KIZIM ZEYNEP BETÜL

Yusuf Demircioğlu

KIZIM ZEYNEP BETÜL

30 Nisan 2010. Annemin vefatı. Dört buçuk yıl olmuş. Zaman çabuk geçiyor. Oğlumun doğumunda annemin ölümünü de anlatmıştım. Sonuna kadar okuyamadığım tek yazım. Bazen cesaretimi toplayıp bu sefer okuyacağım diyorum. Hep aynı son. Okuyamıyorum. Gözümden süzülen yaşlar eşliğinde, sayfayı kapatıyorum.

Zaman acıyı azaltmıyor. Belki biraz alışıyorsunuz.

Ölüm ve doğum. Allah'ın adaletini net bir şekilde görüyorsunuz. Sevdiklerinizin vefatı ile sızlayan yüreğiniz,seveceklerinizin doğumu ile coşuyor.

Ölüm ile gönlümüze külfet  yükleyen Allah,doğum ile nimetini gösteriyor. Toprağa gidenlerin yerini topraktan gelenler alıyor.

On beş ay sonra aynı duyguları yaşadım. Oğlum dünyaya gelmek için hiç nazlanmadı. Annesi tek sefer sancılandı ve Tarık Buğra doğdu. Artık kocaman adam. Kitaplarımı ve kalemimi eline alarak benim taklidimi yapan,baba deyişine dünyayı feda edebileceğim bir adam…

Kız çocukları nazlı olurmuş. Kızım daha doğmadan ben nazlıyım mesajını verdi. Doktorumuz son zamanlarda yaptığı kontrollerde,her an doğabilir, diyordu. Ama kızımızın acelesi yoktu. Anne karnındaki huzuru son saat,son dakikaya kadar yaşadı.

Anneler bir babalar dokuz doğururmuş. Doğumhane önünde sizden bir canın dünyaya gelmesini beklemek… Ne güzel heyecan. Ne büyük mutluluk. Dakikaların geçmek bilmediği anlar.

Kızımı kucağıma aldığımda şaşırdım. Sanki on beş ay öncesini yeniden yaşıyordum. Kızım oğlumun bire bir kopyası gibiydi. Tek fark gözleri. Kara gözler gitmiş,renkli gözler gelmişti.

Yüzü,bakışı,parmakları abisi Tarık Buğra'nın kopyası gibi. Kızımın kokusunu içime çektim. Cennet kokusunu.

Rüyada gibiydim. Doktorun, bebeğin annesinin kanaması var, sözüyle rüyadan uyandım. Kızım doğumhaneden çıkmıştı,kucağımdaydı. Ama annesi doğumhaneden çıkmamıştı.

Endişelenecek bir şey yok,diyorlardı. Zaman geçiyor,hanımım doğumhaneden çıkamıyordu. Doktorun, kanamayı durduramıyoruz,ameliyata almamız gerekiyor,demesi ile sevincimiz bir anda üzüntüye dönüştü.

Hanımım üç saat ameliyatta kaldı. Kızımın doğum heyecanının yerini tedirgin bir bekleyiş almıştı. Sevinç ve hüzün aynı anda bütün heybeti  ile yüreğimizi kapladı. Geçmek bilmez,tedirginlik yüklü üç saat.

Çok şükür ki; ameliyat sonunda kanama durduruldu. Kan takviyesi yapılmıştı. Korku dolu anlar bitmişti.  Artık sıra hanımımı kızdırmaya gelmişti. Bundan sonra işi zor. Dilimden kurtulamaz.

Ben Samsunluyum. Hanım Trabzonlu. Kızdırıyorum şimdi onu. Damarlarındaki Laz kanı boşaldı. Artık sen de bizdensin.

Tarık Buğra ve Zeynep Betül'ün annesi,benim hanımım,babamın kızı,Ayşe'm. Bir daha böyle korkutma bizi.

Zeynep Betül kızım,21 Aralık yılın en uzun gecesi. Sen  en uzun gecenin ardından gelen en güzel gün, uzun karanlığın ardından dünyamıza doğan güneş oldun.

Kızım;ömrün uzun,bahtın açık,hayatın gözlerin kadar güzel olsun…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.