KABAK TADI VERMEDEN...

Adnan Bahadır

KABAK TADI VERMEDEN BU İŞİ BİTİRELİM

Sevgili kayınçom ile ilgili yazdığım köşe yazısını  kabak  tadı  vermeden bitirmek istiyorum, ancak kendisi ile ilgili o kadar çok olay  yaşadım ki bir  ay  ara vermeksizin yazsam  yine de bitiremem. Bu  arada dünkü yazımla  ilgili birden çok yorum yazıp, her şeye rağmen Fuat Köktaş yanıma gelip, benden yardım isteseydi bu bildiklerime rağmen sessiz kalırdım ifadesini  sorguluyorlar. Bu arkadaşlara saygı duyarak şunu ifade etmek isterim; Ben görevde bulunduğum süre zarfında bu haksızlıklara geçit vermediysem, Fuat Köktaş'ın benden yardım istemesi geçmişteki tavrımı ve ilkelerimi kabul etmesi ve özür dilemesi  anlamına geleceğini  düşünerek  sessiz kalırdım anlamında bu ifadeyi kullandığımı bilmelerini istiyorum. Zira bu anlamda benim yaptıklarım açık ve net ortada.

Asıl konumuza gelince dün Yıldırımlarla ilgili yaşanan süreci tamamlamadan yazıyı bitirmek zorunda kalmıştım. Y.Ziya  Yılmaz'ın Yıldırımlara verdiği Samsunspor Kulübü'ne mülkiyeti hazineye  ait olan 55 dönümlük arazinin  bitişiğinde bulunan arsaları  satın alan Yıldırımlar satın aldıkları 170 dönüm arsa ile 55 dönümlük arsayı birleştirip(Normalde birleşmesi mümkün olmamasına rağmen nasıl birleştirmişlerse!..) Hazineye izalei şuyu(Ortaklığın giderilmesi) davası açtılar. Olay mahkemeye intikal edince Hazineye ait arsaya 200 bin lira gibi çok komik bir değer biçilerek açık artırmaya çıkarıldı. Açık artırmadan bir hafta önce  Y. Ziya Yılmaz bana durumu anlattı ve bu işe engel olmamız  gerektiğini söyledi. Dün de belirttiğim gibi Y. Ziya Yılmaz'ın derdi Yıldırımlar'dan aldığı 60.000 doları ödememekti, ancak mahkemeyi kaybetti ve parayı inkar tazminatı ve gecikme faizleri ile birlikte 100.000 Dolar ödedi.

Açık artırmaya çıkan arsanın satış işlemini gerçekleştirmenin tek yolu 55 dönümlük hazine arsasını  belediye Hizmet alanı ilan etmekti, bunun için de meclis kararı gerekiyordu. Bir hafta sonra yapılacak olan meclis toplantısına evrağı yetiştirdik. Meclis toplantısının yapılacağı Pazartesi günü öğlen üzeri Fuat  Köktaş  telefonla beni aradı ve yanına çağırdı. Neden çağırdığını anladığım için yanıma bir arkadaşı alarak saat 12 civarında yanına gittim. Saat 14.00'da meclis vardı, Yıldırımlar'ın alacağı  arsayı  belediye hizmet alanı olarak onaylayacağımız imar planı meclise geleceğini bildiğinden o evrak reddedilecek dedi. Meğer sabah kahvaltı vermiş ve kahvaltıya Atakum, İlkadım ve Gazi Belediye Başkanları'nı da çağırarak onlara bu konuyu açmış ve evrağın reddedilmesi yönünde fikir birliğine varmışlar. Bana evrakla ilgili konuşmamamı, konuşsam dahi bir işe yaramayacağını, zira belediye başkanları ile işi hallettiğini söyleyince ona dedim ki; Bak Fuat Başkan ben Meclis'te bir konuşma yapacağım o konuşmamdan sonra bakalım bu evrağa hangi babayiğit ret verecek.

Fuat'ın yanından ayrılıp belediyeye geldiğimde odamda büyük kayınçom Irmaksırtı ağasının olduğunu görünce durumun vahametini anladım ama hiç bozuntuya vermeden meclise gittim. Meclis  toplantısın da sıra bu evrağa geldiğinde kalktım bir konuşma yaptım ve olayın arka planını da anlattıktan sonra bu evrağa bakalım kimler  hayır diyecek dedim ve oturdum. Evrak oybirliği ile kabul edildi ve arsanın satış işlemi düştü. Odama geldiğimde Fuat aradı durumu sordu, evrağın oybirliği ile geçtiğini söyleyince bana senin yolunu  s..... dedi ve telefonu kapattı. Yanımda duran ağabeyine durumu anlatınca hiç yorum yapmadan gitti.

Bu olay sevgili kayınçom ile hukukumuzun bitiş noktasıdır, bundan sonraki gelişmeleri de zamanı geldikçe yazarım. Bugünlük bu kadar kalın sağlıcakla.

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.