Hükümet Kalacak; Gidebilir de...

Salih Parlak

Nasıl?
Allah'ın cc takdiri;
Ama ufukta bir şeyler var!
Bütün dış güçler
Ve içerideki taşeronlarının çabası var!
Sen nasıl yok edersin 87 yıllık edinimleri;
Tek partili Cumhuriyet'in nimetlerini...
Sen nasıl eksen kayması yaparsın;
Sen nasıl Tel Aviv eksenini;
Sen nasıl Washington eksenini;
Brüksel eksenini...
Sen nasıl kayma yaparsın AB'den!
Sen nasıl kayarsın Suriye'ye; Mekke'ye!
Sen nasıl dünyanın İmparatoruna;
Bağırırsın: "One minute!" diye!
ABD'ye hile-i şer' ile diplomatik;
İmza atarsın Tahran nükleer takasına...
"Hayır!" dersin Güvenlik Konseyi kararına...
"Hayır" demekle karşı çıkarsın;
Hürmüz Boğazı üzerinde ablukaya;
ABD'nin İngiltere, Fransa ve Brezilya askeri gemi tatbikatına...
İran'ın milis gücü Pasdaran var; ABD'nin hedefinde...
Korkulu rüyası Amerika'nın...
Asıl görevi, İslam Devrimi'ni korumak ve kollamak şüphesiz.
İran'ın nükleer ve balistik programlarını yürüten...
Bağlı dört şirket ve Pasdaran Komutanı Rüstem Kasemi...
Bünyan denilen vakıflar ve başka kuruluşlar...
Zaman Gazetesi'nden Fikret Ertan yazdı:
Generaller konuşuyor:
"Yenidünya kuruluyor, Türkiye safını yeniden belirlemelidir;
Çin'le, Rusya'yla, Hindistan'la, İran'la ittifak arayışlarına girmelidir"
Gözaltına alındı; tutuklanıp Silivri'ye kondu.
Sen nasıl kurarsın;
Beş Müslüman ülke ortak açık pazarını...
Suriye, Lübnan, İran, Türkiye...
İşte bunlardır bardağı taşıran son damla!
Defterin dürülüyor; İsrail pazarında...
Onun taşeronları: PKK...
Onun yavrusu BDP..
Onun taşeronu MHP ve CHP
Bak şüheda haberleri geldi;
Kükredi Bahçeli...
Hükümet gitsin; Güneydoğu'da OHAL ilan edilsin;
Gelsin erken seçim ve MHP iktidarı...
Zaten hükümetin teröristbaşı uygulaması da ekmeğe yağ sürüyor.
İdam edilmeme güvencesiyle İmralı'ya taşındı MOSSAD'ın Kenya'sından..
Ama öyle kaldı; teröristbaşı;
Hem devlet suçlusu; hem PKK imparatoru...
Oturmuş İmralı'da tahtına, emirler yağdırıyor;
Erdoğan'ın izniyle her hafta ayağına giden avukatlarına;
Talimatlar yağdırıyor İnternetteki onlarca sitesine...
Nereden?
Nereden olacak?!
Erdoğan'ın özel konforla donattığı lüks İmralı şatosundan...
Hem de 5 arkadaşı da yanına vermişler...
Yan gelip yatıyor, şatosundan emirler yağdırıyor
Amerika ve İsrail taşeronu PKK ve BDP'sine...
"Kürt açılımı!" diyor Beşir Atalay...
Türk devletinin vatandaşı; Kandil'deki terörist olmamışlara;
Devletin zeytin dalı'nı uzatıyor; "Gelin; barışalım";
Ama nerde Türk devleti ve adaleti!
İmralı'dan çağrı yaptı teröristbaşı;
Yürüdü Kandil Dağı ile Mahmur Kampı'ndan
Silahlarıyla 36 kaçak Türk vatandaşı...
Meğer capcanlıymış Kandil Dağındakiler!
Nerde Diyarbakır ve Malatya'dan kalkan F 16'ların akınları...
Hani yerle bir edilmişti; Kandil Dağı kampları!
Türk askeri ve polisi kontrolünden çıkmış olarak,
İmralı teröristbaşının kontrolünde...
Şimdi kendilerine "Türkiye Barış Meclisi" adını veren eşkıya;
'dağdan indik ve düz ovada siyaset yapmaya' geldik.
İşte şimdi bastırır; Kürt açılımı için Bahçeli:
"AKP hükümeti 2002 yılında terörün bitme noktasına geldiği bir Türkiye
devralmıştır."
"Başbakan Tayyip Erdoğan'ın PKK açılımını başlatmasından bu yana ise
şehit sayısı 125'e ulaşmıştır."
"Hükümet terör tehdidine karşı etkili caydırıcı önlemler almamış,
Kuzey Irak'a geniş çaplı kara harekâtının önünü kesmiş",
"Terörün hamisi Barzani'ye ağabey diyerek siyasi akrabalık ilişkisi kurmuş"
"Bu peşmerge reisini kırmızı halılarla karşılayarak kucaklamış",
Türkiye'nin güvenliğini ABD'nin istihbarat desteğine ve Barzani'nin
inisiyatifine terk etmiş,
PKK açılımıyla terörle mücadeleden vazgeçip terörle müzakere dönemine
girerek etnik bölücülüğün taşeronluğuna soyunmuş"
"Bugün felaket ortamını bilinçli çabalarla adım adım hazırlamıştır."
"Aziz şehitlerimizin kanları, PKK açılımı ile etnik bölücülüğün önünü
açan, bunun ilk provası olan Habur rezaletinin mimarı Başbakan ve
hükümetinin elindedir."
İslamî uyanış hareketinden de dertli, Bahçeli:
"Demek ki Batı ekseninde inkıtayı sürdürüyorsa, Birleşmiş Milletler
kararına da 'hayır' diyorsa o zaman acaba Batı eksenindeki bir
politikada belli bir figüran olarak mı görev üstlenmiş oluyor."
Şu besbelli ki:
Terör olayları Bahçeli'nin işine geliyor.
Bu pastadan müthiş oy potansiyeli umuyor.
Biz de şunları söyleriz ki:
Hükümet, teröristbaşını İmralı'da hücreye koysun.
Dışarıyla bütün bağlantılarını kessin.
Belki akraba ziyaretleri olabilir, ama...
Avukatların ziyaretini yasaklasın, hiç izin vermesin.
Eğer yapılmazsa bu hükümet gidebilir.
Eğer olmazsa teröristbaşını İmralı'dan dışarı salsın.
Çıksın Kandil Dağı eşkiyasının başına;
Bakalım bu kadar etkili olabilecek mi?
Devlet eşkiyayı İmralı'da besliyor:
Yazın klimasıyla serinletiyor, kışın kaloriferiyle ısıtıyor.
Hem de Türk askerinin hizmetkarlığında..
Salsın onu dağa...
Hiç olmasın enayiliğimize dünya gülmesin.
Gazeteci Gülay Göktürk diyor ki:
Ordu neden bu kadar başarısız?
Bu halk "Ortadoğu'nun en büyük ordusu"nu besliyor; yemeyip içmeyip,
ona silah ve teçhizat yetiştiriyor; bütçesini sorgulamıyor;
modernleştirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor.
Peki neden 700 bin-800 bin kişilik bu dev ordu çeyrek yüzyılı aşkın
bir süredir üç-beş bin teröriste karşı silahlı mücadeleyi kazanamıyor?
Evet, olayın uluslararası, siyasal, toplumsal, tarihsel, ekonomik
boyutları olduğunu elbette biliyoruz.

Ama bir de konunun diğer boyutlarında yapılan hataları ya da
eksiklikleri bahane göstermeden, askeri boyutta neden bu kadar
başarısız kalındığının da izah edilmesi gerek.
Hata neredeydi; istihbarat mı, planlamada mı, taktikte mi; yoksa işin
esasında mı?" diye sorup doyurucu açıklamalar beklemek hakkımız değil
mi?
Ne var ki, askeri meseleleri sadece kendilerinin bildiğini sanan ve
her eleştiriyi "orduyu yıpratma çabası" olarak algılayan Genelkurmay
tarafından asla değerlendirmeye alınmadı.
Bakın, Laçiner 2007 yılında Neş'e Düzel'le yaptığı söyleşide:
"Terörist sivrisinek gibidir. Ordu ise dev bir balyozdur. Türkiye
elinde balyozla sivrisineğin peşinde koşturuyor. Balyozun üzerinize
isabet etme ihtimali çok düşük diye sivrisinek insanın devamlı orasına
burasına konup kanını emmeye çalışır ki, balyoz insanın kendisine
vursun.
Ordular hantaldır. Orduyla iç güvenlik sağlanamaz. Siz 10 bin kişiyi
oradan oraya sevk ederken, 50 kişi ıslık çalarak başka bir yere
gidiyor.
O dağa işini iyi yapan, komando eğitimi almış, SAT türü 35-100 James
Bond gönderirsiniz, işi bitirirsiniz. Ama gönderilmiyor."
"Batılı ülkeler, teröristle mücadeleyi asla orduyla yapmıyorlar.
Polisin içinde bir birim kuruyorlar. Kuzey İrlanda'da biraz orduyu
işin içine soktular, sonuç felaket oldu. Sonra yeniden profesyonel
güçlere döndüler."
İşte hükümetin diplomasisi, ekonomik girişimi, İsrail'e karşı sivil
meydan okuyuşu ne kadar güçlü olsa da terörle ancak polis özel harekat
timi başarılı olur.
Aksi takdirde ordu zaafa uğrar, teröristbaşı kazanır ve hükümetimize
de yazık olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.