KÜÇÜK İHMALLERİN BÜYÜK SONUÇLARI...

Sami Kesmen

“Sigara ateşinden büyük yangın çıkmaz.” denilebilir. Fakat insanlık tecrübesi göstermiştir ki büyük felaketlerin önemli bir kısmı, başlangıçta önemsenmeyen küçük kıvılcımların büyümesiyle meydana gelmiştir. Bir kıvılcım ormanı, küçük bir çatlak barajı, gevşek bırakılan bir vida büyük bir sistemi tehdit edebilir. Hayatın değişmez gerçeklerinden biri şudur; sonucun büyüklüğü, sebebin büyüklüğüyle her zaman orantılı değildir.

İnsan ilişkileri de böyledir. Büyük kavgalar bazen küçük bir sözle, büyük ayrılıklar basit bir kırgınlıkla, büyük düşmanlıklar zamanında giderilmeyen bir yanlış anlamayla başlar. Aileler bir günde dağılmaz; ihmal edilen sevgi, eksilen ilgi, biriktirilen kırgınlık ve konuşulmayan meseleler zaman içerisinde gönüller arasındaki mesafeyi büyütür. Ticari iflaslar da çoğu zaman tek bir büyük hatadan değil, peş peşe yapılan küçük hesapsızlıklardan doğar. Ahlâkî çöküşler de birden gerçekleşmez; insan önce küçük bir taviz verir, ardından verdiği tavize alışır, sonra daha büyüğünü normal görmeye başlar.

İslâm, insanı yalnız büyük günahlara karşı değil, günaha götüren yollar konusunda da uyarmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Şeytanın adımlarına uymayın.” (Bakara, 168) buyrulması son derece dikkat çekicidir. Ayette şeytanın “yolu”ndan değil, “adımları”ndan söz edilir. Çünkü insan çoğu zaman büyük bir kötülüğün içerisine bir anda düşmez; oraya küçük adımlarla gider. Haram önce merak, sonra yakınlaşma, ardından alışkanlık, nihayet hayat tarzı hâline gelebilir. Günahın büyüğünden korunmanın yollarından biri, küçüğünü küçümsememektir.

Resûlullah’ın (s.a.v.) küçük günahlar konusunda yaptığı ikaz da bu gerçeğe işaret eder. Küçük görülen günahların birikmesinden sakındırmış, onların bir araya geldiğinde insanı helake sürükleyebileceğini bildirmiştir. Nasıl küçük odun parçaları bir araya getirildiğinde büyük bir ateş yakabiliyorsa, önemsenmeyen yanlışlar da birikerek insanın manevî dünyasını kuşatabilir.

Kur’an’ın, “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür, kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.” (Zilzâl, 7-8) buyruğu da küçüğün Allah katında hesapsız olmadığını öğretmektedir. Zerre kadar iyilik kaybolmadığı gibi zerre kadar kötülük de kaybolmaz. Bu sebeple müminin hayat anlayışında “Bundan ne çıkar?” düşüncesinin yeri olmamalıdır. Çünkü bazen bir tebessüm gönül kazanır, bir güzel söz yuva kurtarır, küçük bir sadaka büyük bir duaya vesile olur; bazen de küçümsenen bir söz kalp kırar, küçük bir haksızlık büyük bir husumetin kapısını açar.

Kur’an, kötülüğün başlangıç noktalarına karşı tedbirli olmayı öğretirken bazı günahlarda özellikle “yaklaşmayın” ifadesini kullanır. “Zinaya yaklaşmayın.” (İsrâ, 32) buyruğu bunun en açık örneklerinden biridir. Çünkü İslâm yalnız sonucu yasaklamaz, sonuca götüren süreci de kontrol altına almak ister. Uçurumdan korunmanın en güvenli yolu, kenarında dolaşmamaktır.Bu ölçü sadece ferdî ahlâkta değil, ailede, ticarette, kurumlarda ve devlet hayatında da geçerlidir. Küçük bir usulsüzlüğe göz yumulursa zamanla yolsuzluk kültürü oluşabilir. Küçük bir liyakatsizlik önemsenmezse kurumların niteliği bozulabilir. Küçük bir adaletsizlik karşısında sessiz kalınırsa zulüm normalleşebilir. Küçük bir toplumsal gerilim zamanında doğru yönetilmezse büyük çatışmalara dönüşebilir. Bu sebeple basiret, yalnız büyük sorunları çözebilmek değil; sorun henüz küçükken onun büyüme ihtimalini görebilmektir.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.), “Helâl bellidir, haram bellidir; ikisi arasında şüpheli şeyler vardır.” buyurarak şüpheli alanlardan sakınmayı tavsiye etmesi de koruyucu bir hayat anlayışıdır. Çünkü sınırların hemen kenarında dolaşmak, insanı zamanla sınırın ötesine taşıyabilir. Takva biraz da yangın çıktıktan sonra su aramak değil, kıvılcımın düşeceği yerde tedbir almaktır.İnsan hayatındaki birçok pişmanlığın arkasında aynı cümle vardır; “Bunun bu kadar büyüyeceğini düşünmemiştim.” Zaten ihmalin en tehlikeli tarafı budur. İnsan başlangıca bakarak sonucu küçük zanneder. Oysa akıllı insan sadece bugünkü hâle değil, yarın ortaya çıkabilecek neticeye de bakar. Bir söz ağızdan çıkmadan, bir borç büyümeden, bir kırgınlık kine dönüşmeden, bir yanlış alışkanlık hâline gelmeden, bir günah kalbi karartmadan, bir aile meselesi ayrılığa varmadan, bir toplumsal problem krize dönüşmeden müdahale etmek gerekir.

İnsanlık defalarca tecrübe etmiştir ki; büyük yangınların küçücük kıvılcımları, büyük çöküşlerin küçük ihmalleri, büyük pişmanlıkların ise önemsenmeyen başlangıçları vardır. Mesele küçük hatalar yapmamak kadar, küçük hataların büyümesine fırsat vermemektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.