Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek
tarafından Anayasa Mahkemesi'nde yapılan ve altında
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası bulunan sözlü
savunmanın yazılı metni yayınlandı.
Savunma metninde, siyaset alanında, olgular ile
algılar arasında ciddi farklılıklar yaşanabildiği,
olguların siyasi görüşlere göre farklı
yorumlanabildiği belirtildi. Hukuk alanında ise
sübjektif değerlendirme ve algılar yerine olguları,
nesnel gerçeklikleri, somut olay ve eylemleri
objektif norm ve kurallarla değerlendirmenin bir
zorunluluk olduğunun belirtildiği savunmada, "Bu
iddianamenin gerçekte olup bitenle bir ilgisi
bulunmamaktadır" denildi.
"İDDİANAME ÇELİŞKİLER YUMAĞI"
Savunma metninde, Yargıtay'ın iddianamesinin, bir
çelişkiler yumağı olduğu belirtilerek, kurulduğu
andan beri cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine doğru
kararlılıkla yürüyen ve bu yürüyüşün en önemli
dönemeci olan Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefinin
gerçekleşmesi için gerekli her adımı atan bir
partinin, laikliğe aykırı fiillerin odağı haline
geldiğini ileri sürmenin bir çelişki olduğu
kaydedildi.
"GİZLİ GÜNDEMİMİZ YOK"
Metinde, AK Parti'nin milletin menfaatlerini içeride
ve dışarıda en iyi şekilde savunan, Cumhuriyetin
insan hakları, demokrasi, laiklik ve hukukun
üstünlüğü gibi değerlerini koruyup geliştirmeye
çalışan bir siyasi parti olduğu ve böyle bir partinin
demokrasiye aykırı bir siyasi projesinin olduğunu
iddia etmenin anlaşılamayacağı belirtildi.
"LAİK DEVLET, MİSYONUMUZDUR"
AK Parti'nin, toplumsal merkeze yaslanarak ilk günden
itibaren Türkiye'nin ve milletin tüm hassasiyetlerine
duyarlı davranmaya azami özen gösterdiği
belirtilerek, "Üniter devlet, laik devlet, demokratik
devlet vurgusu, AK Parti'nin temel siyasi misyonudur"
denildi. AK Parti'nin, 22 Temmuz seçimlerinde her
mitinginde "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek
devlet" vurgusu yaptığı, bölge ayırt etmeden aynı
hassasiyeti sergilediğinin belirtildiği savunmada, AK
Partinin laiklik konusunda geliştirdiği anlayış ve
siyasi duruşun da Türk siyaseti açısından büyük önem
taşıdığı belirtildi.
"DAVA DEMOKRASİYE ZARAR VERİYOR"
Bu davayla hukuk sisteminin zarar gördüğü ve hukukun
siyasallaştığı düşüncesinin, vatandaşların hukuka
karşı güven duygusunu zedelendiğinin belirtildiği
savunma metninde, "Bu davayla Demokrasimiz zarar
görmektedir. Meclis demokrasinin kalbi, partiler ise
bu kalbe kan taşıyan ana damarlardır. Partilerin
kolaylıkla kapatılabilmesi, çoğulcu demokratik
siyasetin sorun çözme işlevini yok etmektedir.
Milletimizin demokrasiye olan inanç ve güvenini
derinden sarsmaktadır" denildi.
"İDDİANAMENİN HUKUKİ VE SİYASİ MAŞRUİYETİ YOK"
İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir
meşruiyetinin olmadığının savunulduğu metinde, "Biz
bu iddianamede partimizin değil, partimize gönül
veren milletimizin ve onun temel değerlerinin itham
edildiğini düşünüyoruz. Bu iddianamenin konusu sadece
AK Parti değil, onun üzerinden millet iradesi ve
demokratik siyasettir. Bu iddianame, Cumhuriyetimizin
niteliklerinin halkımızca yeterince sahiplenilmediği
varsayımına dayanmakta, milletimizin devletine ve
Cumhuriyetine olan sadakatini tartışmalı hale
getirmektedir. Cumhuriyetimizin bütün kazanımlarını,
bütün başarılarını inkar anlamına gelen bu haksız
varsayımı kabul etmek mümkün değildir." ifadeleri
kullanıldı.