İŞLER KARIŞTI!

Adnan Bahadır

Son birkaç gündür şehrimizde enteresan gelişmeler yaşanıyor. Doğrusunu ararsanız olması gereken ama olacağına ihtimal vermediğim gelişmeler bunlar. Zira bugüne kadar adalet sürekli güçlüden yana tavır koyduğundan şimdi de aynı şeyleri beklediğimden, özellikle Vezir Hazretleri ile ilgili hiç beklenmedik bir savcılık açıklamasının gelmiş olması kafamda enteresan soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu. Şehirde kimin ne olduğunu herkes biliyor. Perde arkasında dönen dolapları da biz çok iyi biliyoruz. Bizim bildiğimiz şeyleri Emniyet ve Adliye teşkilatı da çok iyi biliyor ama bu güne kadar yapılan operasyonlarda en alt tabakadan başlanınca ciddi anlamda ümitsizliğe düşmüştüm. Son iki gündür tutuklanan iş adamlarına bakıldığında durumun çok daha farklı bir boyuta gittiğini görme imkanı bulmaktayız. Bu gelişme Devlet adına ümit verici bir gelişme. Zira paralel yapılanma ile ilgili her ilde ciddi anlamda operasyonlar yapılırken, bizde yurtlardaki öğrencilerle sınırlı kalması, bizleri fevkalade üzmekteydi ama son operasyonlar biraz ümit verdi dersem abartmış olmam. Neden biraz ümit verdi derseniz, henüz işin başındayız, daha bu işin sonunun nereye varacağını bilmiyoruz o nedenle işin sonucuna göre karar vermek lazım.
Burada kafamı karıştıran bir konu var. Nedir derseniz, Cumhuriyet Savcılığı önce Büyükşehir Belediyesiyle alakalı bir operasyon yok dedi, ardından Başsavcı bizzat kendi imzası ile çok enteresan bir basın bildirisi yayınladı. Son dokuz yılının büyük bir kısmı adliyede geçmiş birisi olarak adliyenin işleyişini çok iyi bilirim. 2013 yılında Cemaate mensup siyasetçilerin şahsıma yönelik yaptıkları operasyonu çok önceden biliyordum, hatta bunu defalarca yazdım, sadece yazmakla kalmadım, Cumhuriyet Savcılığına bizzat resmi yazı yazarak hakkımda yütülen bir soruşturmanın olup olmadığını sordum. Savcılık verdiği cevapta "hayır yok böyle bir şey" diye cevap vermiş olmasına rağmen, aradan bir hafta geçince evim, iş yerim, yazlığım, arabalarım, personelimin evleri Adeta talan edildi. Bu olayı bizzat yaşadığımdan savcılığın verdiği cevabın arka planının farklı olacağını çok iyi biliyordum. Ama bizzat Cumhuriyet Başsavcısı'nın ikinci bir Basın bildiri yayınlamasını çok anlamlı buldum.
Anlamlı derken ne demek istiyorsun derseniz; öncelikle şunu söylemek isterim ki Kamu görevlilerinin soruşturmaya tabi tutulmaları pozisyonlarına göre bağlı bulundukları Bakanlıktan izin alınarak yapılır ama Terör suçları ile ilgili böyle bir zorunluluk yoktur. Savcılık anında istediği müdahaleyi yapar.
Başsavcı'nın Basın açıklamasında 'Kamu görevlilerinin soruşturmaları belli prosedüre tabidir' ifadesini kullanması İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma istediği anlamına gelir. Bu soruşturmadan bir şey çıkar mı derseniz, tamamen siyasetin dahline bağlı, şayet soruşturmaya müdahale edilmez, sağlıklı yürütülürse sonuç alınır. 
Burada iki olay var. Birincisi, yapılan imar palnlarının tamamen ranta yönelik, etik kurallara aykırı yapılması olayıdır. İkincisi ise, binaların yapımını üstlenen firma sahiplerinin paralel yapıyla olan ilişkileridir. Bu iki olay ciddi anlamda irdelenip sonuç alınma yönünde çalışmalar yapılırsa işin sonunda ne Vezir Hazretleri kalır, ne Cukkacıbaşı kalır, ne de başkaları kalır ama siyasi müdahale yapılırsa o zaman iş değişir. Ben bu işle igili en ufak bir şeyin yapılmayacağını dülünmekteydim, hâlâ daha kanaatim o yönde. Neden derseniz, 2007 yılında bize yapılan operasyonda A takımı davasında ilk iddianamede, Tarihi Eser kaçakçılığı da vardı ama daha sonra o kısım iddianameden çıkartıldı. Tarihi Eser Kaçakçılığının muhatabının kim olacağı da belliydi. O nedenledir ki şimdi de aynı güçlerin devreye gireceğini düşünmekteyim, umarım yanılırım da adalet yerini bulur.
Bir ikinci konu ise; son günlerde yapılan Cemaat operasyonlarında güzaltına alınan önemli iş adamları ile ilgili olacak. Bu konuda da ilk düşüncem çok karamsardı. Operasyonlar
tabandaki gariban öğrenci yurtlarından başlayınca, aklıma gelen de bu işin ört bas edileceği şekllinde bir durum idi. Ancak özellikle dün gözaltına alınan bazı TSO yöneticilerinin içerisinde bulunduğu iş adamları olunca, olayın derinlemesine büyüyeceği yönünde bir kanaat hasıl olmaya başladı. Bana göre Cemaat mensubu olup, kısa sürede zengin olan iş adamları mutlaka irdelenmeli. Örneğin adamlar marketçilikten Müteahhitliğe geçip çok kısa sürede çok büyük servet sahibi nasıl olmuşlar, bunun altında nelerin olabileceği irdelenmeli. Ben tam otuz yıldır geceli gündüzlü ticaretin içersindeyim ve bu zevatın yaptığı Müteahhitliği, onlar Bakkallık yaparken yapmama rağmen, gelirim belli malım belli, durumum belli. Bu adamların sadece bir kurumsal firmaya verdikleri binadan ayda yaklaşık yüz bin lira kira alıyorlar. Böyle bir para ben görmedim, siz gördüyseniz söyleyin. Umarım bu gözaltı olaylarının daha öncekiler gibi altı boş çıkmaz da sonuç alınır. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (9)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.