HZ. İBRAHİM VE KALBİN TATMİNİ...

Sami Kesmen

İnsan; sadece görmek isteyen bir varlık değildir, aynı zamanda inanmak ve inandığını hissetmek isteyen bir varlıktır. Zira gözün gördüğü bazen aklı ikna eder ama kalbi doyurmaz. İşte Hz. İbrahim (a.s.)’ın “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” talebi, bu hakikatin en berrak ifadesidir. Bu talep; bir şüphe değil, bir yakınlık arzusudur. Bir inkâr değil, bir vuslat iştiyakıdır. Çünkü o zaten iman etmiştir. Ama iman, bazen “bilmekten” öte, “tatmak” ister.

Kur’ân’ın bize aktardığı bu Hz. İbrahim sahnesinde, Hz. İbrahim (a.s.) Allah’ın kudretine zaten iman etmiştir ve bir Peygamberdir. Ama O, imanın bir üst mertebesine ulaşmak istemektedir. Yakîn… Yani kesinlik… Yani kalbin sükûnet bulduğu, hiçbir tereddüdün gölgesinin kalmadığı bir iman hali… Bu yüzden “inanmıyor musun?” sorusuna “İnandım, fakat kalbim tatmin olsun diye” cevabını verir. Bu cevap, aslında insanın iç dünyasına açılan büyük bir kapıdır. Çünkü insanın en büyük ihtiyacı, kalbinin huzur bulmasıdır.

Bugün modern insanın en büyük problemi de budur. Bilgi var ama huzur yok… Görüntü var ama tatmin yok… Teknoloji var ama sükûnet yok… Çünkü insan, sadece gözünü doyurmakla yetinemez. Kalbin de doyması gerekir. Kalp ise ancak imanla, tefekkürle ve hakikatin idrakiyle doyurulur. Hz. İbrahim’in talebi, bu yönüyle çağlar üstü bir çağrıdır; “Ey insan! Sadece bilmekle yetinme, hissetmeye de talip ol!”

Allah Teâlâ, Hz. İbrahim’e dört kuş almasını, onları parçalayıp dağlara koymasını ve sonra çağırmasını emreder. Bu sahne; zahirde bir mucize, batında ise bir eğitimdir. Parçalanan kuşlar; aslında insanın dağılmış zihnini, parçalanmış kalbini ve dağınık hayatını temsil eder. Allah’ın emriyle o parçalar birleşir ve yeniden hayat bulur. Bu; sadece kuşların dirilmesi değil, aynı zamanda insanın da yeniden dirilmesidir. Yani insan, Allah’a yöneldiğinde; dağılmış hayatı toparlanır, parçalanmış ruhu bütünleşir ve ölü gibi olan kalbi dirilir.

Tasavvuf ehli bu olayı sadece zahiriyle değil, batıni yönüyle de okur. Derler ki, O dört kuş; insanın içindeki dört temel zaafı temsil eder. Onlar; nefs, hırs, şehvet ve kibir… Bunlar parçalanmadan, yani terbiye edilmeden; insan hakikate ulaşamaz. Hz. İbrahim’e verilen emir, aslında bütün insanlığa verilmiş bir terbiyedir. “İçindeki kuşları kes, parçala, dağıt… Sonra Allah’ın emriyle onları yeniden dirilt!” Çünkü gerçek diriliş, nefsin terbiye edilmesiyle başlar.

Bugün insanlık büyük bir dağınıklık yaşamaktadır. Zihinler parçalanmış, kalpler yorgun, hayatlar darmadağın Herkes bir şeylerin peşinde ama kimse huzuru bulamıyor. Çünkü huzur; dışarıda değil, içeridedir. Hz. İbrahim’in yaşadığı o tecrübe, bize şunu hatırlatır. Hakikat; gözle değil, kalple görülür. Kalp ancak Allah ile tatmin olur.

Bir başka açıdan bakıldığında, Hz. İbrahim’in bu talebi; insanın öğrenme ve anlama sürecine de ışık tutar. Çünkü hakikat üç aşamada idrak edilir: İlme’l-yakîn (bilmek), Ayne’l-yakîn (görmek), Hakka’l-yakîn (yaşamak)… Hz. İbrahim zaten “bilmişti.” Ama “görmek” ve “yaşamak” istedi. İşte gerçek iman, bu üç mertebenin birleşmesiyle oluşur. Bugün birçok insan “biliyor” ama “yaşamıyor.” Bildiği ile yaşadığı arasında mesafe olan bir insanın kalbi tatmin olmaz. Çünkü bilgi, amel ile birleşmediğinde yük olur; huzur vermez.

Bu kıssa aynı zamanda dua adabını da öğretir. Hz. İbrahim, Rabbine talebini saygıyla, edep içinde arz eder. Zorlayıcı değil, yakarıcıdır. İsyan değil, teslimiyet vardır. Allah, bu samimi talebi karşılıksız bırakmaz. Demek ki kalpten gelen bir talep, karşılıksız kalmaz. Yeter ki o talep; hakikate ulaşma niyeti taşısın.

Hz. İbrahim’in bu duası, sadece bir mucize talebi değildir. Bu, insanın iç yolculuğunun bir haritasıdır. Her insan, kendi içinde parçalanmış kuşlar taşır. Her insan, kalbinin tatminini arar. Her insan, bir gün şu soruyu sormak zorunda kalır; “Ben gerçekten inanıyor muyum, yoksa sadece biliyor muyum?” İman; sadece aklın kabulü değil, kalbin huzurudur. Kalp; ancak Allah ile huzur bulur… Unutulmamalı ki; görmek isteyen gözler çoktur ama hakikati hisseden kalpler azdır. Hz. İbrahim bir Peygamber olarak bile tatminle huzur bulmak için Allah’a iltica etmektedir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.