İnsan Bu, Su Misali...

Prof.Dr.N.Karaismailoğlu

Üstad ne güzel tarif etmiş insanı. Hayatımız da akıp gidiyor su gibi. Yarınımızı, ne olacağımızı, başımıza ne geleceğini tahmin etmek imkansız. Bu akıntı bizi nereye götürecek,nerde bitecek? Tarih boyunca birçok akımlar görülmüş fikirler yürütülmüş.. İnsan nasıl yaşamalı: Kimi tamamen kendini bu dünyadan soyutlamış, kendini çilehanesine kapatmış Kimi herşeye isyan etmiş, tek varlığı bu dünya kabul etmiş, bu dünyadan zevk almaktan başka düşüncesi olmamış. Farklı görüşler, farklı hayatlar gelip geçmiş. İnsanın diğer canlılardan farklı bir gayreti olmalı. Dünyası için,insanlığın geleceği için iyi düşünceler üretmeli; onları yaşamalı ve yaşatmalıdır. Ne neme lazımcılık, ne de aşırı boyun eğme; yani denge iyi kurulmalıdır. Yoksa hayat akıp gidiyor. İnsanın çabası hiç olmazsa bu dünyada bir hoş sada bırakmak olmalı. Öyle ilginç, öyle karmaşık konular ki, insan düşünmekten kendini alamıyor. Düşündükçe de başka alemlere dalıyor.
Başımdan geçen bir olay var; dört yıl önceydi, yetmiş yaşlarında beyaz sakallı bir amca dizlerinden rahatsızdı, yürüyemiyordu. Konuştuk, durumunu izah ettim. Sonunda onu tedavi ettim,iyi oldu. Bir yıl sonra kontrole geldiğinde yüzü gülüyordu. "Hocam sana çok dua ediyorum" dedi. "On yıl evde oturup ezan sesini dinler, ikiyüz metre yakınımdaki camiye gidemezdim. Allah'a şükür şimdi vakit namazlarında camiye gidiyor ve her gidişimde sana dua ediyorum" deyişini dün gibi hatırlıyorum. Dört-beş gün önce yine aynı ilçeden başka bir hasta geldi. O amcayı sordum, hasta: "Zaten sizi bize o tavsiye etmişti" dedi. Ama yazın o vefat etti. "Neden" diye sordum, herhalde başka bir hastalık diye düşündüm. "Yazın dağda traktörün altında kaldı" deyince çok üzüldüm. Hemen kendi kendime düşündüm, ben onu tedavi etmekle iyi mi ettim acaba, onu tedavi etmeseydim rahmetli amca evinde oturup hayatını devam mı ettirecekti? Yani kimin ne olacağı belli olmuyor, herşey geçici. Bir iş yaparken, kalp kırarken, sinirlenirken, bağırıp çağırırken bunları düşünmek lazım. Sabırlı olmak; kalp kırmak değil, kalp onarmak amacımız olmalı. Yani bu dünyada hiç olmazsa hoş bir sada bırakma gayreti içinde olmamız gerekir.


 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.