Eskiden mahallenin her şeyi bilen bir abisi olurdu. Şimdi herkes o abi.
İnternete giriyorsun; adam sabah ekonomi yorumluyor, öğlen futbol taktiği anlatıyor, akşam insan psikolojisini çözüyor. Gece de evrenin sırlarını açıklıyor. Uyumadan önce de “kendinize iyi bakın dostlar” yazıyor.
Korkutucu olan özgüvenleri değil aslında. Korkutucu olan, bu durumun normal gelmesi.
Bir şeyi bilmiyorum demek kayıp oldu. İnsanlar bilmeyi değil, haklı çıkmayı seviyor artık. Eskiden soru soran insan meraklı görünürdü, şimdi zayıf görünüyor. O yüzden herkes cevap dağıtıyor. Sorusu olan yok.
Bir konuda fikri olmayan insan neredeyse kalmadı. Sanki dünyaya gelirken kimlik kartının yanında fikir paketi de veriyorlar. Ekonomi hakkında düşüncen olacak, siyaset hakkında olacak, ilişkiler hakkında olacak, insan psikolojisini de çözeceksin. Yetmez; hayatın anlamını da iki cümlede açıklayacaksın.
Üstelik bunu düşünerek de yapmıyoruz. Daha kötüsü, refleksle yapıyoruz.
Bir haber görüyoruz; okumadan yorum yapıyoruz. Bir insan görüyoruz; tanımadan karar veriyoruz. Bir cümle duyuyoruz; sonunu beklemeden hüküm veriyoruz. Sanki beynimiz artık düşünme yeri değil de acil servis gibi çalışıyor. İçeri bilgi giriyor, hemen dışarı fikir çıkıyor.
Bekleme yok.
Eskiden insanlar bazen susardı. Bir masada bir konu açıldığında “bilmiyorum” diyen birileri olurdu. Sonra biri çıkıp anlatırdı, diğerleri dinlerdi. Şimdi herkes aynı anda anlatıyor. Ortada dinleyen olmayınca konuşmanın da bir anlamı kalmıyor zaten.
Garip olan şu; bilgi gerçekten arttı. Cebimizde dünyanın belki de en büyük kütüphanesi var. Birkaç saniyede yüzlerce bilgiye ulaşabiliyoruz. Ama bilgelik sanki bavulunu sessizce toplayıp gitmiş gibi.
Çünkü bilgi dediğin şey sadece öğrenmek değildir. Bazen susmaktır. Bazen “emin değilim” diyebilmektir. Bazen de insanın kendi kafasının içinde bir süre dolaşıp çıkmasıdır.
Artık kimsenin buna vakti yok.
Herkes konuşuyor çünkü. Herkes anlatıyor. Herkes öğretiyor.
Kimse çıkıp “Arkadaşlar bugün de hiçbir şey bilmiyorum” diye video çekmiyor.
İzlenmez çünkü.
Bir de sanırım insanlar cevapları seviyor. Cevaplar güven veriyor. Belirsizlik rahatsız ediyor. Ama dünyanın büyük kısmı zaten belirsiz şeylerden oluşuyor. Belki insan olmanın en zor tarafı da bu; kesin konuşmayı bırakıp soru işaretleriyle yaşayabilmek.
Bilmiyorum.