Kanın uzun süre stoklanması veya kanın alınması esnasında çeşitli enfeksiyon risklerinin olabileceği yönünde çıkan iddiaların muhtemel olduğunu söyleyen Türk Kızılayı Orta Karadeniz Bölge Kan Merkezi Müdürü Muhsin Yıldırım, bağışçıdan kan alma işlemini, hijyen koşullarını, enfeksiyon riskine karşı alınan önlemleri ve kan stoklama işlemlerini ayrıntılarıyla DENGE Gazetesi'ne anlattı.
Uzun süre stoklanan kanın enfeksiyona neden olduğu yönündeki iddialar, sağlık camiasında yeni bir tartışmanın kapılarını açarken, iddialara Türk Kızılayı Orta Karadeniz Bölge Kan Merkezi Müdürü Doktor Muhsin Yıldırım açıklık getirdi. İnsan hayatının vazgeçilmez unsuru olan kanın stoklanmasında dikkat edilmesi gereken hususların var olduğunu açıklayan Yıldırım, kanın vücuttan alınması esnasında da oluşabilecek enfeksiyonlara karşı tedbirli olunması gerektiğini söyledi.
KAN BAĞIŞÇISI DÖRT AŞAMADAN
GEÇİYOR
Yıldırım, Türk Kızılayı olarak kan bağışçılarını 4 aşamalı bir süreçten geçirdiklerini ve enfeksiyon riskini minimuma indirmek için gerekli tüm önlemleri aldıklarını belirterek, "Kan bağışı yapmak isteyen vatandaşlarımız 4 aşamadan geçiyor. Birinci adım kayıt. Kayıtta, bağışçılar kendilerine yöneltilen soruları doğru olarak cevaplamalıdır. Amaç, hem bağışçının sağlığını tehlikeye atmamak hem de kanı kullanacak olan hastanın sağlığını tehdit etmemektir. İkinci adım doktor muayenesi. Doktorlarımız doldurulan formu değerlendirerek, kısa bir muayene süreci ile bağışçının genel sağlığı konusunda bilgi edinir. Üçüncü adım kan alma işlemidir. Uygulanan testler ve alınan bilgiler sonucunda, şartlar uygun ise kan alma aşamasına geçilir. Uzman hemşireler, özel tasarlanmış yataklarda, hijyenik şartlarda ve tek kullanımlık malzemelerle kan alma işlemini gerçekleştirir. Dördüncü ve son adım ise, ikram ve istirahattır" dedi.
AYNI TORBAYI BİLE KULLANMIYORUZ
Kan alma işleminin başlamasıyla birlikte her bağışçıdan bir ünite (450 ml) kan alındığını kaydeden Yıldırım, ilk etapta da, kan torbalarında bulunan küçük cepler sayesinde kandan numuneler aldıklarını ve kanı kontrol ettiklerini söyledi. Yıldırım, şöyle konuştu: "Torbadaki cepe dolan kanı alarak dizi test ile bakteri kontrolü yapıyoruz. Enfeksiyonun önüne geçmek için, kanı almadan önce de deriyi asepsi ve antisepsi kuralları çerçevesinde temizliyoruz. Çünkü deri üzerinde bulunan partiküller bakteriye neden olabiliyor. Ayrıca, kan torbalarında kanı besleyici ve muhafaza edici solüsyonlarımız bulunmakta. Burada, yaptığımız işlemlerde hijyene, enfeksiyon riskine çok dikkat ediyoruz. Öyle ki, kan akışının durduğu anda, kol değiştirirken bırakın aynı iğneyi, aynı torbayı bile kullanmıyoruz, değiştiriyoruz. Ayrıca her alınan kanı da, HIV, Frengi ve Hepatit testinden geçiriyoruz"
KANIN STOK SÜRESİ BİRBİRİNDEN
FARKLIDIR
Kanı ilk etapta stoklamadan önce 22 derece ısıda muhafaza ettiklerini belirten Yıldırım, daha sonra kanın çeşitli işlemlere ayrıldığını söyledi. Yıldırım, kanın kullanım süresinin 42 gün olduğuna dikkat çekerek, "Kanın kullanım süresini 42 güne kadar artıran solüsyonlar kullanıyoruz. Kandan toplam 4 değişik ürün elde edilmektedir. Bu ürünlerin kullanım amaçları ve ömürleri birbirinden çok farklıdır. Doğal olarak saklama koşuları da birbirinden farklılık göstermektedir" diye konuştu. Türk Kızılayı Orta Karadeniz Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü olarak, kanda enfeksiyona neden olabilecek tüm koşulları ortadan kaldırmak için her türlü önlemi aldıklarının altını çizen Yıldırım, kan merkezinde süresini dolduran kanları da imha ettiklerini, özellikle bu takibata çok dikkat ettiklerini de sözlerine ekledi.
Miraç ÖZTÜRK