Korku Tüneli

Bayram Ocak

Lunaparkın bir kenarında korku tüneli diye bir bölüm vardır. Küçük bir vagona biniyorsunuz, raylar üzerinde kayarken o karanlıkta ani bir ışık ve ses eşliğinde korkunç bir cisimle karşılaşıyorsunuz, tünel sonuna kadar 4-5 kez bu senaryo tekrarlanıyor ve aydınlığa çıkıyorsunuz.
Hayatımızda böyle değil midir ? Neden sonuç ilişkisinin ardında mutlak suretle bir tehdit ile karşılaşırız. Daha bebeklik döneminde gözümüze sokulurcasına başlıyor bu şartlı öğrenme.
‘’ Mamanı yemezsen öcü yiyecek’’ Bir an önce yemek yedireyim, işim olsun söylemin önemi yok.
‘’Yaramazlık yaparsan seni babana söylerim’’ Çocuğa yaramazlık yapma hakkı bile tanımayız, kendi rahatımız için.
‘’Rahat durmazsan notunu kırarım’’ Ergenlik çağında ki çocuğa bunu öğretiyorsun, gelişmekte olan çocuk öğretildiği gibi kullanıyor bunu ilerleyen yıllarda.
‘’Eğer emri yerine getirmezsen mahkeme dosyanı hazırlatırım’’ Askerde bile bir işi yaptırmak için tehdit kullanılıyor.
‘’Düzgün çalışmazsan , sözleşmeni iptal ederiz’’ iş hayatında aynı tehdit unsuru.
‘’Öldüğümüz zaman sorgu melekleri gelecek ve amel defterine bakacak, o zaman belli olacak cennete mi, cehenneme mi gideceğin’’  Korkunun en büyüğü.
Herkes, her şey üstüne üstüne geliyor insanın, çocuklukta başlayan korkutma üzerine kurulu yönetim, yaşlılık dönemine kadar devam ediyor ki, böylesi bir toplumu baskı altında tutmak oldukça kolay olur. ‘’Şunları yapmazsanız, bunlar ile karşılaşırsınız’’ Seçim sizin buyurun.
Çocukluğumuzdan ,günümüze kadar yaşadıklarınıza bakarak , Acaba bizi tehdit edenler  amaçlarına ulaşmışmıdır  diye düşünüyorsunuz. Sonra aynı uygulamayı kendiniz yapıyorsunuz, çünkü korku tüneli şartlı öğrenme ile beyninize kazınmıştır. Kazandığınız kültür budur, bununla yaşayacaksınız.
7 Haziran seçimleri öncesi 400 vekil konusu vardı, olayın aslında ‘’Olsaydı’’  diye bir not varken, sosyal medyada  400 vekil vermezseniz bombalar patlar diye bir kampanya başlatıldı, sonuçta o istenilen vekil sayısına ulaşılamadı. Bu yaşanılanlardan bir ders alınmadı ve hala halkın seviyesine inmemek adına direnmekte iktidar.
Bu iktidar en büyük başarısını, halkın seviyesine inerek kazanmıştı, şimdi ise hiçbir uyarıcı olmadan rahat konuşulmaktadır. Teşkilatlarının içerisinde kimse bu konuşma tarzının  ülkenin birlik ve beraberliğine zarar  verdiğini söylememektedir.
Referandum sürecine girildiğinde yapılan kampanya adına konuşulurken,
‘’Referandumdan ‘’EVET’’ çıkarsa  terör biter’’ kelimesi, yapıcılıktan daha fazla yıkıcılık ağırlıklı bir kelime idi.
Karşı taraf hemen soruyor, ‘’Elinizde bir takım belge yada bilgiler mi var, neden bu kadar kesin konuşuyorsunuz, demek ki olayın aslını biliyorsunuzama bitirmek istemiyorsunuz’’
Ne cevap vereceksiniz, içini doldurmadan hazırlıksız yaptığınız bu konuşma karşısında, koskocaman bir hiç, inandırıcılığınız artık kaybolmaktadır. Belli ki 400 vekil konusundan ders almamışsınız. Bu cümlelerin çarpıtılacağını düşünememk basiretsizliktir.
Aynı şekilde  ‘’HAYIR’’ ı bir seçmen özgürlüğü gibi görüp, ‘’EVET’’ kullanacaklara gerici muamelesi yapmakta, geçmişten ders alınmadığının bir göstergesidir. Aralarında hiçbir fark yoktur. Burada ‘’EVET’’ kullanırsanız, gericiliği seçeçeksiniz ve ülkemiz kaybedecek yaklaşımıda bir tehdit ürünüdür.
Sizler çıkıp meydanlarda derdinizi anlatın, halkı cahil görmeyin, onlar ne yapacağını herkesten daha iy bilirler.
 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.