İNSANLAR ARASI İLİŞKİLER

Sami Kesmen

Yüce Allah gönderdiği ilahi mesajlarla ve görevlendirdiği Peygamberlerle insani yaşamın kurallarını kullarına öğretmiştir. Huzur ve mutluluğunun kuralları evrenseldir. Zaman ve mekanın değişmesiyle huzur ve mutluluğun kuralları değişmez. İnsan fıtratı her yerde ve her zaman aynıdır. Daha sonra inanmış olduğu farklı din ve değer yargısı o insanın fıtri özelliklerini değiştirmez. Her dönemde insan doğar, büyür, evlenir, ihtiyarlar. Her yerdeki insan acıkır, susar ve cinsel ihtiyaç hisseder. Bunların kaynağı değişse de ihtiyaç oluşları hususundaki fıtri duygu değişmez.

Hz. Muhammed (s.a.v.) kendi dönemindeki ve sonraki tüm insanlar için model insan ve Allahın elçisidir. Kalem suresi 4.ayette Yüce Allah Peygamberimizi tanıtırken “Sen güzel ahlak üzeresin” buyurmuştur. Bu ilahi bilgi; Peygamberimizin tüm insanlar için huzur ve mutluluğun modeli olduğunu hatırlatmaktadır. Peygamberimiz de kendisini tanıtırken, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur. Böylece insanlığa örnek olduğunu ilan etmiştir. Ahzap suresi 21. ayette de Yüce Allah insanlara hitaben; “Peygamberlerde sizin için güzel örnek vardır” buyurmuştur. Bir kudsi hadiste; “Müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır ve değerli bir şey yoktur. Allah c.c. çirkin söz ve fiil sahiplerine buğuz eder” hatırlatması yapılarak, insanın günlük ve ömürlük yaşamında takip edeceği ve ahirete de ışık tutacak fillerin muhtevası işaret edilmiştir. Peygamberimiz; “İnsanlara iyi ahlakla muamele et” buyurmak suretiyle insanlar arası ilişkilerde ölçüyü belirtmiş, usulü ilan etmiştir. İslamın kaynağı olan Kur’an ve sünnetteki, insanlar arası ilişkilerin sınırlarını belirten hatırlatmalar, hem bireysel hem de toplumsal huzurun adresini bildirmektedir. Müslüman, İslamı temsil eder. Müslümanın her tavrı İslamın güzelliğini ortaya koymalıdır. Müslüman sıfatıyla yapılan yanlışlar ve kötülükler İslam düşmanları tarafından İslama mal edilir.

Vahyin kurallarına ters düşen hiçbir usül, yöntem, söz ve fiil görgü kuralı olamaz. İslami bir kavram olarak, görgü kurallarının yerine kullanılan “Adab-ı Muaşeret” ifadesi, kendi içinde bu derinliği bulundurmaktadır. Terbiye ve utanma anlamlarına da gelen bu kavram, ikili ilişkilerde vahye dayanmayan yöntemlerin utanılacak ve terbiye dışı bir davranış olacağını bildirmektedir. Vahyi, sadece ibadetten ibaret saymak ve sınırlamak hiçbir beşerin haddi değildir. Peygamberimiz iyi insanı tarif ederken, “kişinin nasıl olduğunun ifadesi onun davranışlarının insanlara yansımasından anlaşılır” tarifini yaparak kişinin ibadetine değil ahlakına bakılması gerektiğini hatırlatmıştır.

İnsanlarla iyi geçinmek, kötülüklere karşı iyiliği tercih edebilmek, kırgınlıklara son verebilmek, arayı bulup ıslah edici olmak, kusurları araştırmayıp aksine örtemeye çalışmak, insanlar arasında selamı yaygınlaştırmak, kötü ortamları ya düzeltmek veya o ortamları terk etmek, tüm varlıklara ve canlılara karşı merhametli olmak, hal hatır sormak, sıla-ı rahim yapmak, temiz giyinmek, güzel konuşmak, trafik kurallarına riayet etmek, çalışma ortamlarında karşı cinslerle incitici ve korkutucu olmadan sınırlarını bilerek hareket etmek gibi bir çok hassasiyet insanlar arası ilişkilerin güzel yürümesinin gereğidir. Bireysel ve toplumsal huzur; büyük ölçüde bu ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürümesine ve yürütülmesine bağlıdır. “Kendinizi, çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar olan cehennem ateşinden koruyun” Peygamber ikazına, vahyin kurallarına uygun hareket ederek ancak riayet edilmiş olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.