Hikmet Dede

Yaşar Koca

Size Hikmet Dede"den bahsetmek istiyorum. Hikmet Dede adında bir Allah dostu yaşamış günün birinde. Hikmet Dede"nin asıl adı Hikmet değilmiş. Daha doğrusu adının ne olduğunu bilende yokmuş. Hikmet Dede bir özelliğinden dolayı adı Hikmet olarak kalmış. Kendiside unutmuş asıl adını. Hikmet Dede"nin bir özelliği varmış: Hiçbir şeyi kötüye yormaz: “Bununda vardır bir hikmeti” dermiş. Hikmet Dedeyi tanıyanlar onun bu tevekkül ve razı haline gıpta ederlermiş. Aynı zamanda hayret de ederlermiş. Bir gün köylü komşuları Hikmet Dede"ye bir oyun oynamak istemişler. Köyde yaşamış olanlar bilirler. Köylüler sığırlarını hayvanlarını otlatmak için köyün yakınlarındaki ormana kovarlar. Hayvanlar akşama kadar dağda kalır, karınlarını doyurur ve akşam olunca evlere dönerler. İşte Hikmet Dede"nin köyünde de böyle yaparlarmış. Hikmet Dede sabahleyin hayvanlarını ormana kovmuş diğer köylüler gibi. Akşam olmuş. Herkesin hayvanları eve dönmüş ama hikmet Dede"nin hayvanları eve dönmemiş. Köylüler Hikmet Dede"nin yanına gelmişler ve hayvanlarının dönüp dönmediğini sormuşlar. Hikmet Dede “Daha dönmediler” demiş. Köylüler Hikmet Dede"ye, “Dağda kurt kuş canavar zarar vermiş olmasın Hikmet Dede” derler. Hikmet Dede her zamanki haliyle; “Bununda vardır bir hikmeti” der. Köylüler “Bunun ne hikmeti olacak Hikmet Dede” derler. Hikmet Dede oralı bile olmaz. Biraz daha beklerler ve Hikmet Dede, hanımını çocuklarını yanına alarak ormana hayvanları aramaya giderler. Ormana gittiklerinde hayvanlarının ağaçlara bağlanmış bir halde bulurlar. Köylüler Hikmet Dede"nin hayvanlarını ormanda ağaçlara bağlamışlar ve Hikmet Dede"nin tavrını merak etmişlerdir. Hikmet Dede ağaçlardan hayvanların yularını çözer, eşi ve çocukları ile köylerine dönmek üzere yola koyulurlar. Köye girmek üzere yaklaştıklarında büyük bir deprem olur. Köyün altı üstüne gelir. Sadece Hikmet Dede ve ailesi ile hayvanları kurtulur. Hikmet Dede gözlerini köye çevirir ve : “Bunun da vardır bir hikmeti.”

                Hikâye bu. Ancak yaşadığımız bu devirde en küçük bir olumsuzluk veya bizi üzen bir durumda isyan ederiz. Eyvahlar deriz. Kıyamet kopmuş gibi, dünyanın sonu imiş gibi hafakanlar geçiririz. Bize göre kötü olan bir durumda isyan etmek yerine bu durumun bize nasıl hikmetleri olacağını hiç düşünmeyiz. Hikmet Dede bize ne güzel örnekler vermektedir. İnançlı insanlar tevekküllü olurlar. Bulundukları duruma şükrederler, hamd ederler. Daha beterinden muhafaza etmesi için dua ederler.

Büyük Allah dostlarında biri yoldan geçerken karşıdan gelmekte olan birkaç köpek sürüsü ile karşılaşır. Köpeklerde karşıya geçmektedirler. Allah dostu durur ve yol verir. Talebeleri neden geçmediğini sorarlar. Allah dostu zat, köpekler bana döndü ve kendi lisanları ile: “ Seni bu şekilde ve bizi de kelp olarak yaratan Allah acaba seni bizim gibi bizi de senin gibi yaratamaz mıydı? Öyleyse insan olduğun için böbürlenme bak biz halimize razıyız.” Derler. Bunun üzerine köpeklerin bu lisanından etkilendiğini ve onlara yol verdiğini söyler.

                Kendi halimize şükretmeliyiz. Yahut bulunduğumuz durum bizi böbürlendirmemeli. Küçük bir deprem yahut bela bizi sıfırın altına düşürmeye yeterde artar bile. Bulunduğumuz durum bizi yanıltmamalı. Altımızdaki son model arabalar ve makamlar gelip geçicidir. Bir gün gelir çöplerden ekmek toplayan kişilerin durumuna düşmeyeceğimizi kim garanti edebilir. Yahut geldiğimiz yere bakarak ibret almalıyız. Ne oldum dememeli, ne olacağım diye endişe etmeliyiz. Olaylara ve insanlara önyargılı bakmamalıyız. ' Einstein'in dediği gibi “İnsanlardaki ön yargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zordur.”

Çok daha zor olanı başarabilmek hepimize değerler ve güzellikler kazandıracaktır. Önyargılarımızı ortadan kaldırabileceğimiz güzel günler dilerim.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.