Helalleşmek Ya da Artık....

Helalleşmek Ya da Artık Grinin Tonlarını Sevmiyorum. Bir Gün Bu Çocuklar Yakacaklar Samsun"u… Öyle Mahzun…

 Ey okur!
Uzun süredir ne çok şey söyledim size, ne çok hiç bir şey. "Vıdı vıdı vıdı" hatırla. Size bu gün bu saatte ne diyeyim şimdi ben. Düşünüp duruyorum şu saat,  ne desem ne demesem size. (Çok şeyinizeydi) Aslında sayın yönetmeni arayıp "benden bu kadar arkadaş bir atımlık barutum vardı. Attım bitti, bittim" diyeceğim, dilim varmıyor. El var ar var "beceremedi" demesine müsaade etmek istemiyorum kimsenin. Hele Recep Yazgan keyfolsun hiç istemem. Nihayetinde izzeti nefis taşıyorum sizler gibi. Halk"tan Feyzi abi bile bende istidat görüp başımı okşadıydı Çiftlik caddesinde geçenlerde.  Hem aziz dostum; Amak-ı Hayal İtfaiyeci Fevzi ne der bu işe, o ayrıca bir yazı mevzusu (Fevzi ile Feyzi"yi karıştırmayalım lütfen). Bi durun iyi fikir, Aziz dostumuz Fevzi"yi arayalım soralım. Ne diyelim, kime görünüp kim(l)e görünmeyelim, bu hafta okur ne okur" soralım. "Alo Fevzi baba nassın. Çoluk çocuk evlat ıyal ne edersin" .  "Az susun Fevzi konuşuyo"  "Canımsın bişi olmaz dert etme. Akıllı ol, kimsenin seni beni hatta bizi kendini bile iplediği yok. Rahat ol. Otur roman hikaye oku. Çehov"u oku. "Memurun Ölümü" mesela onu bi daha oku ( Melike Hanım"a hasseten selam ederim). Dostoyevski oku, Sait Faik ne bilim Halikarnas Balıkçısı, yemedi Üstatlardan devam et; Necip Fazıl, Cemil Meriç, Üstat Ali Şeraiti, Beheşti, Mutahhari, Orhan Pamuk pardon daraltma kendini layt takıl Cibran Halil Cibran oku, "Ermiş"i bi daha oku." "Peki Fevzi Baba bizi çok aydınlattın." Sizin adınıza Fevziye teşekkür eder onu sevdiğimizi bir kez daha deriz. Unutmayın o bizim en iyimizdir. 
Ey okur !
Şimdi izniniz olursa biraz daha ciddileşmek isterim. Geçenlerde Kent Kültürü yazarlarından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde hocalık eden İsmail Kasap"la çette sohbet ettik. Denge"deki yazılarımı okuduğunu ancak hayal kırıklığına uğradığını neyim söyledi. "Ben dedi senden Ahmet Altan yazıları beklerken sen tutmuş politik, polemik yazıları yazıyorsun. Engin Ardıç pozlarındasın. Sana ne, bana ne kardeşim bütün bunlardan. Kafama bir balyoz yemiş gibi oldum. İrkildim. Kükredim ve kendime geldim. İşin aslı evet doğru söylüyor İsmail Bey. Daha dün kardan adam yazarken, apansız cemreler düşmeye başladı üzerimize. Bahar geldi. Erikler açar akşama sabaha. Damarlarımıza yürür kan, yürür aşk, yürür acısı ayrılığın, yürür gönlümüzün baharı başka iklimlere. Ve geçer zaman, daha çok düşer şakaklarımıza ak. Karacaoğlan"ın Değirmenden gelirim beygirim yüklü /Şu kızı görenin del olur aklı /On beş yaşında kırk beş belikli /Bir kız bana emmi dedi neyleyim .../ dizeleri dökülür dudaklarımızdan.

Neyse ey okur!  şimdi diyeceklerime kulak kesilin lütfen.
 Ak Parti iktidara yürürken ve öncesinde RefahYol"a kadar gidilebilir ve öncesine bu yolun; ülkede ciddi bir entelektüel hareketlilik vardı. İnsanlar verili olandan resmi olandan sıkılmışlar ve verili olanın dikte edilenin beş para etmezliğini, statükonun dayatmalarının kendilerini insan olmaktan çıkardığını fark etmiş cesurca aydınlanmadan özgürlüklerden bilimden sanattan bahseden Müslüman aydınların omuz verdiği müthiş bir beyin fırtınasını arkasına alan Tayyip Bey ve arkadaşlarını, ordu içinden bazı gruplar ve statükocu siyasal partilere rağmen gelecek umutları yapmışlardı. Pilot çalışmalar bu umudu desteklemiş, halk evet halk her kesimiyle bu partiyi desteklemişti. Önceki seçimde ve sonrasında halk milletvekili ve belediyelerin çoğunu tüm yurtta ve Samsun"da bu partiye vermişti. Şimdi son duruma bakalım istiyorum. Belediyeler ne durumdadır. Diğer her hangi bir partinin iktidarında bir şekilde yapılabilecek işler dışında insanı merkeze alan mahalleyi kasabayı ilçeyi kenti kültürel olarak değiştirecek dönüştürecek hangi ciddi işler yapılmıştır?  Enformasyon işini yapmaktadır, modern ve post modern çağın hakim güçleri işlerinin gereğini yapmaktadır. Gücü erki ve yaptırımı elinde tutan meclisler belediye meclisleri ne iş yapmaktadır. Bu kentin gençlerinin ufku nedir? Hangi entelektüel mevzular hangi gençler tarafından nerede hangi biçimde tartışılmaktadır. Kaç genç "Dünyayı Değiştiren Adam" olma hevesindedir. Bu kentte sahiden kaç kitabevi vardır Endülüs ve Ebabil kitabevleri dışında. Hangi ciddi kitap bu kentte kaç genç tarafından okunmaktadır. Samsun Kent Kültürü diye bir dergi çıkıyor bu kentte kimin umurunda. Hangi belediye hangi kültür evi; hangi panel, sempozyum ve toplantıyı organize etmektedir. Kentin hangi acil sorunu konferans panel evet sempozyum  ve diğer  şekillerde konuşulmakta tartışılmaktadır. Sosyal Bilimler Lisesi diye bir lise var bu kentte. Yakında Uluslararası Doğu Batı Sempozyumu düzenliyorlarmış. Sanırım tüm ülkede rakamla 5 yazıyla beş tane olan bu liseye ne kadar omuz vermektedir bu kent. Birkaç güzel adamın gayretleriyle harika işler çıkaran bu lisenin seçkin öğrencilerine yıllardır üç beş kuruşa kıyılarak bir yurt binası niçin yapılmamaktadır. Üstelik eğitim gibi ciddi bir mesele siyasi polemik ve inatlaşma mevzusu yapılarak bu işler niçin savsaklanmaktadır. Ayıp sadece. Tersinden yazalım bir de; sadece ayıp. O çocuklar şiir okuyor. O çocuklar mahzun olduklarında,  garip olduklarında, o çocuklara gurbetlik koyduğunda sahiden bağıra bağıra ağlayabilecekleri kendilerinin evleri gibi hissedebilecekleri bir yurtları yok evet. Sığıntılar. Şiir işte hemen şimdi :           

O çocuklar öyle mahzun...

Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek
İnanır olmuştum artık solmayacağına
O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler
Azgın canavarlarla artık kimler pençeleşecek
Ölmeye hazır umutlarım vardı mektuplar okudum
Gördüm satırlarda nişanlı genç kızlar ağlardı
Bir baba sıkardı kasketini kahırdan, gözyaşları
Uçardı satırlarda ak saçlı bir ananın
Ve bacılar avuçlarını gözlerine yamardı
Benim ölmeye hazır umutlarım vardı
Bana aşka ve sana dair mektuplar yazarlardı
Şimdi saçma sapan sözler dolanıyor dilime
Kurumlarım yaşlı bir adamın sakallarını aşıyor
Delikanlı raconları, bitpazarları ve genç kızlar
Aciz çırakları insanlığın, imdada koşuyorlar
Çatlıyor damarlarım, utançtan eşgalim sararıyor
Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek
Beni kimler anlayacak artık, kimler sevecek.
Korkuyorum tasalarım artıyor.
O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler
Beni kimler anlayacak artık, kimler sevecek


O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler
Senin solduğun bahçeleri görsem dayanamam
Anlatıyorlar bir karanfilin herkese açtığını
Çok ağladım sarsılarak saklamam
O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler
Gecelerin ürkünç karanlığına bulaştım
O nurdan yüzlü âşıkları unutamam
Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek
Sensiz yaşamaya alıştım artık
Bilmem idamlık kefenimi kimler biçecek.

İlhami Atmaca (Rahmetle anıyorum.)

Ne olacak bu çocukların durumu. Çiflikte Beyaz Ev"in orada ışıklarda mendil satan, sakız satan yaşları beş ile oniki arası minicik ama kocaman laflar küfürler eden çocuklarla kim ilgilenecek. Hastanebaşında Kadıköy"de, Çarşamba Mahallesinde ve diğerlerinde esrar çekip mayışan ve birer canavara dönüşen işsiz güçsüz hayta çocuklarla kim ilgilenecek. Okul önlerinde uyuşturucu satan alan çocuklara kim başka türlü  uçmayı, uçurtma  yapmayı, başlarını göğe erdirmeyi öğretecek. Yer dar evet bir projemden bahsedecektim olmadı. Uzattım lafı. Bir sonraki hafta nasipse.  Sözlerimi sevgili Hakan Albayrak"ın bir kısa şiiriyle bitiriyorum: Her şey bir rüzgâra bakıyor ağabey / bakma esrar çekip mayıştıklarına / bir gün var ya bu mağripli çocuklar /bir gün yakacaklar Paris"i. Samsun "u diye düzeltsek acaba kızar mı Hakan?