İYİ Mİ OLDU? KÖTÜ MÜ OLDU?

Adnan Bahadır

Bugün iki konuya değinmek istiyorum. İlk konumuz geçtiğimiz günlerde kayyım atanan 13 tavuk entegresiyle ilgili olacak, ikincisi ise yaklaşık yedi yıldan beri şehrimizde Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Sabri Kılıç Bey'in Yargıtaya tayin konusu olacak. Yaklaşık on yıldan beri kanatlı tavuk eti sektöründe üretim yapan biri olarak konuyu iki yönüyle değerlendirmeye çalışacağım, bunlardan biri vatandaşın ucuz tavuk etine ulaşma imkanı yönüyle olacak, diğer yönü ise entegrelere fason üretim yapan kümesçiler açısından gelinen nokta olacak. Hükümet enflasyonu dizginlemek adına sıkı para politikası uygulamakta, piyasada para darlığı had safhada, esnafın büyük bir kısmı siftah yapmadan kepenk kapatıyor. Kamuda çalışan memur ve işçi kesimi maaşlarını rahat aldıklarından onlarda sorun yok ama emeklinin hali çok kötü. Bu gerçekler ışığında Ticaret Bakanlığı tavuk satışlarını da enflasyon sepetine koyduğundan vatandaşın ucuz tavuk eti yiyebilmesi adına Ramazan ayında tavuk etinin ihracatını yasakladı, ardından piyasanın arz talep dengesi ve girdi maliyetleri bakımından tavuk etine birkaç kez zam yapıldı. Yılbaşından bugüne tavuk etine ortalama yüzde ellinin üzerinde zam yapılınca ve enflasyonu ciddi anlamda etkileyince entegrelerle Tarım ve Ticaret Bakanlığı arasında anlaşmazlıklar yaşandı. Devlet entegreleri kontrol edemeyeceğini anlayınca 13 entegreye denetim kayyımı atadı. Denetim kayyımı yönetime müdahale etmez, denetler, muhasebe kayıtlarını, girdileri, çıktıları, satışları denetleyip devlete rapor sunar. Yapılan operasyonun bu yönü bana göre makuldür, zira tavuk eti fiyatlarını dizginlemek adına devlet böyle bir tedbir almış ama yapılan tutuklamaları tasvip etmiyorum, herhalde tamamını da salıvermişler.

Olayın bir de üretici boyutu var ki beni asıl ilgilendiren kısmı da burasıdır. Yılbaşından bu güne dek asgari ücrete yüzde 30, elektriğe yüzde 30, altlığa (civcivin altına serilen pirinç kabuğu) yüzde 100 civarında zam oldu ama fason üretim yapan kümesçilere sadece ve sadece yüzde 12 gibi komik bir zam yapıldı, bunun kabul edilebilir bir yönü yok. Entegre tesisine neden böyle yaptıkları sorulduğunda, ‘almadan vermek Allah’a mahsustur’ deyip işin içinden çıkıyorlar ama ezilen gariban kümesçilerdir. Entegreler kendi yüklerinin büyük bir bölümünü kümesçilere yüklemek suretiyle işin içinden çıkıyorlar, bu Allah’a reva değil. Yapılan bu operasyon iyi mi oldu kötü mü oldu derseniz, kanaatimce entegreler bu saatten sonra yatırım yapmazlar, üretim artmaz, mevcut kapasiteyle devam ederler, bu da tavuk fiyatını otomatik olarak artırır. Devlet bunların hesabını yapmadı mı derseniz kesinlikle yapar ama sonucu ne olur onu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Gelelim ikinci konumuza, yaklaşık yedi yıla yakın bir zaman diliminden bu güne dek şehrimizde Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Sabri Kılıç Bey, Yargıtay savcılığına atanmış. Ben şahsen Sabri Bey'i severim, iyi bir insandır. Bu tayin ne anlama geliyor derseniz; yargıda bu tayin tenzili rütbe olarak değerlendirilir. Şayet Yargıtay üyesi olsaydı o zaman terfi olurdu ama Samsun gibi büyükşehir Cumhuriyet Başsavcılığından düz Yargıtay savcılığına atanması tenzil olarak değerlendirilmektedir. Neden böyle oldu bilmiyorum, normalde Sabri Bey siyasetle çok iyi anlaşan bir Başsavcıydı ama atamaya bakınca farklı bir durumla karşılaştık. Kanaati acizanem nedir derseniz; Sabri Bey'in yer aldığı bazı fotoğraf kareleriyle ilgili sıkıntı olabileceğini bir yıl önce adli yargıda tanıdığım dostlarıma söylemiştim, o fotoğrafların etkisi olmuş olabilir. Biz seviyorduk kendisini, bundan sonraki yaşamında başarılar diliyoruz.

Atanan Başsavcıyla ilgili Şanlıurfa’da tanıdığımız dostlarımızla görüştüm. Kendisinin Tokatlı olduğunu, sosyal yönü çok güçlü, insanlara yukarıdan aşağı bakmayan, mütevazı ama seviyeli bir idareci olduğunu, Samsun’a çok şey katacağını, başarılı bir bürokrat olduğunu söylediler. Kendisine başarılar diliyorum. Bizim için önemli olan, şehrimize hizmet eden bürokratların siyasetçilerle olan münasebetlerini aleni olarak kamuoyunun gözüne sokarak değil, arka planda görüşmelerini yaparak kamuoyu önünde siyasetçilerin her gittikleri yere beraber gitmemeleri gerektiğini düşünmekteyiz. Yıllarca parti yöneticisi gibi davranan bürokratları eleştirdik. Eleştirdiğimiz şeyleri kendimizin yapması doğru bir davranış değildir. Özellikle adli yargı mensupları oturup kalktıkları kişileri çok iyi seçmelidir. Olur olmaz insanlarla oturup fotoğraf vermeleri asla doğru değildir. Devlet her şeyi takip eder, zamanı gelince de gereğini yapar, bunu unutmasınlar. Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Bu işler cumartesi kahvaltıları veya dost düşman yemekleriyle olmuyor, haberleri ola diyerek sözlerime son veriyorum. Bugünlük de bu kadar, kalın sağlıcakla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.