Prof. Dr. Gelişli, yaptığı açıklamada, tüm dünyada, birincil enerji kaynakları arasında ilk sırada yer alan fosil yakıtlardan petrolün, stratejik konumunu uzun yıllar daha sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Türkiye'nin üretilebilir petrol rezervinin 300 milyon varil, doğal gaz rezervinin ise 6,2 milyar metreküp kadar olduğunu vurgulayan Gelişli, ''Bu verilere göre hidrokarbon kaynakları bakımından fakir bir ülkeyiz. Yıllık petrol üretimimiz iki milyon tonun biraz üzerinde. Toplam enerji ihtiyacımızın büyük bir kısmını ithalatla karşılıyoruz. Enerjide dışa bağımlıyız ve bu da ekonomimizi olumsuz etkiliyor'' dedi. Türkiye'de petrol araştırmalarının ilk olarak 1933 yılında özel bir kanunla oluşturulan Petrol Arama İdaresine verildiğini anımsatan Prof. Dr. Gelişli, şöyle devam etti: Bu teşkilat 1935 yılından itibaren Maden Teknik Arama Enstitüsünün bir kolu olarak çalışmalarına devam etti. 1954 yılında milli petrol şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kurularak, petrol arama faaliyetleri bu kuruma bırakıldı. TPAO bugüne kadar petrol bulduğu 1000'in üzerinde kuyuyu aktif halde tuttu. Ancak kapanların küçük olmasından dolayı yurt içi üretimin günlük yaklaşık 30 bin varil civarında oldu.
PETROL HAVZALARDA BULUNUR
Petrol arama çalışmalarında ülkemizin jeolojisinden kaynaklanan zorluklar var. Petrol havzalarda bulunur. Türkiye toprakları tektonik hareketlere maruz kalmış, aktif bir fay kuşağındadır. Çok büyük jeolojik hareketlilik büyük yapısal kapanların oluşmasına imkan vermez. Tektonik faaliyetler petrol kapanlarını bozar, dağıtır. Türkiye komşularına göre rakım olarak daha yüksektedir. Ayrıca, bizim sahalarımız ağır petrol içermektedir. Petrol imkanları yüzde 10 ihtimalinin altındadır. Ülkemizin kara ve denizlerinde petrol arama maliyetleri diğer ülkelere göre yüksektir. Türkiye'de ham petrol üretiminin varil maliyeti dünyada üretim yapılan diğer bölgelere göre daha yüksektir.''