2002 den beri uygulanan Sağlıkta dönüşüm sürecinde daha çok kadın sağlık emekçilerinin mağdur edildiğini belirten Gencan "25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü nedeniyle yaptığı açıklamada, "Sağlık ve Sosyal Hizmet İşkolunda istihdam edilenlerin % 65 ini kadınlar oluşturmaktadır. İş kolumuz da tüm meslek gruplarından her üç kadından biri işyerinde şiddete maruz kalmaktadır. 2002 den beri uygulanan Sağlıkta dönüşüm sürecinde daha çok kadın sağlık emekçileri mağdur edilmektedir. Bir yandan güvencesizleştirme ve performansa dayalı ücretlerle daha yoğun çalışmaya zorlanmaktadır. Hemen her gün bir sağlık çalışanın da şiddete uğradığını biliyoruz. Çalışma yaşamımızda idareci ve siyasetçilerin saldırılarıyla karşılaşıyoruz. Fiziksel şiddete ve hakarete maruz kalıyoruz. Sistem, sağlığı dönüştürürken, faturasını sağlık çalışanlarına çıkartıp, suçlusu bizmişiz gibi gösteriyor ve hedef haline getiriyor. Sağlıkta dönüşüm süreciyle artan güvencesizlik esnek çalışma şiddet sağlık sektöründe sayıca da fazla olan sağlık emekçilerini daha fazla etkiliyor. " dedi.
AK Parti'nin muhafazakâr politikaları doğrultusunda kürtaj ve sezaryen tartışmaları ile kadın bedeninin tahakküm altına alınmak istendiğiniifade eden Gencan, " Hükümet, doğrudan Başbakan' ın ağzından 3-5 çocuk doğurun talimatıyla geleneksel rollerine yönlendirilerek ve her geçen gün artan muhafazakâr anlayışla kadınlar eve hapsedilmek isteniyor.
Türkiye'de ve dünyada kadının insan haklarını koruma ve geliştirme gayreti gösteren, şiddetin ortadan kaldırılması için mücadele eden tüm kadınları ve kadın kuruluşlarını en içten saygı ve dayanışma duygularımızla selamlıyoruz." diye konuştu. 5 Kasım, Dominik Cumhuriyeti'nde,Salcedo'da Ojo de Agua adlı köyde doğmuş Trujillo iktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi'nin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledildiği tarihtir. Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. Mirabel kardeşler, ülkelerinde siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek Latin Amerika'daki diktatör Rafael Leonidas Trujillo'ya meydan okur. Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler... Sonrasında, bu katliam kayıtlara "araba kazası" olarak geçecektir. Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek Dominik'te gerek dünya da "Kelebekler" adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar. Önce 1981'de Dominik'te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım , "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından "25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü ilan edilir.1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar.
Her üç kadından biri işyerinde şiddet görüyor
SES Samsun Şube Sekreteri Gül Gencan İşkollarında tüm meslek gruplarından her üç kadından birinin işyerinde şiddete maruz kaldığını söyledi
Yorum Yap
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.