Akrepin fıtratı değişmez. O, ne zaman fırsat bulsa sokar. Onun zehri sürpriz değildir; doğasının gereğidir. Akrepten merhamet beklemek nasıl bir saflıksa, karakteri ihanetle yoğrulmuş insandan sadakat beklemek de aynı saflıktır. Çünkü mesele anlık bir hata değil, yerleşmiş bir huy, kökleşmiş bir karakter meselesidir.
İhanet bazen bir öfke anında olur; insan pişman olur, utanır, yüzü kızarır ve bir daha yapmaz. Bu bir hatadır. Ama bir defa ihanet eden ve fırsat bulduğu her zeminde aynı yolu seçen kişi için artık hata demek doğru değildir. Orada alışkanlık vardır. Orada bilinçli tercih vardır. Orada karakter vardır. Çünkü insanın tekrar ettiği şey, onun karakterinin yansımasıdır.
Hain açık düşmandır; karşıdan gelir. Tavrını az çok bilirsiniz. Ama kahpe; maskelidir. Yanınızda durur, sizinle yürür, sizinle güler. Gerekirse sizi ikna eder, kendini temize çıkarır, suçu size yükler. İşte asıl tehlike burada başlar. Dışarıdan gelen darbe insanı sarsar ama yıkmaz, içeriden gelen darbe ise güveni öldürür. Güven öldüğünde ilişki de ölür.
Münafıklık, iki yüzlülüğün kurumsallaşmış hâlidir. Sözü başka, kalbi başkadır. Yüzünüze bakarken gözlerinde dostluk görürsünüz ama arkanızdan başka hesaplar yapılır. Böyle insanlar sadece ihanet etmez; ihanet ettikten sonra da haklı görünmenin yollarını arar. En tehlikelisi de budur. Çünkü yanlışını kabul etmeyen, yaptığı ihaneti meşrulaştıran kişi; fırsat bulduğu ilk anda aynı şeyi tekrar eder.
“Eğitimle değişir mi?” denir. Elbette insan değişebilir. Pişmanlık duyan, yaptığı kötülükten rahatsız olan, yüzleşen ve tövbe eden insan değişir. Ama ihanetini savunan, yaptığını küçümseyen, başkasını suçlayan biri için mesele bilgi eksikliği değildir. Orada ahlâkî bir zaaf vardır. Karakter sorunu vardır. Karakter, bir gecede inşa edilmediği gibi bir gecede de yıkılmaz.
Hayatta en büyük kayıp para değildir, makam değildir. En büyük kayıp, yanlış insana güvenmektir. Çünkü ihanet insanın kalbinde bir çatlak oluşturur. O çatlak bazen yıllarca kapanmaz. Bu yüzden tedbir merhametsizlik değildir. Mesafe kin değildir. Kendini korumak, aklın gereğidir.
Akrep nasıl ki sokmaktan vazgeçmezse, ihanet etmeyi alışkanlık hâline getiren de fırsat bulduğunda yine aynı yolu seçer. Böyle birine tekrar tekrar güvenmek erdem değil, gaflettir. Affetmek mümkündür ama aynı hataya defalarca maruz kalmak hikmet değildir. İnsanın kalbi merhametli olabilir ama aklı da uyanık olmalıdır.
Hayat bazen en acı dersini şu cümleyle verir; herkes iyi niyetli değildir. Bu gerçeği kabul etmek insanı karamsar yapmaz; aksine daha bilinçli yapar. Herkese selam verilir ama herkese sır verilmez. Herkese iyilik yapılır ama herkes hayatın merkezine alınmaz. Çünkü sınır koymak, insanın kendine olan saygısının göstergesidir.
Aslında mesele basittir; kim olduğu görülen insan, görüldüğü gibi olmadığı biri sanmaya devam edilmemelidir. Karakteri ortaya çıkmış birine; ikinci, üçüncü, dördüncü şansı vermek çoğu zaman aynı sonuca çıkar. Bazen en doğru tedbir; uzak durmaktır. Bazen en güçlü duruş; mesafedir. Bazen insanı koruyan tek kalkan; tecrübeyle kazanılmış o sessiz karardır.
Ahmaklardan, hainlerden, kahpelerden, münafıklardan, fasıklardan, günahkârlardan uzak durmak; erdemli bir karardır. Bu,tipler, karakte yansıması fiilleri yaşar ve yaşatırlar. Değişme ihtimalleri yoktur. Bazen, ajitasyon yaparlar, bazen bilgelik, bazen hastalık numarası yaparlar. Hepsi de; roldür.
Bu tür insanların sağlayacağı katkıya inanmak; mağduriyet, mahcubiyet mahrumiyet, malübiyet ve bazen de maluliyet oluşturur. Bir getirisi varsa, beş götürüsü vardır. Ramazan ayı, bu tür insanların istismar etme mevsimidir. Ama, yine bu ay bu istiskarcıların tanınmasına vesile olan bir manevi atmosferdir.
Hainlerin ve Kahpelerin kutsal zaman ve mekânları olmaz. Onlar böylesi zaman ve mekânları; kandırma mevsimi olarak görürler. Mü'min için ise, kutsal zaman ve mekânlar; uyanma vesilesidir.