İBRET ALABİLİRSEN

Dursen Özalemdar

TEFEKKÜR

Dursen Özalemdar

 

İBRET ALABİLİRSEN

 

İçtimaiyattaki günümüz halleri, her konumda değişiktir. Nefsin ön plana çıması ile, tezahür eden düşünceler, eğer İLİM-AKIL ve RAHMANİ DİZGİNLERLE zaptu rapt altına alınmansa, dizginini koyuvermiş bir AT gibi her önüne geleni gücü nispetinde ezerek hem kendine hem de etrafına zarar verir.

 

 İnsan, Kendi hayatını, var olan tek gaye halinde gördüğünde, yapacağı yanlışlıkların haddi hesabı yoktur. DERS almak, ÖGÜT dinlemek, DAHA ÖNCEKİLERİN hayatlarından ibretli sahneleri görebilmek, bize YOL, YORDAM GÖSTEREN rehberler olmalıdır.

 

Abbasi Halifelerinden Harun Reşit M.786 yılında tahta geçerek Halife olmuştur. Abbasi İslâm devletinin en parlak dönemi bu devirdedir. Harun Reşit’in güçlü ve adaletli yönetiminde, Kardeşi, danışmanı, Nuktedanı olarak görülen BEHLÜL DANENDE, ibretli sözleri ile günümüze kadar gelmiştir.

 

Bir gün Harun Reşit’in vezirlerinden biri, “Halife Efendimiz! Behlül senin kardeşin niye buraya gelmiyor, Bir başına divane dolanıyor? Sen bunu bir kere daha çağır. İyilikle yanımıza gel. bir başına divane dolanma. Sen bir halife kardeşisin, El âleme beni rezil etme. Gel artık insan içine gir. Deseniz de buraya gelse” der.

 

Harun Reşit de Behlül’ ü çağırtıp vezirin söylediklerinin aynısını Behlül’e söyler…

Behlül’de. “O zaman bana müsaade edin, ben bunu gidip DANIŞAYIM. Akşamüstü gelir size cevap veririm” der.

Behlül gidince Harun Reşit’le vezirleri”Acaba bu mecnun kime gidip danışacak” diye MERAK etmeye başlarlar. Behlül’ü takip etmesi için arkasından bir adam gönderirler.

Akşamüstü peşi sıra saldıkları adam nefes nefese gelir. Halife vezirler bir ağızdan merakla sorarlar: “Hadi çabuk söyle Behlül kime danıştı.” Tık nefes kalan adam; “Valla Behlül kimseye danışmadı. Kimseyle de konuşmadı. Buradan çıktı, bir dükkânda kebap yedi, bir başka dükkânda da tatlı yedi. Daha başka şeyler yedikten sonra da bir kahvede oturdu. Şimdi buraya geliyor. Sizin yanınıza ondan evvel geleyim diye koşarak geldim.” Gerçekten adamın dediği gibi, birazdan Behlül  içeri girer. Halife hemen Behlül’e sorar. “Evet Behlül ne yaptın, kime danıştın? Der.

 

Behlül ,”Vallahi ben buradan giderken kara kara kime danışayım diye kafa yordum. Acıktım Kebap yedim, tatlı yedim, çay içtim ama danışacak kimseyi bulamadım. Baktım ki akşam oluyor, bir tuvalete gireyim de sonra yanınıza geleyim dedim. Tuvalette dışkıları gördüm. Bari bunlara danışayım dedim. “siz ne dersiniz? Ben artık insan içine gireyim mi ? Diye sordum.

 

Dile geldiler ve bana. “Biz sana tavsiye veremeyiz, ama sen bizim durumumuza bakıp bir fikir sahibi ol. Bir vakit kimimiz ET. Kimimiz güzel kokulu ELMA idi. İmrenilen TATLI idi. İnsan içine girdik böyle olduk. Var gerisini sen düşün” dediler.

 

Diyerek ardına dahi bakmadan saraydan koşar adımlarla ayrıldı.

 

Siz de  tarih boyu, İnsan ve cemiyet işlerine karışmış nice insana ve bugün  vekillik için nice taklalar atanların,  gerçek hallerine bakıp, Behlül’e sunulan Devlet işindeki görevden kaçmasının manasını anlayabiliyor musunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.