İnsan hakları ve Caydırıcı cezalar!

İhsan İde

                       

 Gazetemizin değerli köşe yazarlarından “Hukukçu Gözüyle” seslenen değerli yazar arkadaşımız Sayın Adnan AYDIN bey"in;
Savcılarımız Hâkimlerimiz; Caydırıcı cezalar nerede? Başlıklı yazıma atfen;
“Halk arasında suçlulara verilen cezalar ne kadar ağır olursa suç işleme oranı da o derece azalır görüşünün yanlışlığını, hukuk çevresince kanıtlandığını, tek başına ceza, suç işleme kararında olan insanı bu kararından caydırmadığını söylemektedir” sözlerine kimi suçlar için elbette katılmamak mümkün değil.
Ancak halkımız  “Evrensel insan haklarından ne derecede haberdar ve haklarımızı kullanmayı ve korumayı becerebiliyor muyuz? İçeri giren suçlular bir filozof gibi dışarı çıkıyorlar kanunları yasa ve boşlukları daha iyi kullanmayı öğreniyorlar.
T.C Anayasası mı yetersiz, yoksa yasaları uygulamada mı başarısızız?
İnsan haklarına aykırı fiil ve davranışlarda bulunanlara karşı, cezalar yeterli ve caydırıcı mı değil mi? Bu ve buna benzer soruları çoğaltabiliriz.
Türk milleti, karakteristik açıdan bakıldığında asırlardır hür ve bağımsız yaşamış bir millet olarak, yüce dinimiz İslam"ı kabul etmede hiçbir tereddüt etmediği inancına göre, Allah"ın haram ve suç saydığı şeylerden uzak durarak cehennem azabı ve ateşinden korunmak için çaba harcamışlardır. Allah insanları cehennem tehdidiyle suçtan haramdan uzaklaştırma seçeneğine karşın, cenneti vaat etmiştir.
İnsanlıları kötülükten alıkoyan günah sayılan her türlü suçtan caydıran, cehennem korkusudur. Caydırıcı cezalar, hem bu dünya düzenine rıza göstermek açısından, hem de ahret için, caydırıcı sebep oluşturmaktadır.
Bu gün toplumumuzda oluşan adalet mefhumu, insanları suçtan uzak tutmuyor yapanın yanına kar kalıyorsa, yani suçun nevine türüne göre en ağır cezaların başında gelen idam cezası bir kenarda dursaydı, tarifi yapılan suç ve cezaya yönelik davranış içinde olacakların bir değil en az birkaç kez sonucu düşünerek hareket etmelerini sağlayacaktır.
Ancak hiçbir yasa ve kanun, geleceği ve herhangi bir beklentisi olmayan bir insanı, suç işlemekten de alıkoyamaz.
Sosyal devlet ilkesinden yola çıkan ülkemizde, insanları açlığa, yoksulluğa iter haksızlık ve zulümden koruyamaz çaresiz bırakırsanız, suç işleyenin kişinin kendi yasasını üretmesinin önünü alamazsınız.
İnsanları, zevk için öldürdüm diyen cani ruhlu katillerin ömür boyu hapis veya ıslah edilmeleri iyi hoş da, siyasilerin zırt pırt af çıkartarak suçluları salıverilmeleri hangi adalete sığmakta?
İnsan haklarının başında gelen yaşam hakkının, bir başkası tarafından öldürerek elinden alınması kadar daha büyük suç var mıdır?
Kimi gasp ve hırsızlık yapan, uçucu ve yanıcı her tür alkol ve uyuşturucu kullanan psikopatların, kimi zevk için öldürdüm diyen cani ruhlu katiller için nasıl bir caydırıcı ceza uygulanmalıdır?
Koca bir toplumun geleceğini karartan kimi yolsuzluklarla, kimi hayali faturalarla, kimi kamu kurumlarını kötü niyetle zarara uğratanlara karşı nasıl bir tedbir ve cezalar verilmelidir?
Kimi işadamı ve siyasi nüfuzlu şahısların, bir telefonuyla raporlarının değiştirildiği kimi kefaletle salıverildiği sistem ne kadar sağlam ne kadar adildir?
Her türlü aymazlığın cenneti durumuna getirilen ülkemizde;
Hak hukuk ve adalet nasıl sağlanacak?
İnsanları suça iten nedenler araştırılıp ona göre cezalar verilmeli veya aksaklıklar giderilmeli ki yaşanır bir ülkeye sahip olalım.
İnsanın en kutsal ve en doğal yaşam hakkına karşı yapılan saldırılarda caydırıcı cezalar uygulanmalı ki; Suça meyilli olan bir değil, birkaç kez düşünmek zorunda kalsın.
Cezalar caydırıcılığının devamı için en üst sınırdan ve paraya çevirmeden uygulanmalı ki caydırıcılık sağlansın.
Sevgi ve saygılarımla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.