Maaş artışları

Mehmet Akyüz

Kamu Personelinin maaş ve ücretlerindeki yıllık artışlar işçi, memur ve sözleşmeli olma durumuna göre farklı yöntemlerle belirlenmektedir. Emekli sandığından maaş alan memur emeklilerinin maaş artışları ise genellikle çalışan memurlarla aynı orandadır.

 Çalışan memurların ve Devlet Memurları Kanununa göre sözleşmeli memur olarak çalışanların maaş ve ücretlerindeki yıllık artışlar Bütçe Kanunu Tasarısına esas olacak şekilde yetkili memur sendikaları ile Kamu İşveren Kurulu arasında yapılması yasal olan “ Toplu Görüşme “ ile belirlenir. Toplu Görüşmede taraflar arasında mutabakat sağlanamaz ise yetkili sendika veya sendikalar “ Uzlaşma Kuruluna” başvurur. Uzlaşma Kurulu, Memur Sendikaları Kanununda belirtilen  süre içinde toplanır ve aldığı kararı Kamu İşveren Kuruluna bildirir. Bunun üzerine Hükümet aşağıdaki üç yoldan biri ile memur maaşlarındaki artışları belirler.

Toplu Görüşme Kuruluna getirmiş olduğu mutabakat sağlanmamış teklifini Bütçeye koyabilir.
Uzlaşma Kurulunun teklifini olduğu gibi kabul edebilir.
Bu iki teklifin dışında başka bir artış yapabilir. 

Memurlara sendika hakkı veren kanun çıktıktan sonra en makul artış 2002 bütçesi ile olmuştur. Bu bütçe ile memur maaşlarındaki artış  reel olarak  enflasyonun beş puan üzerinde gerçekleşmiştir. AKP Hükümetleri döneminde ise sendikaların ve uzlaşma kurulunun teklifleri pek itibar görmemiştir. Son yapılan (2009 ) Toplu Görüşmelerde yetkili sendikalardan Türkiye Kamu Sen memurların tamamı için 2010 yılının ilk 6 ayında maaşlarda seyyanen 200 TL.lik artışın, 30 TL.lik Toplu Görüşme priminin olmasını istemiş, Hükümet adına görev yapan Kamu İşveren Kurulu ise maaşlarda %2 + %2 lik bir artış öngörmüştü. Uzlaşma sağlanamayınca Başbakan  yarım puanlık bir artışla 2,5 + 2,5 luk artış öngörmüş, bu görüş de sendikalar tarafından kabul edilmemiş, sendikalar durumu Uzlaşma Kuruluna götürmüş, Kurul da %4 + %4 lük artışla 15 TL.lik Toplu Görüşme Primi öngörmüştür. Hükümet Uzlaşma Kurulunun görüşünü de benimsememiş, %2,5 + %2,5 artışı Bütçeye koymuştur. Bu artışla 13. derecenin 3. kademesindeki   bir müstahdemin maaşında 36 TL artış olurken, müsteşarın maaşında 121 TL, milletvekilinin maaşında ise 230,52 TL.lik bir artış olmuştur.  Ocak 2010" dan itibaren her türlü ödeneklerle 2 çocuklu müstahdemin maaşı 1254 TL, milletvekilinin maaşı ise 9500 TL olmuştur.

Görüldüğü gibi yüzdelik artışlarla maaşı çok olana çok, az olana ise az artış sağlanmaktadır. Türkiye Kamu Sen"in teklifi kabul edilmiş olsaydı, müstahdemin maaşı  1350 TL , milletvekilinin maaşı ise 9300 TL olacaktı. Uzlaşma Kurulunun teklifi kabul edilmiş olsaydı yine Hükümetin teklifinden biraz daha çok ama T.Kamu Sen"in teklifinden daha az artış sağlanacaktı. Yine az alanda az, çok alanda ise çok artış olacaktı.

 

        Memurların maaşlarının artırılmasındaki usul çağdaş değildir. İnsan haklarına ve girmek istenilen AB kriterlerine de aykırıdır. Çözüm ise ; ileri ülkelerde olduğu gibi  “ Grevli ve

 Toplu Sözleşmeli Sendikal Hakların “ memurlara tanınmasıdır. Memurlar bu haklarını elde ettiklerinde  öncelikle maaşlardaki uçurumları ortadan kaldıracak yeni tedbirlerle işverenle masaya oturacaktır. “ eşit işe eşit ücret “ esası kabul edilerek çalışanlar emek ve hizmetlerinin karşılığını alabileceklerdir.

 

SSK VE BAĞKUR EMEKLİLERİNİN MAAŞ ARTIŞLARI

 

       Nisan 2009"dan itibaren Bağkur ve SSK emeklilerinin maaşlarında düzenleme yapılacağını, bu düzenleme ile en az maaş alanın maaşında 250 TL.lik bir artış sağlanacağıyla siyaset gündemini işgal eden hükümet yetkilileri  yapacakları düzenlemeyi sağır sultanın duyabileceği şekilde ilan etmişlerdi. En şaşaalı ilanları ise 10 gün önce başladı ve 5 gün sürdü. Emekliler ve onların yakınları çok umutlandı. Maaşlarındaki  farklılıkların giderileceğine ve hayat pahalılığına paralel bir artış yapılacağına çok inanmışlardı. Nasıl inanmasınlar ki ; “artışları Sayın Başbakanın 5 Ocak Salı günü Grup Toplantısında açıklayacağı” istisnasız bütün televizyon kanalları tarafından ilan edildi.

 

       Öyle ilan ki, Amerikan reklamı gibi renkli ve iri yazılı, yetkililerin resimleri ile süslenerek verilmiştir. Sabırsızlıkla beklenen gün ve saat  gelince umutlar kırıldı, üzüntüler arttı. Beklentiler boşa çıktı. Çünkü dağ fare doğurmuştu.

 

      2009 yılının Temmuz ayında sadece 8 TL. artış alan emekliye 2010 yılı için  %4,5 + %4,5 artışla 35 TL.lik seyyanen bir artış olmuştur. Bu seyyanen artış ise Temmuz 2009"da emekliye verilmesi gerektiği halde verilmeyen paradır.

Görüldüğü gibi ortalama artış  %4,5 + %4,5 tur. Bu yüzdelik artışla ilk 6 ayda en düşük maaşlı emeklinin maaşında 62 TL. en yüksek emekli maaşında ise 104 TL.lik  bir artış olmuştur. 

 Bu artışı reklamlarla yapanlara soruyorum ; 369 TL ile nasıl geçinilir? Ortalama emekli maaşı olan 800 TL. ile kaç nüfus geçinebilir? Lisede okuyan bir öğrencinin aylık gideri kaç liradı?. Bu maaşla emekli çocuğunu dershaneye verebilir mi? Ailesinden uzak üniversitede okuyan öğrencinin aylık masrafı kaç liradır? Kaç tane tanıdık zengin, kaç öğrenciye burs verebilir? İnsanları yanıltmak günah değil midir?  Daha güzel günler insanlarımıza doğrular söylenmeyerek mi gelecek? Doğruları söyleyenler baskıdan ne zaman kurtulacak?

Saygılarımla.

 

                                                                                                                           

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.