İBADETTE İHLASLI OLMAK

Sami Kesmen

 

 

Müslümanın her dakikası ihlaslı olduğu müddetçe ibadet sayılır.

İhsan sahibi Müslümanlar acı ve ızdıraplardan bile tat alırlar.

Hiçbir olumsuzluk Kamil Mümini temel ibadetlerinden vazgeçiremez.

Asli görevlerini yerine getiren Müminin her ânı ibadete dönüşür.

Öyle namaz kılar ki, hiçbir olumsuzluk namazından alıkoyamaz.

Öyle oruç tutar ki takvaya ulaşır.

Öyle zekat ve sadaka verir ki bütün mahluklar memnun olur.

Öyle hac yapar ki tüm melekler şahit olur.

Öyle bir imana sahiptir ki Rabbı ve Resulu dışında hiçbir sevgili yoktur gönlünde.

Peygamberimiz ordusuyla bir Gazveden dönerlerken bir vadide mola verirler.

Mola sürecinde yaşanan olaylardan bir tanesi rahatlık halinde ibadetlerini terk edenlere hikmet, ibret ve mesaj olarak yeter.

Mola verdiklerinde, dinlenmek için askerler, ordu mensupları uyurlarken onları kim bekleyip koruyacaktır.

Bu nedenle Peygamberimiz sorar:

“Bu gece bizi kim bekleyecek, gece nöbetini kim tutacak?”

Muhacirlerden Ammar b. Yasir, Ensardan ise Abbad b. Bişr ayağa kalkar ve nöbet görevini üstlenirler.

Efendimiz onlara vadinin ağzına gitmelerini ve gece boyunca güvenliği sağlamalarını emreder.

Nöbet yerlerine vardıklarında Abbad, Ammar’a sorar: “Ne zaman uyumak istersin, şimdi mi sonra mı?” Ammar şimdi uyuyacağını söyleyerek ilk nöbeti Abbad’ın tutmasını ister ve uyumak için biraz uzağa gider.

Abbad ise kıbleye yönelir ve namaza durur.

O güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başlar.

Gökteki yıldızlar, çevredeki ağaçlar, kuşlar ve bütün canlılar onun zikrine ortak olur.

Bu sırada bir düşman askeri onu fark eder ve bir ok fırlatır.

Ok Abbad’ın vücuduna isabet eder.

Ancak Abbad’ın, namazını bozmaya hiç de niyeti yoktur.

Oku vücudundan çıkarır ve namazına devam eder.

Adam bir ok daha atar, bu ikinci ok da hedefini bulur.

Ancak bu ok da Abbad’ı namazından vazgeçirmez.

Adamın attığı üçüncü ok Abbad’ı oldukça bitkin bir hale getirir.

Abbad selamını verip namazını bitirdiğinde Ammar’ı uyandırır.

Ammar arkadaşının vücudundan akan kanları dehşetle görür ve şaşkın bir halde sorar: “Sübhanallah ! adam sana ilk oku attığında neden beni uyandırmadın?”

Abbad şöyle cevap verir: “Kehf sûresini okuyordum. O kadar güzeldi ki yarıda bırakmak istemedim. Resûlullah’ın verdiği nöbet görevini yerine getiremeyeceğimden korkmasaydım, okumaya devam ederdim.”

Peygamberimiz ve Ashabı namazlarını böyle kılarlardı.

İbadetlerini cihad şuuru ile yaparlardı.

Onlar rahatta değil, savaşta dahi namazlarını terk etmezlerdi.

İbadetlerinde öylesine samimi olurlardı ki yaptıkları ibadetten yakınlarındaki arkadaşları bile haberdar olamazdı.

Elbette Kur’ân- ı da böyle okur, anlar ve yaşarlardı.

Kur’an okuduklarında imanları artar, namaz kıldıklarında acıları hafifler, Allah’ın(c.c) ismini duyduklarında da tüyleri ürperirdi Ashabın.

Miracımız olan namazımızın bizi yüceltmesi örnekte olduğu gibi samimi kılınmasıyla olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.