İSLAM DÜNYASI HAREKETE GEÇMELİ

Pazar Sohbeti

Suriye'de 70 gün boyunca BAAS rejimi tarafından alı konulan Samsunlu Gazeteci- Yazar Adem Özköse bu hafta “Pazar Sohbeti” konuğumuz oluyor.


Suriye'de geçirdiği günlerde yaşadıklarını ve izlenimlerini anlatan Özköse isyanın gidişatı hakkında da açıklamalarda bulundu. Suriye'de ki zulmün durması için İslam dünyasının harekete geçmesini söyleyen Özköse Türkiye'deki STK'ların sessiz kalmasından da yakınıyor.


Suriye'de geçirdiği esaret günleri anlatan Özköse hapishane hücresinde geçirdiği mucizevi olayları da dile getirdi. Özköse esir kaldığı dönemde bir arkadaşının kendisini rüyasında gördüğünü ona “Kuran'ı hatim edip geleceğim” dediğini öğrenmiş. Ve Özköse hapisten çıkacağını öğrendiği an dan kısa bir süre önce Kuran'ı hatim ettiğini söyledi.


İşte Gazeteci Adem Özköse'nin konuşması;


“ZİNDANDA KURAN OKUDUKÇA RAHATLADIM”

Zindan iken, kendime hücrenin içinde bir hücre kurdum. Zamanı geçirebilmek ve gönlümü rahatlatmak için Kuran okuyordum. Ayakta okuyordum. Yüksek sesle. Kaldığım hapishanede mücahitlerin olduğunu biliyordum. Bunun için cihad ayetlerini okurdum sık sık, mücahitlere moral olsun diye. Hücrede ilk başlarda çok korkmuştum, ama sonra hiç korkmadım. Çünkü Allah dilemedikçe bir zara gelemezdi. O hücrede yalnızsınız. Kimse yok yanınızda, anne, baba, eş, dost, kimse yok. Yalnızsın ama Kuran sayesinde yalnızlık hissetmedim. Okudukça içim rahatlıyordu. Öldürülme korkusu yaşadım, ama ayetleri okuduğumda (Alah dilemedikçe sizin ölümünüzü hiç kimse ne bir adım arkaya ne bir adım öne alabilir) Hamit'e de söyledim. Tüm Suriye gelse bizi öldüremez Allah dilemedikçe.


“KURANI HATİM ETTİM SERBEST KALDIM”


Güzel bir olayı anlatayım.Benim eşimin arkadaşı beni rüyasında görüyor. Suriye'de esir alındıktan uzun bir süre sonra. O arkadaş rüyasında beni görmüş ve ona demişim ki “Yakında geleceğim. Kuranı hatim ediyorum. Bitirdikten sonra çıkacağım” diye. Bende Allah'a dua ederdim Allah'ım bana hafızlığı nasip eti diye. Zindanda günü bölmüştüm. Namazlar ile Kuran okuma ile. Dualar ile. Ben Kuran'ı Kuran'ı bitirdiğim gün, bizi hücreden çıkarttılar ve hapishane müdürüne götürdüler. Orada İHH Başkanı Bülent Yıldırım'ı gördüm. Ve serbest kalacağımızı öğrendim. Hatimi bitirdim ve serbest kalacağımı öğrendim. Türkiye ye geldiğimde arkadaşın gördüğü rüyayı anlattılar bana. Bende onlara Kuran'ı hatim ettikten kısa bir süre sonra serbest kalacağımı öğrendim. Bu güzel olayı Bülent Yıldırım'a anlatmıştım. O da bazı İranlı yetkililerde anlatmış. Onlarda Ali Hameney'e anlatmışlar.

 


“BAAS ZİNDANLARI İSRAİL ZİNDANLARINDAN BETER”

Ben Mavi Marmara'daydım. Mavi Marmara olayında İsrail zindanlarında da kaldım. Zalim, terörist devlet İsrail'in zindanları Suriye'de esir düştüğüm hapishanenin hücrelerinden kat ve kat daha iyiydi. Ben şunu da açık bir şekilde dile getirebilirim; benim esir kaldığım hapishane Suriye'deki diğer hapishanelerden kat ve kat daha iyidir. Bu kadar içler acısı bir durum var. Ben hapishanede kafalarına kurşun sıkılarak öldürülen kimseyi görmedim, ama Humus'da kalanlar ile konuştum, kafalarına sıkılarak öldürülenler olduğunu söylediler.


“SURİYE HALKI KAZANACAK”

Suriye halkı şunu söylüyor. “Bizim Allah'tan başka kimsemiz yok”. Sonuna kadar mücadele edecekleri kesin. Baas rejimi halkı öldürüyor. Ama öldürdükçe direnen insanlar çoğalıyor. Suriye'de yüzlerce binlerce Adem ve Hamit sizlerden dua, kurtuluşları için bir ümit bir el bekliyorlar. Suriye'de 20 milyondan fazla insanın can güvenlikleri tehlikede. Çocukların bile can güvenlikleri yok. Çünkü, isyancıları yakalayamayan Esed yönetimi teslim olmalarını sağlayabilmek için çocuklarını ve eşlerini rehin tutuyorlar. Suriye'de 60 bin insan buhar oldu. Yoklar. Haber alınamıyor. Ne bir iz ne bir haber var. Durum anlatamadığımdan, anlatmaya çalıştığımdan daha kötü.


“ESAD ÖLDÜRDÜKÇE İSYAN ÇOĞALIYOR”

Bir görüntü geçti elime. Bir adam kucağında öldürülmüş oğlu. Ve o adam ölmüş oğluyla konuşuyor. Şunları söylüyor; “Oğlum senden ne istediler. Sen daha çocuksun. Yemin ederim ki bunun hesabını sormak için kanımın son damlasına kadar bu rejim ile savacağım.” Bu olaylar için çözüm olarak şunu söylüyorum ; İslam dünyası harekete geçmeli. Bizler harekete geçmeliyiz. Bu olaylar kıvılcımlanalı Türkiye halkı ne yaptı. Bir yıl geçti ve ciddi bir eylem, hareket yapılmadı. 18 Mayıs isyanın başlama yıl dönümü idi. Dünyada eylemler yapıldı. Ama Türkiye'de ciddi bir şey yapılmadı. Sadece doğu taraflarında eylemler yapıldı. Samsun'da hiçbir şey yapılmadı. Türkiye Devletinin Suriye politikasını destekliyorum. Türkiye' Suriye ilişkileri güçlü idi. Ama şuan bu ilişkiler koptu. Baas rejimi ile bağların kopması ile Türkiye'nin kazanacağı hiçbir şey yok. Ama Türkiye bu tutumu gerçekleştirdi. Esed son noktaya geldiğini anlayınca daha da hırslanacak. Türkiye sınırlarına bile saldırabilir.


“ASLA TÜRKİYEYE GERİ DÖNMEZDİM”

Arap televizyonlarına röportaja çıktığımda anlatıyorum. Biz esir iken Türkiye'ye sığınan Suriyeli generaller ile takas edilmemiz söz konusu olmuş. Bizim ailelerimiz açıklama yapmışlar. Benim evladım gerekirse orada kaslılar. “Türkiye devleti Türkiye'ye sığınan bir kişi geri iade etmesinler.” Demişler. Bana esir iken 'seni takas yapacağız' deselerdi. Çıkmazdım, kabul etmezdim. Ömür boyu zindanda kalacağımı bilsem takası kabul etmez Türkiye'ye geri dönmezdim Eğer böyle bir şey olsaydı ve ben özgür olsaydım, ömür boyu boynum bükük olurdu.


“İHH YETKİLİLERİNE MİNNETTARIM”

Günümüzde devletlerin yapamadığını Sivil Toplum Örgütleri yapıyor. İHH'da tecrübeli bir yardım kuruluşu. İHH kriz bölgelerinde, savaş bölgelerinde insanlara yardım eden ve ülkelerle ciddi bir ilişkisi olan bir kuruluş. Bizim kurtulmamız için çalışan İHH sadece İran üzerinden değil, bir çok ülke üzerinden çalıştı. Bizim kurtulmamız için çalışan İHH yetkilileri evlerine 40 gün uğramamışlar. Kimi Tahran'da sabahlamış kimi başka ülkede. Orta doğu masası iyi olan İHH, yaptığı nokta atışları ile bizlere ulaştılar.


“TÜRKİYE'NİN BİZİM İÇİN DUA ETTİĞİNİ GÖRDÜM”

Hiç tahmin etmediğimiz derecede ilgi gösteriliyor. İnsanlar bizleri sokakta durduruyor. Geçmiş olsun diyor, bizim için dua ettiklerini söylüyorlar. Sırplar Bosna'da ne yaptıysa, Gazze'de ne acılar çekildiyse, Suriye'de de aynı acılar çekiliyor. Fakat bu zülüm karşısında Türkiye'de tepki amaçlı bir kamuoyu hassasiyeti oluşmadı. Türkiye'de sürekli konferanslara katılıyorum, söyleşilere katılıyorum, ümit ediyorum ki bu hassasiyetin oluşmasında katkımız olur. İnsan olmak, mazlumların dertlerini, acı çeken insanların dertlerini paylaşmaktır bir yerde de. Dünye'da en güzel şeyde; bir mazlumun yüzünü güldürmektir. Suriye'de biz kurtulduk ama Suriye'de 20 milyonun üzerinde Adem ve Hamit var. Bizler Türkiye halkından Adem ve Hamit için nasıl duygulanıp dua ettiyseler, eylem yaptıysalar, üzüldüyseler, Suriye halkı için de aynı hassasiyeti göstermelerini istiyoruz. Ben Samsun'a olduğum sürece gittiğim her yerde insanların bizler için dua ettiklerini çabaladıklarını gördüm. Çarşamba'yı Terme'yi, Bafrayı bütün Samsun'u, hemşerilerimi Suriye halkı için bir şeyler yapmaya çağırıyorum .



“İRAN'IN TAVRI BENİ ŞAŞIRTIYOR”

Adem ile birlikte hapishaneden çıkarıldığımızda yanımızda İran'lı yetkililer vardı. Onlar bize Suriye'de gördüğümüz hiçbir şeyi anlatmamızı söylediler. Ben onlara böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını, gördüğüm her şeyi anlatacağımı, bu zulme sessiz kalmayacağımı , kendilerinin de sessiz kalmamalarını söyledim. Onlar bana 'Biz Esed'a verdiğimiz desteği çekersek Baas rejimi 3 saat sonra düşer' dediler. Bu çok tuhafıma gitmişti.” Din insanları en çabuk şekilde kandırabileceğiniz bir olgudur. Çünkü Din, insanlar üzerinde etkilidir. Tarihe de baktığınızda din kullanılarak insanların özgürlükleri çalındı. Ben İran'a gittiğimde İslami ilk defa sorguladım. Orada insanlar mutlu değiller. Çünkü ben İslamın gelmesiyle insanların mutlu olacağına inanıyorum. Ama orada bir sorun var. İnsanlar mutlu değiller. Bir taksiye bindim İran'da, taksici bana 'Ben Mollalardan şikayetçiyim. Şah döneminde namaz kılıyordum. Mollalar geldi namazı bıraktım' dedi. Bu ne demek oluyor. Bu şu demek. Sistem önemli, şart. Sistem kadar onu uygulayanlarda önemli.


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.