Kültürel Miras mı, Kültürel Emanet mi?

Mehmet Büyükalbayrak

18-19 Ekim günlerinde, meslektaşlarımla birlikte Boyabat ve Sinop'taydık. Mimarlar Odası Samsun Şubesi ve Sinop Temsilciliğinin birlikte düzenlediği ve Sinop Valiliği ile Boyabat Belediye Başkanlığının desteklediği “Boyabat'ta Geleneksel Mimari, Koruma Sorunları ve Çözüm Arayışları” konulu paneli izledik. Boyabat ve Sinop'un tarihi ve doğal değerlerini gördük.
 Boyabat kalesinin eteğinde belediyece düzenlenen Kalebağı mesire alanı bakımı ve temizliği ile dikkat çekiyordu. Havanın serin olmasına rağmen alan boş değildi. Saat 11.00'e gelmeden mangalını yakanlar veya semaverini hazırlamaya çalışanlar yerlerini almıştı. Burada çaylarımızı içtikten sonra yaya olarak, kalenin eteğindeki bir kanyondan geçerek şehre vardık. Kanyonun görüntüsü muhteşemdi. Kanyondan kaleye çıkan bir dehlizdeki kazı çalışmalarının alt kısımlarda henüz tamamlanmadığı, ancak dehlizden geçilerek kaleye çıkan basamaklı yolun tamamlanarak ziyaretçilere açıldığı, müze yetkililerince, ifade edildi.
 Boyabat, tarihi Türk evleri bakımından zengin bir ilçemiz. Bu değerlerimizin koruma altına alınması için geç kalınmış olsa da, Sayın Sinop Valisi ve Sayın Boyabat Belediye Başkanının ilgilerini görünce, doğrusu, ümitlendim. Hazırlanan plana göre, dört ayrı bölge sit alanı olarak belirlenmiş. Bu bölgelerde tarihi doku, yer yer tahrip edilmiş olsa da, kurtarılabilir durumda. Tarihi doku arasındaki dört beş katlı betonarme yapılar kaldırılarak tarihi doku ile uygun hale getirilirse, bu emanet, ilçe ölçeğinde değilse bile, sokak ölçeğinde olsun geleceğe taşınmış olur.
 Boyabat'ı gezerken, Belediye Başkanının özellikle görmemizi istediği, Çanakkale Şehitleri için yaptırdıkları anıtı ziyaretimizde başkandan, Boyabat İlçesinin, Çanakkale ve İstiklal harbinde en fazla şehit veren ilçemiz olduğunu öğrendik. Onlar için ayrı bir gurur kaynağı. Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.
 Boyabat'taki tarihi doku ile ilgili, Yıldız Teknik Üniversitesi'nce yaptırılmış olan tespit ve envanter çalışmalarıyla ilgili sunumlardan sonra, panelistler Profesör Cengiz Eruzun ve Mimar Oktay Ekinci, koruma sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili görüşlerini anlattılar. Ana fikir olarak, kültürel varlıkların miras olarak görülmesinin yanlışlığı ön plana çıktı. Zira miras, varis tarafından istenildiği gibi kullanılabilir veya harcanabilir. Bu eserleri, geleceğe taşınmak üzere bizlere teslim edilmiş emanetler olarak görmemiz gerekir. Emanetin hor kullanılması ya da tahrip edilmesi, bunları bizlere teslim edenlere karşı ihanet olur. Öyle ise, yalnız tarihi eserleri değil, evrendeki tüm değerleri, çocuklarımıza teslim edilmek üzere bizlere emanet edilmiş değerler olarak görmeli ve emaneti korur gibi korumalıyız. Yoksa bunu çocuklarımıza anlatmakta zorluk çekeriz.
 19 Ekimde Sinop'taydık. Sinop, tam bir memur ve emekli şehri haline getirilmiş. Tarihi ve doğal güzellikleri, sanki, bir kenara itilmiş. Buna rağmen, daha önce birçok kere Sinop'u ziyaret etmiş olmama rağmen, gördüğüm güzellikler beni yine heyecanlandırdı. Paşa Tabyaları bakımsız bir halde duruyor. Bir dönem, limanın korunması ile görevli birliklerin konuşlandığı bu yeri daha bakımlı bulacağımı umuyordum. Tarihi Sinop Cezaevi'ni gezerken duvarlarda yankılanan sesleri duyar gibiydim: “Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül aldırma...” Cezaevi restore edileceği günü bekliyor. Etnoğrafya ve arkeoloji müzeleri görülmesi gereken yerler.
 Sinop Havaalanının batısında bulunan Akliman tam bir doğa harikası... Bakir kalabilmiş nadir yerlerden. Akliman'ın doğusunda Harmene Limanı denen bir koy daha var. Görülmeye değer bir yer...  Bölge doğal sit alanı ilan edilmiş. Umarın korunarak ve daha bakımlı hale getirilerek turizme kazandırılır. Zira, Sinop'un en önemli gelir kaynağı olarak tek turizm kaldı.
 Mutlu bir hafta sonu dileklerimle... 
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.