HAYATIN ÖZÜ-İNSANIN YÜZÜ...

Sami Kesmen

İnsanın gerçek yüzü; rahat zamanda değil, imtihan zamanında ortaya çıkar. Çünkü rahatlık; insanın karakterini örter, menfaatler kusurları gizler, imkanlar ise çoğu zaman hakikatin üzerini perdeleyen bir örtüye dönüşür. Asıl mesele; şartlar değiştiğinde, hayat zorlaştığında, yük ağırlaştığında insanın nasıl davrandığıdır. İnsan; bollukta cömert görünür, güçlüyken merhametli olabilir, makamdayken mütevazı gözükebilir. Ama darlık geldiğinde, hastalık kapıyı çaldığında, miras bölüşüldüğünde, makam ele geçtiğinde; işte o zaman insanın içinde gizlediği hakikat ortaya dökülür.

Kadın, kocasının fakirliğinde tanınır denmesi boşuna değildir. Çünkü fakirlik; sadece cebin değil, sabrın da imtihanıdır. Varlık zamanında sevgi kolaydır. Sofra doluyken herkes mutludur. İmkanlar genişken tebessüm etmek zor değildir. Ama hayat daraldığında, borç arttığında, evin huzuru ekonomik sıkıntılarla sarsıldığında eşlerin gerçek karakteri ortaya çıkar. Nice insanlar vardır ki zenginlikte sevgi cümleleri kurar ama darlıkta birbirine yabancılaşır. Çünkü bazı sevgiler; şahsiyete değil, imkana bağlıdır. Oysa hakiki eş olmak; servete değil, sadakate dayanır. Fakirlikte omuz veren kadın; sadece eş değil, hayat arkadaşıdır.

Erkek de eşinin hastalığında tanınır. Sağlıklı, genç ve güçlü zamanlarda sevmek kolaydır. Ama eş yatağa düştüğünde, güçten kesildiğinde, hayatın yükünü taşıyamaz hale geldiğinde; işte o zaman erkeğin merhameti, vefası ve adamlığı ortaya çıkar. Çünkü gerçek sevgi; güzelliğe değil, sadakate dayanır. Hastalık; insanın sabrını, ahlakını ve vicdanını test eden ağır bir imtihandır. Bu yüzden bazı insanlar eşini sadece sağlıklı günlerin arkadaşı olarak görürken, bazıları hastalıkta onun başucunda bir ömür nöbet tutar. İşte insanın karakteri burada anlaşılır.

Kardeş, mirasta tanınır. Çünkü miras; sadece mal paylaşımı değil, vicdan paylaşımıdır. Nice kardeşler vardır ki yıllarca aynı sofrada oturmuş, aynı anne-babanın evladı olmuş ama üç kuruşluk dünya menfaati uğruna birbirine düşman kesilmiştir. Miras masasında ortaya çıkan kavga; aslında yıllardır gizlenen nefis hastalıklarının dışa vurumudur. Açgözlülük, kıskançlık, enaniyet ve dünya hırsı; insanın kardeşlik hukukunu bozabilir. Oysa kardeşlik kan bağıyla başlar ama ahlakla devam eder. Miras yüzünden kardeşini kaybeden insan; aslında mal kazanırken insanlığını kaybetmektedir.

Dost ise sıkıntıda tanınır. Çünkü kalabalıklar iyi günde çok olur. İnsan zenginken, güçlü iken, makam sahibi iken çevresinde yüzlerce insan bulunabilir. Ama düştüğünde, kaybettiğinde, yalnız kaldığında; gerçek dostların sayısı ortaya çıkar. Sıkıntı anı; dostlukların turnusol kağıdıdır. Menfaat için yaklaşanlar sessizce uzaklaşırken, samimi olanlar daha çok yaklaşır. Çünkü dostluk; birlikte gülmek değil, gerektiğinde birlikte ağlayabilmektir. İnsan bazen bir felaket yaşar ama o felaket sayesinde çevresindeki sahte insanları tanır. Bu da aslında görünmeyen bir nimettir.

Evlatlar ise anne-babalarının yaşlılığında tanınır. Çocukken anne-babanın fedakarlığıyla büyüyen insan, anne-babası yaşlanınca aslında kendi karakter sınavına girer. Çünkü yaşlılık; sabır ister, merhamet ister, vefa ister. Anne-babası güçlü iken onların yanında olmak kolaydır. Ama yaşlandıklarında, tekrar çocuk gibi ilgi beklediklerinde, bazen aynı şeyi defalarca sorduklarında; işte evladın ahlakı ortaya çıkar. Günümüzde huzurevlerinin dolup taşması biraz da modern insanın vefa krizini göstermektedir. Anne-babasını yük gören bir insan; aslında kendi geleceğini inkâr etmektedir. Çünkü bugün anne-babasına yaptığı muamele, yarın kendi evlatlarından göreceği muamelenin sessiz hazırlığıdır.

İnsan en çok makam sahibi olduğunda tanınır. Çünkü güç; karakteri ortaya çıkaran en büyük aynadır. Fakirken mütevazı olmak kolaydır. Yetkisizken adaletli görünmek zor değildir. Ama makam ele geçtiğinde, insanlar karşısında eğilmeye başladığında, alkışlar arttığında; insanın nefsi büyümeye başlar. İşte o anda ya tevazu korunur ya da kibir insanı ele geçirir. Tarih boyunca nice insanlar vardır ki makam onları büyütmemiş, aksine küçültmüştür. Çünkü makam; şahsiyeti olmayanı firavunlaştırır, şahsiyet sahibi olanı ise hizmet insanına dönüştürür.

İnsan sözle değil, tavırla tanınır. Herkes güzel konuşabilir ama herkes güzel davranamaz. Çünkü gerçek karakter; kriz anında ortaya çıkar. İnsanı tanımak için onun rahat zamanına değil, imtihan zamanına bakmak gerekir. Zira hayat; insanın içini ortaya çıkaran büyük bir aynadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.