine sunulmalıdır. Bu bağlamda, Tekkeköy Mağaraları'nın çevre düzenleme çalışmaları yapılmalı ve bölge ören yeri olarak düzenlenmelidir. Tekkeköy Belediye Başkanı, değerli meslektaşım Hayati Tekin'e duyurulur...

            Çanakkale'den gelen misafirlerimiz Çarşamba Göğceli Camii'ni ziyaret için Çarşamba'ya geçtiler. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından birkaç yıl önce, caminin restorasyonu yapılmıştı. Çarşamba Belediyesi de cami çevresinde düzenleme çalışmaları yapmıştı. Oradan olumlu izlenimlerle döndüler. Bizler de mutlu olduk.

            Belediyelerimiz, planlama yaparken, “arsayı nasıl belediyeye mal edip daha pahalı satarım” cinliğini bir kenara bırakarak, şehrin ve toplumun geleceğini planladıklarının bilinci ile hareket etmelidirler. Yoksa, satılacaklar bir gün biter...

            “Mahkeme kadıya mülk değildir” darb-ı meseli unutulmamalıdır.

            Serin bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...

 

           

             

           

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.